Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/2290 E. 2010/12102 K. 28.09.2010 T.

Yayınlanma Tarihi: 11.02.2024 00:59


YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2290
KARAR NO : 2010/12102
KARAR TARİHİ : 28.09.2010

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, davalıdan 8.1.2007 tarihinde satın aldığı TV'nun arızalandığını, 30.6.2008 tarihinde tamir için servise verdiğini ve ancak yasal 30 işgünü içinde teslim edilmediğini, Tüketici Hakem Heyetinin bedelin iadesine dair kararını icraya koyduğunu, ancak davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsilini istemiştir.
Davalı, Hakem Heyeti Kararının bağlayıcı olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, dava konusu TV'nin arızalanmasında kullanım hatası bulunmadığı, ürünün yasal 30 işgünü içinde davacıya teslim edilmediği gerekçesiyle davanın kabulü ile itirazın 3000,00 TL üzerinden iptaline karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacının temyiz itirazlarının incelenmesinde, İ.İ.K'nun 67/2.maddesi uyarınca icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun icra takibi sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının mahkemede dava ederek haklı çkıması yasal koşuldur. Borçlunun kötüniyetle itiraz etmiş olması zorunlu değildir. İcra inkar tazminatı işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı alarak alacağın likit ve belli 2010/2290-12102
olması gerekir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tesbit edebilir durumda ise alacağın likit ve belli olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olmasıda şart değildir. Açıklanan yasal kurallar ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece yanlış değerlendirme sonucu bu istemin reddine karar verilmiş olması usule ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Ne varki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden usulün 438/7.maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalının tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyaranca mahkeme kararının hüküm bölümüne beşinci fıkra olarak eklenmek üzeren aynen (hükmedilen asıl alacak olan 3400 TL'nin %40'ı oranında hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine) söz ve rakamlarının yazılmasına, hükmün bu değiştirilmiş ve düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, 15,60 TL peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 170,80 TL kalan harcın davalıdan alınmasına, 28.9.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.