YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2663
KARAR NO : 2010/14772
KARAR TARİHİ : 09.11.2010
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı esas davanın reddine karşı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı-karşı davalı avukatınca duruşmalı davalı-karyı davacı avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat … ile davalı … ‘nin gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı Banka, davalı ile imzalanmış olan avukatlık sözleşmesi gereğince, davalı avukatın, bankanın vekili olarak, kendisine tevdii edilen takip ve dava dosyalarını takip ederken, kendisinden beklenen işi özenle görme, işi zamanında ve tam olarak yerine getirme, müvekkilin menfaatlerine uygun davranma, müvekkile bilgi ve rapor verme yükümlülüklerini ihlal ettiğini, dava dilekçesinde ayrıntıları belirtilen dava ve takiplerden dolayı Bankanın hak kaybına uğramasına ve zararına sebebiyet verdiğini, Yönetim Kurulunun, 30.11.2005 tarihlinde, “avukatlık sözleşmesinin feshine ve Bankanın zararları nedeniyle 100.000,00 YTL tazminat talep edilmesine” karar vermesi üzerine sözleşmenin, 14.12.2005 tarihli ihtarla feshedildiğini, 100.000,00 TL banka zararının ise talep edilmesine rağmen ödenmediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacı Bankanın iddialarının yersiz ve kasıtlı olduğunu, vekalet görevini özenle ifa edip, tüm talimatları yerine getirdiğini, bir kısım borçlularla anlaşma sağlanıp, 2010/2663-14772
Alacağın protokole bağlandığını, görevin ifası sırasında herhangi bir kusur ve ihmalinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini dilemiş, açmış olduğu karşı davada ise, sözleşmenin haksız olarak feshedildiğini, davacı-karşı davalıdan, gerek müvekkilin ödemesi gereken, gerekse karşı tarafa yükletilecek olan vekalet ücreti alacakları olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, şimdilik 25.000,00 TL ücret alacağının, fesih tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş, 27.9.2009 tarihli ıslah dilekçesi ile de, talebini 459.510,15 TL’ye çıkarmıştır.
Mahkemece, alınan bilirkişi raporları gereğince, davalı avukatın sözleşme ve vekalet ilişkisinden kaynaklanan görevini yerine getirirken, özensiz davrandığı, müvekkilini bilgilendirme görevini yerine getirmediği, güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu, görevini ihmal ederek müvekkilini zarara uğrattığı iddiaları kanıtlanamadığından, azlin haksız olduğu kabul edilmek suretiyle, asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne, 394.461,91 TL vekalet ücreti alacağının davacı-karşı davalı bankadan tahsiline, hükmedilen alacağın 25.000,00 TL’lik kısmına, karşı dava tarihi olan 21.04.2006 tarihinden itibaren, 369.461,91 TL’lik kısmına, ıslah tarihi olan 27.07.2009 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, fazlaya ait istemin ise reddine karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
Davacı-karşı davalı Bankanın temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı-karşı davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Asıl dava; taraflar arasındaki avukatlık sözleşmesinin ifası sırasında, davalı avukat tarafından davacı bankanın zararına sebebiyet verildiği iddiası ile açılan banka zararının tazmini, karşı dava ise haksız fesih nedeniyle ödenmeyen ücret alacağının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne, 11.3.2008 tarihli bilirkişi raporu ve 20.10.2008 ve 16.11.2009 tarihli ek raporlar hükme esas alınarak, 369.461,91 TL vekalet ücretinin tahsiline karar verilmiştir. Birbirini doğrulayan 11.3.2008 ve 25.5.2009 tarihli bilirkişi raporları ile tüm dosya kapsamına göre, davacı Banka tarafından davalı avukatın sözleşmesinin 14.12.2005 tarihli ihtarla feshedilmesi ve daha sonra da yapılan 9.2.2006 tarihli azil işleminin haksız olduğu, davalının haksız azil nedeniyle vekalet ücreti talep etmekte haklı olduğu 2010/2663-14772
Anlaşılmakta olup, mahkemenin de kabulü bu yöndedir. Bu durumda ödenmesi gerekli olan vekalet ücretlerinin tespitinde ise, öncelikle taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinin, Avukatlık Kanununun ilgili hükümleriyle birlikte incelenip değerlendirilmesi gereklidir.
Davalının, 22.5.1998 tarihinden itibaren vekilliğini üstlendiği davacı Banka ile son olarak 3.3.2004 tarihi itibariyle yenilenen avukatlık sözleşmesinin bulunduğu uyuşmazlık konusu olmayıp, bu sözleşmenin “Avukata Verilecek Ücret” başlıklı 2/1. maddesinde, “Avukata üstlendiği işlerle ilgili olarak yalnızca nispi avukatlık ücreti ödenecektir. Nispi ücretin hesabına esas bedel, icra takibi veya davaya konu olan ve asıl alacağı teşkil eden tutar üzerinden olmak şartıyla ister kısmi, ister tam olarak yapılacak tahsilatın Banka kasasına giren miktarı olup, ….tahsilat yapılması durumunda, yapılan tahsilatın %2’si oranında brüt avukatlık ücreti ödenecektir.” Hükmü, aynı maddenin (g) fıkrasında, “…karşı taraftan alınmasına karar verilen avukatlık ücreti, tahsili halinde Bankaca avukata ödenecek olup, başkaca bir ücret ödenmeyecektir.” Hükmü, yine “Karşı Taraf Aleyhine Hükmedilen Avukatlık Ücreti” başlıklı 3/1.maddesinde de, “Banka alacağının her türlü masraf, faiz, BSMV ile birlikte tümüyle tahsiline bağlı olmak şartıyla, dava veya icra takibi sonucunda karşı taraf aleyhine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre takdir ve hükmedilecek olan ücretin %75’ini almayı, %25’ini Bankaya bırakmayı avukat peşinen kabul ve taahhüt etmiştir.” Hükümleri bulunmaktadır.
Görüldüğü üzere sözleşmede, avukata ödenmesi öngörülen %2’lik vekalet ücretinin, ancak “tahsilat” yapılması durumunda ve bu “tahsilat” oranında ödeneceği kararlaştırılmıştır. Her ne kadar Avukatlık Kanununun, 174. maddesinde, “Avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir.” Hükmü gereğince avukatın, haksız azil halinde üzerine aldığı işi devam ettirip tamamlama olanağı kalmadığından, hangi aşamada olursa olsun, üstlendiği işlerin tüm vekalet ücretlerini talep edebileceği öngörülmüşse de, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşmede ücretin ödenmesi “tahsilat” şartına bağlanmış olup, bazı dosya ve takipler yönünden, vekaletin devam etmesi halinde dahi, tahsilatın hiç gerçekleşmemesi, ya da uzun zaman sonra gerçekleşmesi söz konusu olabileceğinden, dava konusu olayda ancak azil tarihi itibariyle tahsil edilmiş veya tahsil edilme aşamasına gelmiş olan dosyalar yönünden avukatın ücret talep edebileceğinin kabulü gerekir. Nitekim tahsilatı mümkün olmayan dosyalardan, sözleşmenin devamı halinde vekalet ücretlerini alamayacak olan avukatın, vekillikten azledilmesi halinde, bu ücretlerini alabileceğini kabul etmek, müvekkil yönünden ağır sonuçlar doğuracak olup, hakkaniyete de 2010/2663-14772
Aykırıdır. Hükme esas alınan 11.3.2008 tarihli bilirkişi raporu ve 20.10.2008 tarihli ek raporda ise, az yukarda açıklanan doğrultuda, dosyaların tahsil edilebilirlik durumuna göre bir ayrım yapılmamış, tüm dosyalardan tahsilat yapılmış gibi hesaplama yapılmıştır.
Öte yandan davacı, haksız olarak azledilmesi nedeniyle, üstlendiği işleri takip olanağı kalmadığından, yoksun kaldığı karşı tarafa yüklenecek olan vekalet ücretlerinin de tahsilini talep etmiş olup, Avukatlık Kanununun 164/son maddesi hükmüne göre, karşı tarafa yüklenen ücret avukata aittir. Görülmekte olan bir davada tahmil edilecek vekalet ücretinin miktarı, dava ve icra takibinin sonuçlanması ile belli olur. Vekil edenin avukatına ödeme borcu da, bunun karşı taraftan tahsil edildiği anda doğar. Henüz karşı taraftan vekalet ücreti alacağını tahsil etmemiş olan müvekkilden, avukat bu ücret alacağını isteyemez. Ancak kural böyle olmakla birlikte hakim bu kurala sıkı sıkıya bağlanmamalı, Avukatlık Kanununun 164/son maddesine işlerlik kazandıracak şekilde her olayın özelliğine, durum ve şartlarına göre değerlendirme yapılmalı, özellikle Medeni Kanunun 2. maddesinde belirtilen hakkın kötüye kullanılmasına, dürüstlük kurallarının ihlaline izin verilmemeli, gerektiğinde müvekkilin bu alacağını da karşı taraftan tahsil etmiş olduğu kabul edilmelidir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 3/1. maddesinde de, avukatın, “Banka alacağının …tümüyle tahsiline bağlı olmak şartıyla, dava veya icra takibi sonucunda karşı taraf aleyhine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre takdir ve hükmedilecek olan ücretin %75’ini talep edebileceği” belirtilmek suretiyle, bu konuda Avukatlık Kanununa paralel bir düzenleme getirilmiş, ancak Kanundan farklı olarak bu ücretin ancak %75’inin avukata ait olacağı kararlaştırılmıştır. O halde gerek Avukatlık kanunu, gerekse taraflar arasındaki sözleşmenin ilgili hükmü gereğince davacı, talep etmiş olduğu karşı taraf vekalet ücreti alacakları yönünden de, ancak azil tarihi itibariyle karşı taraftan tahsil edilen veya tahsil edilmiş sayılabilecek ücretleri isteyebilecek, buna karşılık tahsil edilebilirlik aşamasına gelmeyen takip dosyaları yönünden ise talepte bulunamayacaktır. Oysa hükme esas alınan bilirkişi raporu ve ek raporunda, karşı taraf vekalet ücretleri yönünden de, açıklanan doğrultuda bir ayrım ve hesaplama yapılmamıştır.
Sonuç olarak, yukarda açıklanan tüm bu nedenlerle, davalı-karşı davacı avukatın, haksız azil nedeniyle talep etmiş olduğu, gerek müvekkilin ödemesi gereken, gerekse aynı Kanununun 164/son maddesi kapsamındaki, karşı tarafa tahmili gereken vekalet ücreti alacakları yönünden, mahkemece, konusunda uzman bilirkişi kurulu aracılığıyla yukarıda 2010/2663-14772
Açıklanan ilke ve esaslar doğrultusunda, taraflar arasında düzenlenmiş bulunan 3.3.2004 tarihli sözleşme hükümleri de gözetilmek suretiyle, dava konusu olan her bir takip ve dava dosyası, ayrı ayrı ve titizlikle incelemeye tabi tutulmalı, her bir dava ve takip nedeniyle, tahsil edilmiş veya tahsilat yapılabileceği kabul edilebilecek olan tahsil aşamasına gelmiş alacaklar belirlenmeli, bunun sonucuna göre de avukata ödenmesi gereken her iki tür vekalet ücretleri hesaplanarak tahsiline karar verilmelidir. Bu yönler gözetilmeksizin yetersiz bilirkişi kurulu raporu esas alınmak suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-Bozma nedenine göre, davalı-karşı davacının temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: 1. Bent gereğince davacı-karşı davalı Bankanın diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün, temyiz eden davacı-karşı davalı Banka yararına BOZULMASINA, 3. Bent gereğince bozma nedenine göre davalı-karşı davacının temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada yer olmadığına, 750,00 TL duruşma avukatlık parasının davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalıya ödenmesine, 17,15 TL peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 09.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.