Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/3055 E. 2010/10258 K. 08.07.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3055
KARAR NO : 2010/10258
KARAR TARİHİ : 08.07.2010

MAHKEMESİ : … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmiş isede duruşma pulu alındığına dair bilgi ve belge olmadığından duruşma isteğinin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı ,dava dışı … İnşaat Limited Şirketinin müdürü sıfatıyla davalıya 4.10.2005 tarihinde noterde yapılan düzenleme şeklinde satış vaadi sözleşmesi ile … sayılı parselde S.S. … Konut Yapı Kooperatifinin zemin katındaki dükkan ve altındaki bodrumların tümünün 600.000 TL bedel karşılığı davalıya astığı ve 150.000 TL satış bedelini aldığını,bakiye bedelin kat irtifakı alıcı adına verilip bankalar tarafından kredi kullandırmaya müsait hale gelince kredi alınarak ödenmesinin kararlaştırıldığını,kendisinin aynı zamanda kooperatifin yapımını üstlenen müteahhit olduğunu,kooperatiften yönetimde olduğu döneme ait huzur hakkı alacağı ile inşaat yapım maliyetinden kaynaklanan alacağına mahsuben bu satılan kısmın kooperatif tarafından kendisine verildiğini,hak ve tasarruf yetkisinin de kendisine geçmesi nedeniyle bakiye satış bedelinin fazlaya ilişkin hakları saklı kalarak tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin dava dışı Altunalem İnşaat Limited şirketi ile yapıldığını,bu şirketin kooperatif ile yaptığı kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre şirkete bırakılan yerlerden olduğunu,kooperatif hak sahibi olmadığı için davacıya devrin geçersiz olduğunu savunarak,davanın husumetten reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş,hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı dava dışı … İnşaat Limited Şirketinin SS … Konut Yapı Kooperatifi ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi yaptığını,inşaattan dava konusu bölümün davalıya şirket temsilcisi olarak noterde düzenlenen satış vaadi sözleşmesi ile satıldığını, 600.000 TL satış bedelinden bakiye 450.000 TL nin kat irtifakı verilip bankalardan kredi alabilecek aşamaya gelindiğinde kredi kullanılarak ödenmesinin kararlaştırıldığını,satılan bu yerin
kooperatiften olan alacağına karşılık kendisine verildiğini,kooperatif başkanı ve şirketin diğer ortağı ile bu hususta sözleşme de yaparak satışa konu yerle ilgili tüm hak ve yetkilerin kendisine geçtiği halde davalının husumet itirazı ile bakiye bedeli ödemediğinden tahsili için eldeki davayı açmıştır.Davalı taşınmazı şirketten satın aldığını,davacıya devrin geçersiz olduğunu,kötüniyetli olduğunu,aksi halde bile bakiye bedel için tapu verilmesi ve bankalarca kredi alınabilir aşamaya gelmesi şartının gerçekleşmediğini savunarak davanın öncelikle husumetten aksi halde esastan reddi gerektiğini savunmuştur.Mahkemece davalının taşınmazı dava dışı … İnşaat Limited Şirketinden satın aldığını,davacının bu satışta şirket temsilcisi olarak hareket ettiğini,bu yüzden husumet ehliyetinin bulunmadığını,bir an için olduğu kabul edilse bile bakiye bedeli talep edebilmek için sözleşmedeki şartın gerçekleşmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.Mahkemece öncelikle davacının aktif husumet ehliyeti olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği açıklandığı halde ,aksi duruma ilişkin delillerde toplanarak,davacının bakiye satış bedelini isteme hakkının şarta bağlı olduğu ve şartın gerçekleşmediği gerekçesi ile de reddedilmiştir.HMUK’un 388 ve devamı maddelerinde mahkeme kararlarının taşıması gereken unsurları ile verilen kararla iki tarafa yüklenen vazife ve hakların ve istek sonuçlarından her birinin açık ve tereddüt uyandırmayacak şekilde açıkça yazılması gerekir.Mahkemece davacının aktif husumet ehliyetinin olmadığı tesbit edilerek husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesi esas itibarıyla davanın usule ait sebeplerle reddine ilişkin olup, davacının aktif husumet ehliyetinin olmaması davanın esasına girip delillerin toplanmasına ve esas hakkında da hüküm tesisine engel teşkil eder.Davanın hem husumet hemde esastan reddine karar verilmesi HMUK un 388 ve devamı maddeleri uyarınca usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2-Bozma sebebine göre davacının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenle kararın davacı yararına BOZULMASINA, 2.bentte açıklanan nedenle davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 8.7.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.