YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3616
KARAR NO : 2010/12622
KARAR TARİHİ : 04.10.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)
Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı; Davalı banka tarafından hakkında icra takibi yapıldığını, icra takibinin 15/112002 tarihli bireysel ürün ve hizmet paketine dayandırıldığını oysa bu sözleşmede imzası bulunmadığını, garantörde olmadığını, kendisinin garantör olduğu sözleşmenin ise 29.03.2001 tarihli olup, bu sözleşmenin takibe dayanak yapılmadığını belirterek, takipten dolayı borçlu olmadığının tespiti ile davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini istemiştir.
Davalı; Borçlunun icra takibine süresi içinde itiraz etmediğini ve takibin kesinleştiğini, icra takibinin dayanağı olarak 2002 tarihli sözleşme gösterilmiş olsa da icra dosyasında davacının kefil olduğu 29.03.2001 tarihli sözleşmenin de eklendiğini, takip talebinde ayrıca zikredilmesine gerek olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; Davanın kabulüne, Takip konusu asıl alacak miktarının % 40’ı oranındaki kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2010/3616-12622
2-İ.İ.K.’nun 72/5. maddesi uyarınca alacaklı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için icra takibinin haksız olmasının yanı sıra, alacaklı davacının ayrıca kötüniyetli olması da gerekir. Başka bir deyişle, davalı alacaklı icra takibi yapmakta kötüniyetli değilse aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilemez. Dava konusu olayda, davalının kötüniyetli olduğu davacı tarafından ispat edilmediği gibi bu hususta dosyada herhangi bir delil de bulunmamaktadır. Bu durumda davalı aleyhine kötüniyet tazminatı şartlarının oluştuğu kabul edilemez. Mahkemece değinilen bu yön gözardı edilerek davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykındır. Bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden usü1ün 438/7 maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davalının diğer’ temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca mahkeme kararının hüküm bölümünün 1.fıkrasında yer alan (Takip konusu asıl alacak miktarının % 40’1 oranındaki kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine) sözlerinin karardan çıkartılarak yerine aynen (koşulları oluşmadığından davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine) sözlerinin yazılmasına, hükmün değiştirilmiş ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 15,60 TL peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 4.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.