Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/363 E. 2010/9872 K. 05.07.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/363
KARAR NO : 2010/9872
KARAR TARİHİ : 05.07.2010

MAHKEMESİ : … 10. Asliye Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar ve birleşen davaların davacısı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, yurt dışında ithal ettiği tıbbi malzemeleri davalı kuruma sattığını, bu- kapsamda davalıya 10.12.1999, 1.3.2000 ve 16.8.2001 tarihli taahhütnameler verdiğini, 1.3.2000 tarihli taahhütname gereğince de diğer davalı bankaya ait 28.740.80 TL meblağlı bir teminat mektubu verdiğini, sattığı malın bedellerini aldığını, daha sonra davalı kurumun 1.3.2000 tarihli taahhütname hükümlerine aykırı davranılıp, daha düşük bedellerle başkalarına tıbbi malzeme satıldığından bahisle fazla ödediğini iddia ettiği 5.635.783.USD ni geri istediğini, ayrıca davalının bir kısım fatura bedellerini de ödemediğini ileri sürerek geri istenen 5.635.783 USD den dolayı borçlu olmadığının tespitine, teminat senedinin iptaline ve iadesine ödenmeyen fatura bedellerinden dolayıda şimdilik 10.000.00 YTL nin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan Demirbank AŞ (TMSF) savunmada bulunmamış; diğer davalı Sağlık Bakanlığı davanın reddini dilemiş; bu dava dosyası ile birleşen üç ayrı davasında da fiyat farkı alacağı nedeniyle fazladan ödenen ve dava dilekçesinde miktarları belirtilen paraların tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu esas alınarak asıl davanın kabulüne, birleşen davaların reddine karar verilmiş; hüküm, davalılar ve birleşen davaların davacısı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacının, kuruma ait hastanelere iyileştirici nitelikte tıbbi malzeme sattığı, davalının fiyat farkı oluşması durumunda bu farkı ödemeyi taahhüt ettiği hususları taraflar arasında çekişmesizdir. Davacı, davalı tarafa kendisinin verdiği taahhütnameye dayanarak, Rayiç Bedel Tespit Komisyonu tarafından yapılan tespitlere göre kendisinden talep edilen 5.635.783 USD yönünden borçlu olmadığı ve yine davalı S.S.K bünyesindeki hastanelere mal satışından kaynaklanan toplam 930.981,03 YTL’nin tahsili gerektiği iddiası ile bu davayı açmıştır.
Davacı şirket tarafından davalıya verilen taahhütnameler ile, Kurum ile protokol akdedilene kadar firmaları ya da bayileri tarafından kurum ünitelerine fatura edilen malzeme birim fiyatları ile, ileride yapılacak protokol fiyatları arasında kurum aleyhine yapılan ödeme tutarının o günkü döviz değerine göre fiyat farkı oluşması durumunda aradaki döviz bazındaki farkı ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği gibi, protokol akdedilmemesi durumunda ise, kurum ünitelerine fatura edilen malzeme birim fiyatları ile kurumca tespit edilecek rayiç bedel arasında kurum aleyhine kendilerine yapılan ödeme tutarının o günkü döviz değerine göre fiyat farkı oluşması durumunda aradaki döviz bazındaki farkı da tahsilatın yapılacağı günkü kur karşılığı olarak ödemeyide taahhüt etmiştir.
Yürürlükte bulunan hukuk sistemimizde akit serbestisi prensibi kabul edilmiştir. Taraflar kanuna, ahlak ve adaba, kamu intizamına, şahsiyet haklarına aykırı olmamak şartıyla aralarında her konuda serbestçe sözleşme yapabilirler. (B.K.19-20md.) Yine sözleşme ile taraflar fiyat belirleme hakkını karşı tarafa yani alıcıya, satıcıya, kiracı ve kiralayana bırakabilirler. Böyle bir kararlaştırma, taahhüt tarafları bağlar. Somut olayımızda olduğu gibi satıcı davalının, fiyat belirleme hakkını alıcı davacıya bıraktığına, dair verdiği taahhütname geçerli ve davacıyı bağlayıcıdır. Ancak tek taraflı olarak fiyat belirleme hakkı tanınan taraf bu hakkını M.K.’nun 2.maddesine uygun olarak, hak ve nesafet ölçüleri içinde, objektif iyiniyet kurallarına bağlı olarak ve keyfilikten kaçınarak kullanmalıdır. Gerektiğinde bu hakkını kullanırken aşırılığa ve keyfiliğe kaçıp kaçmadığı hakim tarafından denetlenmelidir.
Dosya içerisinde mevcut bilirkişi raporu incelendiğinde “Tıbbi malzemelerin satış tarihleri itibariyle rayiç
değerlere uygun olduğu, bunların daha sonra Türkiye’de üretilmeye başlaması ile fiyatlarının düştüğü ancak kalite noktasında kıyasın mümkün olmadığı” belirtilmiş ise de; bilirkişi raporunun tarafların, Mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bulunmayıp, soyut ifadelere dayandığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, Davalı Sağlık Bakanlığı(SSK)’nın kendisine tanınan fiyat belirleme hakkına istinaden belirlediği fiyatlara göre davacı tarafa fazla ödeme yapıldığını bildirerek 5.635.783 USD istediğine ve buna davacı taraf da karşı çıktığına göre, davalının ne şekilde fiyat belirlediği ve alacak çıkardığı hususları araştırmalıdır. Bu amaçla öncelikle asıl dava dosyasında ve birleşen dava dosyalarında Sağlık Bakanlığından belirlediği fiyatlarla ilgili ödeme belgeleri istenilmeli, faturada belirtilen tarihler itibariyle belirlenen fiyatların uygun olup olmadığı, fiyat belirlerken hak ve nesafet kuralları içinde, keyfilikten uzak objektif iyiniyet kurallarına uygun davranıp davranmadığı, ne miktar alacak talebinde bulunabileceği uzman bilirkişiler aracılığı ile araştırılarak, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli, gerekçeli raporla belirlenmesi gerekir.
Mahkemece açıklanan hususlarda gerekli araştırma yapılmadan, eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre; davalı Demirbank T.A.Ş(TMSF)‘nin Temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın ana dosyada davalı, birleşen dosyalarda davacı olan Sağlık Bakanlığı yararına BOZULMASINA, 2.bentte açıklanan nedenler ile, davalı Demirbank T.A.Ş(TMSF)‘nin Temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 5.7.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.