YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3903
KARAR NO : 2010/13356
KARAR TARİHİ : 18.10.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı; Avukat olduğunu davalı şirket ile arasında 24.08.2004 tarihli vekalet sözleşmesi düzenlendiğini, davalı şirket adına icra takibi başlattığını, vekalet görevini 24.08.2004 tarihine kadar sürdürdüğünü fakat davalı şirketin vekalet ücretini ödemediğini, icra takibi yaptığını fakat itiraz edildiğini belirterek, itirazın iptali ve icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı; davacı ile 24.08.2004 tarihli vekalet sözleşmesi düzenlendiğini, sözleşmenin bir yıl süreli olduğunu, sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirdiğini belirterek, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın Reddine karar verilmiş, verilen kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizce verilen 28.05.2007 tarih ve Esas No:2007/3758, Karar No:2007/7422 sayılı ilamı ile; “davalı şirket dava konusu icra takip dosyası nedeniyle haricen tahsilat yapmış ise, karşı taraftan vekalet ücreti tahsil edilmese de, takip devam etseydi karşı taraftan tahsil edilecek olan vekalet ücretini davacıya ödemesi gerekeceği, Mahkemece, davalının dava konusu icra takibi nedeniyle borçlulardan haricen tahsilat yapıp yapmadığının araştırılarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerektiği, Eksik incelemeyle yazılı şekilde davanın reddinin usul ve yasaya aykırı olup bozma nedeni olduğu” gerekçesi ile mahkeme kararı bozulmuştur. Bozma sonrası yerel mahkemece Bozma ilamına uyulmak suretiyle, davalıya defterlerini ibraz etmesi için kesin süre verilmiş, davalı süre içinde gereğini yerine getirmemiştir. Yapılan yargılama neticesi davanın Kısmen Kabul Kısmen Reddine, icra takip dosyasında; 8.845,00 TL asıl alacak ve 17,45 TL işlemiş faiz üzerinden, davalının itirazının iptali ile, takibin devamına, davacının fazlaya ilişkin talebi ile icra inkar tazminat talebinin reddine karar verilmiş, verilen karar bu kez davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın şumulü dışında kalarak kesinleşmiş olan cihetlere ait temyiz itirazlarının incelenmesi artık mümkün bulunmamasına göre davalının tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, vekalet ücret alacağının tahsiline yönelik icraitakibine vaki itirazın iptali ile %40 icra inkar tazminatı istemiş, mahkemece davanın kısmen kabulüne, alacak likit bulunmayıp yargılamayı gerektirdiğinden inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesinin 2. fıkrası hükmünce, inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kotu niyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bunlardan başka, alacağın likit ve belirli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kurallar ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde, kabul edilen asıl alacak miktarı üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir.
Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde ıcra-inkarr tazminatına hükmedilmemesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir. Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeğinden kararın düzeltilerek onanması HUMK’un 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte belirtilen nedenlerle davalının tüm, davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte belirtilen nedenle temyiz olunan hükmün karar bölümünün (2) no’lu bendinde yer alan ” davacının fazlaya ilişkin talebi ile icra inkar tazminat talebinin reddine” cümlesindeki “icra inkar tazminat talebinin reddine” kısmının hükümden çıkarılmasına; yerine “Davacı lehine asıl alacağın yüzde 40’ı oranında inkar tazminatına hükmedilmesine” sözlerinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, peşin alınan 17.15 TL temyiz harcının davacıya iadesine, 18.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.