Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/4036 E. 2010/12405 K. 30.09.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4036
KARAR NO : 2010/12405
KARAR TARİHİ : 30.09.2010

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı banka, davalı ile tüketici kredisi sözleşmesi imzalandığını, davalının sözleşme hükümlerine göre taahhütlerini yerine getirmemesi üzerine borçlarının muaccel hale geldiğini, borcun ödenmesi için davalıya yapılan ihtara rağmen borcun ödenmemesi nedeniyle icra takibi başlattıklarını, davalının takibe itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, çalıştığı şirketin işten çıkaracağı tehdidiyle topluca kendilerini götürerek adlarına çekilen krediyi aldığını, kendilerinin eline hiç para geçmediğini, sadece imza attıklarını, hatta borcun belli bir kısmını da şirketin ödediğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı tarafından imzalanan 2.8.2007 tarihli 15.000 TL. bedelli tüketici kredi sözleşmesinde kefil sıfatıyla… Ltd. Şti. … Ltd.Şti. ile … Tüketim Kooperatifinin imzalarının bulunduğu anlaşılmaktadır.Yargılama aşamasında alınan 21.12.2009 tarihli bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere, davalıya 15.12.2006 ve 2.8.2007 tarihinde olmak üzere iki kez taksitli tüketici kredisinin kullandırıldığı, 15.12.2006 tarihli 12.000 TL. Tutarlı kredinin aynı tarihte davalıya ait mevduat hesabına aktarıldığı, bu hesaptan 15.12.2006 tarihinde 12.000 TL.nin tediye fişi ile davalıya ödendiği, bu kredinin 7 aylık taksidinin ödendikten sonra davalının borcunun yeniden yapılandırılarak 2.8.2007 tarihinde kullandırılan 15.000 TL. Tüketici kredisiyle davalının o tarihteki borcunun tasfiye edilerek bakiye 2.520 TL.nin aynı gün imzalanan ödeme dekontu ile davalıya ödendiğinin anlaşıldığı açıklanmaktadır.Yine davalı ile birlikte … şirketinde çalışan 40 dolayında çalışan kişiye davacı banka tarafından 10.000-15.000 TL. limitler arasında tüketici kredisi kullandırıldığı ve bu kredilerin büyük bölümünün tahsil edilemeyerek kanuni takibe intikal ettirildiği açıklanmıştır.
2010/4036-12405
Tüm dosya kapsamı ile delillerin değerlendirilmesi sonucu, davalının kredi sözleşmesinde kefil olarak imzası bulunan … şirketinde işçi olarak çalıştığı, kendisi gibi aynı şirkette çalışan 40’a yakın arkadaşının 10.000-15.000 TL. limitlerle kredi kullandıkları değerlendirildiğinde, asgari ücretle çalışan ve geliri kısıtlı olan kişilerin, yakın zaman dilimleri ile hep birlikte tüketici kredisine ihtiyaç duymaları hayatın olağan akışına ters olduğu gibi, belirtilen limitlerde kredi kullandırılacak kişilerin bu kredilerin aylık taksitlerini karşılayacak gelire sahip olup olmadıkları araştırılmadan, belgelendirilmeden kredi kullandırılması da bankacılık teamüllerine ve bankanın mevzuatına aykırı olduğunun kabulü gerekir. Davalı ve arkadaşlarının çalıştıkları şirketin kredilerin kullanıldığı 25.12.2006 ve ikinci kredi ödemesinin yapıldığı 8.1.2008 tarihlerinde mevduat hesabına yüksek meblağlı para yatırılması ve kimin tarafından yatırıldığının belirlenememesi de açıklanan hususu doğrulamaktadır. Açıklanan nedenlerle görünüşte şirket çalışanlarının kredi borçlusu gibi gösterildiği ancak gerçekte kredi kullananın çalıştıkları şirket olduğu bu hususun davacı bankanın bilgi ve muvafakatı olmaksızın yapılamayacağı kabul edilerek, davalı işçinin(tüketicinin) sorumlu olmadığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle davalı lehine BOZULMASINA, 30.9.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.