Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/4689 E. 2010/12339 K. 29.09.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4689
KARAR NO : 2010/12339
KARAR TARİHİ : 29.09.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı vekili, müvekkili kuruma su abonesi olan davalının tahakkuk ettirilen 2005/06 ila 2008/05 dönemlerine ait su borçlarını ödemediğini, tahsili için başlatılan icra takibine de itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına ve %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, abone olduğu tesisin 26.03.2004 tarihinde dava dışı Keçiören Belediyesi Spor Klübü derneğine kiraya verildiğini, kullanılan suyun kiracının oturduğu döneme ait olduğunu, borçlu olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, takibe konu edilen su bedellerinin 26.03.2004 tarihli kira sözleşmesi kapsamında kiracı olan Keçiören Belediyesi Spor Klübü Derneği tarafından kullanıldığı anlaşılmakla davanın husumet yönünden reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı abonenin kullanılan su borcunu ödemediğinden bahisle davalı hakkında icra takibi yapmış, davalı ise adına olan abone sözleşmesini iptal ettirmeden aboneliğin tesis edildiği taşınmazı 26.03.2004 tarihinde kiraya verdiğini ve suyu kendisinin kullanmadığını, su borcunun kiracıya ait olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir. Davalı bu iddiasını doğrulamak için de kira sözleşmesini dosyaya ibraz etmiştir. Davalının 5.04.2002
2010/4689-12339
yılında su abonesi olduğu, aboneliğin bulunduğu taşınmazı kiraya vermesine rağmen aboneliği iptal ettirmediği tüm dosya kapsamı ile sabittir. Kural olarak abone lik sözleşmesi iptal edilmediği sürece, kim tarafından kullanılırsa kullanılsın, tüketilen su borcu bedelinden İdareye karşı abone olarak davalı sorumludur. Hal böyle olunca açıklanan hususlar nazara alınarak işin esası incelenip sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken aksi düşüncelerle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazının kabulü ile karann temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 17.15 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 29.9.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.