YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4825
KARAR NO : 2010/8336
KARAR TARİHİ : 10.06.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat … ile davacı vekili avukat …’in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı şirket, … Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisinde elektrik ürettiğini, 23.11.1999 tarihinde DSİ 3.Bölge Müdürlüğü’nden yer altı suyu kullanma izni aldığını, yer altından çıkarılan suyu soğutma amaçlı olarak kullandığını, … Büyükşehir Belediyesi’nin kurulmasından sonra 2560 Sayılı Kanun uyarınca kurulan Su ve Kanalizasyon İdaresi tarafından Tarifeler Yönetmeliği hükümleri uyarınca kuyu suyu abonesi olunması gerektiğinin bildirildiğini, herhangi bir alt yapı hizmeti verilmeden özel mülklerde bulunan kuyulardan çıkartılan yer altı suyundan bedel tahsil edilmesinin mümkün olmadığını, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nda yer alan ve yeraltı sularından bedel tahsil edilebileceğine ilişkin hükmün Anayasa Mahkemesi’nce iptal edildiğini ileri sürerek, 08.04.2009 tarihli ve 59.516.18- TL. bedelli kuyu suyu faturası nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Adasu, davacı ile akdedilen sözleşmeye dayanılarak faturanın tahakkuk ettirildiğini, davacı tarafın sözleşmenin dayandığı yönetmeliğin ilgili hükümlerinin iptali için idari yargıda açtığı davanın reddedilerek kesinleştiğini, Bakanlar Kurulu kararı ile genel müdürlüklerinin müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğine haiz bir kuruluş olarak yönetmelik yapma yetkisinin bulunduğunu, davacı şirketin proses su ihtiyacını gidermek için kuyu suyu kullandığını ve oluşan atık suyu görev ve yetki sınırlarında bulunan … Deresine dolaylı olarak boşalttığını, her abonenin tükettiği kadar suyu kirleteceğini, bu nedenle davacının kullanılmış suları uzaklaştırma bedeli ödemekle yükümlü olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2010/4825-8336
Mahkemece, davalı idarenin … deresinde herhangi bir hizmetinin bulunmadığı, elektrik santralinden gelen suyun arıtma tesisine girmediği, davacının davalı ile yapmış olduğu abone sözleşmesinin geçerli olduğu ancak davalıya atık suyun temizlenmesi hususunda herhangi bir hizmet verilmediği gerekçe gösterilerek davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Yürürlükten kaldırılan 1580 sayılı Belediye Kanunu’nun 15 ve devam eden maddeleri hükümlerine göre, belediye sınırları içinde su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek belediyelerin görevleri arasında sayılmış iken, 23.11.1981 tarihinde yürürlüğe giren 2560 sayılı Kanun’la bu hizmetleri yürütmek üzere … Büyükşehir Belediyesine bağlı ayrı bir tüzel kişilik olarak İSKİ Genel Müdürlüğü kurulmuş, anılan kanunun 2.maddesi hükmünde; içme, kullanma ve endüstri suyu ihtiyaçlarının her türlü yer altı ve yer üstü kaynaklarından sağlanması ve ihtiyaç sahiplerine dağıtılması, kullanılmış sular ile yağış sularının toplanması, yerleşim yerlerinden uzaklaştırılması ve zararsız bir biçimde boşaltma yerine ulaştırılması veya bu sulardan yeniden yararlanılması, bu hizmetlerin yerine getirilmesi için her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak, bu projelere göre tesisleri kurmak veya kurdurmak, kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak, bölge içindeki su kaynaklarının, yeraltı sularının kullanılmış sularla ve endüstri artıkları ile kirletilmesini, bu kaynaklarda suların kaybına veya azalmasına yol açacak tesis kurulmasını ve bu tür faaliyetlerde bulunulmasını önlemek, bu konuda her türlü teknik, idari ve hukuki tedbiri almak, su ve kanalizasyon hizmetleri konusunda hizmet alanı içindeki belediyelere verilen görevleri yürütmek ve bu konulardaki yetkileri kullanmak su ve kanalizasyon idaresinin görevleri arasında sayılmış, 13. madde hükmünde gelirleri açıklandıktan sonra 23. madde hükmünde de, su ve kanalizasyon idaresine su satışı, kanalizasyon tesisi bulunan yerlerdeki kullanılmış suların uzaklaştırılması, septik çukurların boşaltılması giderleri için tarifeler yapmak, tarifelerin tespiti ve tahsilatla ilgili usul ve esasları belirlemek üzere yönetmelik çıkarma yetkisi verilmiş, aynı kanuna 5.6.1986 gün ve 3305 sayılı kanunla eklenen Ek 5.madde hükmü ile de, kanunun diğer Büyükşehir Belediyelerinde de uygulanması sağlanmıştır.
… Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı olarak 2560 sayılı Kanun hükümlerine göre kurulan davalı ADASU Genel Müdürlüğünce yayımlanan “İçme Suyu Havzaları Koruma Yönetmeliği” ile ”Atık suların Kanalizasyona Deşarj Yönetmeliği”nde atık su kaynakları tanımlanarak ilke ve yasaklar saptanmış, evsel ve endüstriyel atık su kaynaklarının kanalizasyon şebekesine veya alıcı ortama deşarj koşulları ve yine kanalizasyon şebekesinin bulunmadığı yerlerdeki atık su kaynaklarının uyacakları esaslar, yönetmeliğe aykırı davranış halinde yapılacak … ve işlemler kapsamlı biçimde açıklanmış, ayrıca yayımlanan “Tarifeler Yönetmeliği”nin 5.maddesinde abone tanımı ve türleri açıklanmış, 14.maddesinde herhangi bir işleme tabi tutulmamış (ham su) su kullanılması
2010/4825-8336
durumunda yine Tarifece belirlenecek esaslar dahilinde ücretlendirileceği belirlenmiş, 16.maddesinde su ve kanalizasyon hizmetlerinden yararlanan her abonenin tükettiği su kadar suyu kirleteceğinden, bunların nihai bertarafı ve uzaklaştırılması için KSUB (Kullanılmış Suları Uzaklaştırma Bedeli) ödemekle yükümlü oldukları, 18.2 maddesinde de kanalizasyon hizmetlerinden yararlanmamasına rağmen; su kullanan ve atık sularını doğrudan veya dolaylı olarak kanala, alıcı ortamlara deşarj edenlerden kullanılmış suları uzaklaştırma bedeli alınacağı öngörülmüştür.
Uyuşmazlık kanalizasyon tesisi bulunmayan dava konusu yerde ADASU’nun atık su bedeli (KSUB) alıp alamayacağı noktasında toplanmaktadır. Davacı şirket, davalı idare ile atık su abone sözleşmesi imzalamıştır. Davalı idare, tesis amacını gerçekleştirmek için halkın mahalli ve müşterek ihtiyaçlarını görmek üzere kurulan mahalli bir kamu tüzel kişiliğidir. Müstakil bütçeli kamu idareleri organları vasıtasıyla iradelerini açıklarlar. Davalı idarenin, davacı ile sözleşme yapması yasadan doğan bir yetki kullanımıdır. Diğer taraftan 1961 ve 1982 tarihli Anayasalarımızın 8, 115 ve 124. maddelerinde kamu tüzel kişilerinin kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelikler çıkarabileceği belirtilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi 7.6.1973 gün ve 12/24, Danıştay Daireler Kurulu 5.4.1974 gün 358/437, 16.6.1978 gün 494/397 sayılı kararlarında da, idarenin tüzük ve yönetmelik çıkarması yetkisi dışında genel nitelikte hukuki tasarruflarda bulunabileceği açıkça ifade edilmiştir. O halde ADASU’nun atık sular için tarife yapması ve bu tarifeler uyarınca ücret alması tamamen Anayasa ve kuruluş yasasının verdiği bir yetkiden kaynaklanmaktadır. Nitekim, Hukuk Genel Kurulu’nun 2003/13-13-142 sayılı ve 5.3.2003 tarihli kararında, 1997/19-526-754 sayılı ve 1.10.1997 tarihli kararında, 1996/13-346-699 sayılı ve 16.10.1996 tarihli kararında da belirtildiği gibi, atık su bedeli, bir hizmet karşılığı olabileceği gibi, şehrin içme, kullanma ve endüstri suyu ihtiyaçlarının, yer altı ve yer üstü kaynaklardan sağlanması, ihtiyaç sahiplerine dağıtılması, kullanılmış sular ile bunların uzaklaştırılması, bölge içindeki su kaynaklarının, deniz, göl, akarsu ve yer altı sularının kullanılmış sularla kirlenmesini önlemek için yeni tesisler kurmak, kurulu olanların bakım ve işletilmesini sağlamak amacıyla bu hizmetlerin görülmesini temin zımnında özel hukuk hükümlerinden doğan ve sözleşme ilişkisine dayanılarak alınan bir bedeldir.
Bu açıklamaların ışığında somut olaya baktığımızda; davacının tesisinde kullanılan suyun dört adet su sondaj kuyusundan temin edildiği, tesis içerisinde su arıtma ünitesinin bulunduğu, su tanklarında depolanan suyun soğutma amaçlı kullanıldığı, atık suların atık su toplama havuzunda toplanarak arıtıldıktan sonra, alt yapısı davacı şirkete ait isale hattı ile 3 km uzaklıktaki … Deresine deşarj edildiği, bu deşarj noktasının … Deresi üzerinde bulunan ADASU arıtma tesisinin mansab tarafında kaldığı anlaşılmaktadır. Her abonenin kullandığı su kadar atık su ürettiği kuşkusuzdur. ADASU, bu atık suları kanalizasyon vasıtasıyla veya
2010/4825-8336
toplanma çukurlarına boşaltmak suretiyle zararsız bir hale getirecektir. Olanaklarının yetersiz kaldığı ve hizmeti bizzat yerine getiremediği durumlarda, bu … için uygun teknik donanıma sahip gerçek veya tüzel kişilere ruhsatname verilmek suretiyle hizmetin kısmen bunlara gördürülmesi, yasadan kaynaklanan hak ve yetki tekelinin ortadan kalktığı anlamına gelmez. Öte yandan, idarenin hizmeti hiç yerine getirmemesi, idare hukukunun “hizmet kusuru” kavramı çerçevesinde sorumluluğun doğmasına yol açabilirse de, bu durum herhangi bir şekilde su kullanan ve bu nedenle de zorunlu olarak atık su üreten abonelerin izin almaksızın gelişigüzel atık su boşaltmalarına ve hizmetin yerine getirilmediği gerekçesine dayanarak, atık su bedeli ödemekten kaçınmalarına hak vermez. Bu nedenle, atık suyunu deniz, göl, akarsu, yer altı suyu gibi, davalının temiz tutması ve kirlenmesinin önlenmesi ile görevli olduğu alanlara, alıcı ortamlara deşarj eden davacı şirket, yukarıda açıklanan kural gereği atık su bedeli ödemekle yükümlüdür. O halde, mahkemece yukarıda açıklanan yasa ve yönetmelik hükümleri doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak, fatura dönem tarihlerine göre işyerinin kapasitesi ve takılı su saati ile taşınan su miktarları uzman bilirkişilerce tespit ettirilerek, davacı şirketin atık su borcu bulunup bulunmadığı saptanıp, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, davalı ADASU’nun herhangi bir hizmetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün temyiz eden davalı lehine BOZULMASINA, 750,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan 803.80 TL temyiz harcının istek halinde iadesine, 10.6.2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
(muhalif)
MUHALEFET ŞERHİ
Davacı DSİ’den aldığı izin ve yetkiye istinaden taşınmazı üzerinden kuyu suyu elde ederek elektrik üretim işinde soğutma suyu olarak kullandığını, bilahare arıtarak dereye dejarj ettiğini, davalının hiçbir hizmet vermediği halde re’sen abonelik tesis ederek KSUB tahakkuk ettirdiğini ileri sürerek, aboneliğin iptaline, KSUB’tan borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
2010/4825-8336
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, gerek Dairemiz kararları ve gerekse Hukuk Genel Kurulu kararlarına atıfta bulunularak davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, re’sen yapılan sözleşmenin iptali ve menfi tespite ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık kullanılmış suyun uzaklaştırılması hususunda hiçbir hizmet verilmediği durumda kullanılmış suları uzaklaştırma bedeli (KSUB) adı altında bir ücret istenip istenemeyeceğine ilişkindir. Anayasa Mahkemesi’nin 31.3.1987 tarih ve 1986/20 esas-1987/9 karar sayılı kararı karşısında, özel mülkiyete konu yerlerden kişilerin kuyu suyu elde etmeleri nedeniyle belediyelerin su bedeli alamayacağı ve yine anayasa Mahkemesi’nin 8.5.191 tarih ve 1990/18 esas, 1991/4 karar sayılı kararı karşısında belediyelerin KSUB adı altında hizmet bedeli alabileceklerinin kabulü gerekir. Ne var ki, KSUB talep edilebilmesi için belediyelerin mutlaka bu hususta hizmet verdiklerinin kabulü zorunludur. Belediyelerin bu hususta tek taraflı çıkaracakları yönetmelik veya tarife ile de böyle bir gelir kalemi yaratmaları mümkün değildir. Bir başka değişle kanuna aykırı yönetmelik ve tarife yapılamaz.
Nitekim … Büyükşehir Belediye Meclisinin 14.3.2008 tarihli kararı ile atıksu tarifesi (Md 34) değiştirilmiş, tamamen arıtılan sudan atık su bedeli alınmayacağı kabul edilmiştir. Somut olayda, davacının özel mülkiyetinden elde ettiği suyu soğutma işleminde kullandıktan sonra standartlara uygun bir şekilde arıttığı ve kendi imkanları ile doğal yapıdaki dereye deşarj ettiği, davalı belediyenin hiçbir hizmet vermediği dosya kapsamı ile sabit olmuştur. Kaldı ki, tarafları aynı olan ve sadece dönemleri farklı olan davalarda Yüksek 7.Hukuk Dairesi de KSUB istenebilmesinin hizmet verme önkoşuluna bağlı olduğunu benimsemiştir. (2009/2035 esas-2009/2999 karar) Hukuk güvenliği bakımından da birlikteliğin sağlanması zorunludur. Bu itibarla yerel mahkeme kararının onanmasına görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılamıyorum.