YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4928
KARAR NO : 2010/16043
KARAR TARİHİ : 02.12.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi sıfatıyla)
Taraflar arasındaki kredi kartı davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı banka avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, içinde davalı bankaya ait kredi kartının da bulunduğu cüzdanının 06.07.2007 tarihinde çalındığını, 07.07.2007 günü öğle saatlerinde durumu fark ettiğini, hemen bankaya haber verdiğini, ancak kısa süre içinde kredi kartı ile nakit çekimi ve alışveriş olmak üzere toplam 9.091,45-TL harcama yapıldığını, bir gecede bu kadar çok harcama yapılmasına rağmen davalı bankanın kendisini aramadığı ve ikaz etmediği için kusurlu olduğunu, buna rağmen bu meblağı ihtirazi kayıt koyarak ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek, 9.091,45-TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir.
Davalı banka, üye işyerlerinin sorumlu olduğunu, davacının ihbarını müteakip kartın kullanıma kapatıldığını, sözleşmenin 5. maddesine göre davacının kredi kartını korumak ve muhafaza etmekte dikkat ve özen göstermediğini, kredi kartının şifre ile birlikte kullanıldığını, bu itibarla tüm kusurun davacıda olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalı banka yönünden 9.091,45-TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı banka tarafından temyiz edilmiştir.
2010/4928-16043
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı bankanın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Yukarıda kısaca özetlendiği gibi, dava, davacıya ait kredi kartının çalınması ve haksız kullanımı nedeniyle tazminata ilişkindir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 5.maddesinde ve 5464 Sayılı Kanunun 16.maddesinde, Banka kartları ve şifrelerinin özenle korunması, bilgilerinin saklanması hususunda kart sahiplerine görev ve sorumluluk yüklenmiştir. Dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporunda, dava konusu kredi kartı ile yapılmış olan alışverişler ve nakit çekim işlemlerinin “şifre (pin)” girilerek yapıldığı belirtilmiştir. Haksız olarak elde edilen kredi kartının kullanımı aynı zamanda kart şifresinin de bilinmesi ile mümkündür. Kart hamili şifrenin muhafazasından ve güvenliğinden sorumludur. Şifreyi seçerken kolay bulunan, örneğin kimlik bilgileri içinde yer alan rakamların seçilmemesinin gerektiği günümüzde bilinen bir gerçektir. Davacının kartının şifresine bu kadar kısa sürede ulaşılmış olması, şifrenin güvenli bir şekilde seçilmediğini ya da muhafaza edilmediğini göstermektedir. Hal böyle olunca davacının olayda ağır kusurunun olduğu ve 5464 sayılı yasanın 12. maddesinden yararlanamayacağı ortaya çıkmaktadır. Bankanın müşterisinin limitini doldurmasına müsaade etmesinde kusurundan söz edilmesi mümkün değildir. Bu durumda, kartın hukuka aykırı kullanımında ağır kusuru olan davacının, çalınma ihbarı yapılana kadar olan harcamalardan ve nakit çekimlerden sorumluluğu bulunmaktadır. Mahkemece, davalı banka yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle davalı bankanın sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı banka yararına BOZULMASINA, peşin alınan 122.75 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 2.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.