Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/4996 E. 2010/13942 K. 26.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4996
KARAR NO : 2010/13942
KARAR TARİHİ : 26.10.2010

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar ile davalılar (…. A.Ş. dışında diğer davalılar) avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, ….. Site Tatil Köyünde kullanılmak üzere 1.1.1991-31.12.2020 tarihleri arası için davalı … Turizm A.Ş ile devre tatil sözleşmesi imzaladıklarını, tesisin daha sonra davalı … San ve Tic Ltd Şti’ne dvredildiğini, diğer davalı …Ş’ninde işletici olduğunu, 2004 yılında otele gittiğinde içeri alınmadığını ve yaka-paça dışarı atıldıklarını ileri sürerek tatili kullanamaması nedeniyle 3000 TL maddi ve 5000 tL manevi tazminatın tahsilini, sahip olduğu hakların hükmen tesbitini ve kullanımın engellenmesi şeklindeki muarazanın giderilmesini istemiş, 28.2.2007 tarihli ıslah dilekçesi ilede 2004 yılı ile birlikte 2005 ve 2006 yılları içinde talepte bulunmuştur.
Davalılar davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece alınan bilirkişi raporu benimsenmek suretiyle kullandırılmayan 2004 ve 2005 yılları için toplam 2.505,72 TL’nın (2004 yılı için 1.209,72 TL’nin 2004 yılı 40.haftasından, 2005 yılı tüm 40.haftadan başlamak üzere 1204 TL’nın değişken oranlarda reeskont faizi ile davalıdan tahsiline sözleşme bitim tarihine kadar devre tatil hakkının kullandırılmasına 2000 TL manevi tazminatında her yılı devre tatil başlangıç tarihinden itibaren reeskont faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacılar ile …A.Ş. Dışındaki diğer davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı …’in dava açıldıktan sonra 6.10.2005 tarihinde vefat ettiği ve davacının mirasçıları tarafından davaya devam edildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Ancak mahkemenin karar başlığında davacı olarak sadece …’in adı bulunmakta olup davayı dahil olan mirasçılarının adı yer almamaktadır. Oysaki mirasçıların adının karar başlığında yer alması gerekir. Diğer yandan mahkemece, davada üç davalı olmasına rağmen maddi ve manevi tazminatın davalı adı belirtilmeksizin “davalıdan tahsiline” denmek suretiyle hüküm kurulmuştur. Yukarıda açıklandığı gibi davada üç davalı olduğu için hükmedilen miktarların hangi davalıdan tahsili gerektiğinin duraksamaya yer vermeyecek şekilde karar yerinde belirtilmesi zorunludur. Ayrıca mahkemece hükmedilen maddi ve manevi tazminata uygulanacak faizin her yılın devre tatil buşylangıçlarından itibaren başlayacağı belirtilmişsede bu şekilde bir belirleme infazda tereddüt yaratacak niteliktedir. Hükmedilen miktarların faiz başlangıç tarihlerinin tereddüte yer bırakmayacak şekilde tarih olarak karar yerinde açıkça gösterilmesi gerekir. Mahkemenin değinilen bu yönleri gözardı ederek yazıl şekilde karar vermiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan bozma nedenine göre temyiz eden tarafların diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; temyiz olunan kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bent uyarınca tarafların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 74,50 TL peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalı …Ş’ye iadesine, 26.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.