Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/5639 E. 2010/8648 K. 15.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5639
KARAR NO : 2010/8648
KARAR TARİHİ : 15.06.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat … ile davacı vekili avukat …’in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR

Davacı, kuyumculuk ve gözlükçülük işi yaparken birkaç yıl önce işlerini dava dışı oğlu …’ye devrettiğini, oğlunun birçok kişiye borçlanıp borcunu ödememesine kızarak oğlu ile ortak olduğu şirketteki hisselerini oğlunun eşine devrettiğini, davalının kendisine herhangi bir para veya altın vermediği halde kendisi, oğlu … ve dava dışı şirket aleyhinde icra takibi yaptığını, icra takibinin kendisi hakkında kesinleştiğini, davalıyla aralarında herhangi bir alacak verecek ilişkisinin bulunmadığını, dayanak belge de imzası bulunmadığı için kendisini de bağlamadığını ileri sürerek davalıya borçlu olmadığının tespitini istemiştir.
Davalı, davacının oğlu dava dışı … ile el ve fikir birliği içinde bulunduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının
2010/5639-8648
aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davalı taraf, … 2.İcra Müdürlüğünün 2008/2162 esas sayılı icra takip dosyasında, dava konusu asıl alacağın yılık %27’den az olmamak üzere artan oranlarda ticari faiz ile birlikte tahsilini istemiştir. Mahkemece dava reddedilmiş olmakla bu faiz oranının uygulanmasına da karar verilmiş bulunmaktadır. Davanın oran belirtmek suretiyle istemiş olduğu ticari faiz, avans faizi mahiyetinde olup, davacı tacir olduğu için davalı avans faizi isteyebilir isede, bu faizin %27’den az olmamak üzere artan oranlarda uygulanmasını talep etmesine hukuken olanak yoktur. Mahkemenin değinilen bu yönü gözeterek, asıl alacağı icra takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına karar vermesi gerekirken, yıllık %27’den az olmayacak şekilde faiz uygulanmasına yol açacak şekilde karar vermiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
Nevarki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, usulün 438/7.maddesi gereğince hükmün düzeltilerek onanmasına karar verimlisi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca mahkeme kararının hüküm bölümünün bir numaralı bendinin karardan çıkartılarak yerine aynen (davanın kısmen kabulüne, … 2.İcra Müdürlüğünün 2008/2162 sayılı icra takip dosyasında asıl alacak 23.206.00 TL’na icra takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak süretiyle icra takibinin davacı yönünden devamına) söz ve rakamlarının yazılmasına, hükmün bu değiştirilmiş ve düzeltilmiş şekliyle ONANMMASINA, 750,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 15.6.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.