YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6026
KARAR NO : 2010/7109
KARAR TARİHİ : 25.05.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar … ve …. San. Tic. Avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, avukat olduğunu, davalı …’nun diğer davalılara ait işyerinde çalışırken geçirdiği kaza nedeniyle dava açmasını istediğini, davalı … ile aralarında 18.11.1998 tarihli sözleşme düzenlendiğini ve açtığı davayı kazanarak icra takibine koyduğunu, ancak davalı …’in İcra Müdürlüğünde beyanda bulunarak 32,782 TL’sını borçlulardan haricen tahsil ettiğini bildirdiğini, kendisini haksız olarak azlettiğini, davalıların birlikte hareket ettiklerini, icra takibi nedeniyle ödenmesi gereken ücretin tahsili için yaptığı icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsilini istemiştir.
Davalı …, davacıya borcunun olmadığını savunmuş, diğer davalılar da, davalı … ile herhangi bir pazarlık veya anlaşma yapmadıklarını, Hamit’in talebi üzerine alacağı haricen ödediklerini savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece alınan bilirkişi raporu benimsenerek, mahkemece hükmedilen 12.000 TL ile bunun işlemiş faizi olan 24.900 TL toplamı olun 36.900 TL’nın sözleşme uyarınca %25’i olan 9225 TL ile, Yargıtay onama ilamındaki 740 TL vekalet ücreti, 2.052 TL icra vekalet ücreti toplamında 712,00 TL’nın mahsubu sonucu oluşan genel toplamı olan 11.305 TL ile bu miktarın işlemiş faizi 2350 TL üzerinden Hamit yönünden itirazın iptaline, diğer davalılar yönünden ise 9105 TL üzerinden itirazın iptaline karar verilmiş; hüküm, davalılar … ve diğer davalı şirket tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalıların 2010/6026-7109 aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı ile davalı … arasında 18.11.1998 tarihli avukatlık ücret sözleşmesinin imzalandığı, davacının davalı …’in vekili sıfatıyla diğer davalılar aleyhine dava açtığı, mahkeme kararını 5.2.2002 tarihinde icra takibine koyduğu, davalı …’in 8.7.2002 tarihli vekalet yetkisinin geri alınması bildirimi ile davacı avukatı azlettiği ve 9.7.2002 tarihinde de icraya müracaatla alacağını bakiye kısmını haricen ve tamamen olduğunu bildirdiği ve dosyanın infazen kapandığı anlaşılmakta olup, mahkemenin de kabulünde olduğu üzere davalılar arasında el ve fikir birliği olması nedeniyle davacı avukatlık ücretini tüm davalılardan talep etmekle haklıdır.
Davacıya ödenmesi gereken vekalet ücretinin tespiti için ise öncelikle uyuşmazlığa uygulanacak Avukatlık Kanunu hükümlerinin belirlenmesi zorunludur. Bilindiği üzere, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu, 2.5.2001 tarihinde 4467 sayılı Yasa, 13.1.2004 tarihinde de 5043 sayılı Yasa ile değişikliğe uğramıştır. Mahkemece anılan yasalarla değişikliğe uğrayan Avukatlık Kanununun değişik 164/4. maddesine göre karar verilmişse de, 13.1.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5043 sayılı Yasanın 7. maddesi ile 1136 sayılı Avukatlık Kanununa eklenen “Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihte, kesin olarak hükme bağlanmamış bütün ihtilaflarda bu kanunun değişik hükümleri uygulanır” hükmünü içeren geçici 21. madde, Anayasa Mahkemesince 7.2.2008 tarihinde iptal edildiğinden, avukatlık ücretinden kaynaklanan uyuşmazlıkların, sözleşmelerin kurulduğu tarihte yürürlükte olan Avukatlık Kanunu hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği kabul edilmelidir.
Taraflar arasındaki sözleşme, 18.11.1998 tarihli olduğundan, bu dava ile ilgili ücret uyuşmazlığının çözümünde, sözleşme tarihinde yürürlükte olan 1136 sayılı Kanunun, 4667 sayılı kanunla yapılan değişiklikten önceki hükümleri esas alınmalıdır. Bu noktada taraflar arasındaki ücret sözleşmesinin geçerli olup olmadığının, dolayısıyla davacının sözleşmede belirtilen ücreti talep etmekte haklı olup olmadığının belirlenmesi gereklidir. Nitekim, vekalet ücret sözleşmelerinin geçerli olup olmadığı, kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece de resen gözetilmesi gereken bir husustur.
1136 sayılı Kanunun, 2.5.2001 tarihli 4467 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten önceki 164. maddesinin 1. fıkrası hükmü gereğince, vekalet ücretinin belli ve muayyen olması gerekli olup, yine aynı kanunun 164. maddesinin 2. fıkrasına göre de, %25’i aşmamak üzere nispi bir ücretin vekalet ücreti olarak kararlaştırılması mümkün ise de, bunun geçerli olabilmesi, başarıya göre değişme koşulunu taşımasına bağlıdır. Başka bir ifade ile, davada gösterilen başarıya göre değişmek ve %25’i aşmamak üzere, dava olunan veya hükmolunacak şeyin değerinin belli bir yüzdesi avukatlık ücreti olarak kararlaştırılabilir. Avukatın davayı kazanması durumunda belli bir ücret alacağı, kaybetmesi durumunda ise hiçbir ücrete hak kazanamayacağı, diğer bir deyişle avukatın ücret almasının, davayı kazanma koşuluna bağlı olacağı yolundaki Sözleşmeler geçerli değildir. Yine aynı Kanunun 164. maddesinin 3. fıkrasına göre de, dava konusu mal, alacak veya hak gibi kıymetlerden bir kısmının aynen avukata ait olacağına ilişkin sözleşmeler de, “hasılı davaya iştirak” niteliğinde olduğundan geçersizdir.
Dava konusu olayda davacı ile davalı … arasındaki 18.11.1998 günlü ücret sözleşmesinin vekile %25 oranında vekalet ücreti ödeneceğine ilişkin hükmü, az yukarıda açıklanan yasanın öngördüğü belli ve muayyen olma ve başarıya göre değişme koşullarını içermediği için geçersiz olup, bu geçersizlik davalı … ile davalı şirkete de sirayet eder niteliktedir. Davacı geçersiz olan bu sözleşmeye dayanarak sözleşmede kararlaştırılan ücreti talep edemez. İcra takibi 5.2.2002 tarihinde başlattığı için icra takip tarihinde yürürlükte bulunan 4667 sayılı yasanın 164/4.maddesi uyarınca davacı avukata sarf ettiği emek ve mesaisine karşılık %5 ile %15’i arasında takdir edilecek bir oranda vekalet ücretinin verilmesi gerekir. Değinilmesi gereken başka bir hususta, … mahkemesince 12.000 TL manevi tazminata hükmedilmişken kararı temyizen inceleyen Yargıtay 21.Hukuk Dairesi tarafından tazminat miktarı 10.000 TL’na indirilmek suretiyle düzeltilerek onanmış ve karar bu haliyle kesinleşmiştir. Hal böyle olunca davalı … ile diğer davalı şirket 10.000 TL ve bunun icra takip tarihine kadar işleyecek faizinin toplamı üzerinden oluşacak vekalet ücretinden sorumlu olurlar. Mahkemece değinilen bu yönler göz ardı edilerek, davalı … ile davalı şirketin 10.000 TL ve bunun icra takip tarihine kadar işlemiş faizinin toplamı üzerinden icra takip tarihinde yürürlükte bulunan 4667 sayılı yasanın 164/4.maddesi uyarınca davacı avukatın sarf ettiği emek ve mesaisine karşılık %5 ile %15 arasında belirlenecek avukatlık ücretinden sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalıların diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca temyiz olunan kararın temyiz eden davalılar … ve diğer davalı şirket yararına BOZULMASINA, 25.5.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.