Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/6154 E. 2011/1795 K. 10.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6154
KARAR NO : 2011/1795
KARAR TARİHİ : 10.02.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat … gelmiş, davacı tarafından gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, 1.2.1996 tarihinde davalı şirkette pilot olarak işe başladığını, davalı tarafından, ulusal ve uluslararası sivil havacılık kurallarının emredici hükümleri ihlal edilerek uçuş limitlerinin üstünde ve mecburi dinlenme saatlerine uyulmadan uçuşlara gönderildiğini, öte yandan maaş ve uçuş tazminatlarının da zamanında ödenmediğini, ödense de taksitler halinde ödendiğini, ek görevlerinin ücretlerinin ve yurt içi harcırahlarının ödenmediğini, bu şekilde kendisi için çekilmez hal yaratan sözleşmeyi, 11.4.2005 tarihli ihtarname ile haklı nedenlerle feshettiğini, haklı fesih nedeniyle sözleşmenin 10. maddesinde yer alan cezai şartın hukuka aykırı ve haksız olduğunun ve borçlu olmadığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının sözleşmeyi tek taraflı olarak haksız şekilde feshettiğini, kaldı ki, davacının haklı fesih sebeplerini öğrendiği andan itibaren uygun bir süre içinde … akdini feshetmesi gerektiğini, sözleşmenin tarafların hür iradesi ile imzalandığını, ücretlerin şirketin nakit akışına göre iki ayrı partide ödendiğini, davacının başka işe başlamak amacıyla akdi feshettiğini, iyiniyetli olmadığını, fesih sebeblerinin de dayanaksız, hukuka ve ahlaka aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, sözleşmenin 10.maddesi gereğince davacının davalıya borçlu olmadığının tesbitine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının 1.2.1996 tarihinde davalı şirkette pilot olarak göreve başladığı, 11.4.2005 tarihli ihtar ile sözleşmeyi feshettiğini davalıya bildirdiği anlaşılmaktadır. Davacı, davalının
2010/6154-2011/1795
sözleşmeye aykırı davrandığını, azami uçuş sürelerine uyulmadığını, maaş ve tazminatlarının eksik ödendiğini vb. nedenlerle sözleşmeyi haklı olarak feshettiğini bildirmiş, davalıise feshin haksız olduğunu savunmuştur.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, sözleşmenin davacı tarafından tek taraflı olarak feshedilmesinin haklı olup olmadığı ve davacının imzalamış olduğu sözleşme hükümleri nedeniyle davalıya karşı borçlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Anılan sözleşmenin 10/c maddesinde, ücretlinin işten ayrılmak istediği takdirde sözleşme bitim tarihinden en az 3 ay önce işverene durumu yazı ile bildirmek suretiyle feshedebileceği, …ücretlinin buna riayet etmemesi halinde son almış olduğu ücret ve uçuş tazminatının 5 katı tutarını tazminat olarak talep edebileceği, düzenlemesi getirilmiştir. Mahkemece görüşüne başvurulan 11.2.2009 havale tarihli pilot bilirkişi kurulu raporunda özetle, davacının eğitim müdür yardımcılığı ek görevinden kaynaklanan ücretlerinin ödenmediği, aylık ücretlerinin sözleşmede öngörülen sürelerde ödenmediği, 13.4.2003 ve muhtelif tarihlerde uçuş limitlerine uyulmadığı, sözleşmenin 10/c maddesindeki cezai şartın sadece işveren yararına tek taraflı olarak öngörülmüş olması nedeni ile geçersiz olduğu açıklanmış ve mahkemece de aynı gerekçelerle dava kabul edilmiştir. Davalı ise, davacının fesih tarihine kadar bu yönde herhangi bir itiraz ve şikayetinin bulunmadığını, hak ettiği tüm maaş ve uçuş tazminatlarının ödendiğini, şirkette çalışırken Atlasjet havayolunda … başvurusunda bulunduğunu, … başvurusunun kabul edilmesi akabinde … akdini feshettiğini, bu şekildeki davranışın objektif iyiniyet ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu bildirmiştir.
Gerçekten de, dosya kapsamına ve Atlasjet Havayollarından gelen yazıya göre, davacının, 1.4.2005 tarihinde Atlasjet Hava Yollarına … başvurusunda bulunduğu, 19.4.2005 tarihinde işe başladığı, 11.4.2005 tarihinde davalı ile arasındaki … akdini feshettiği, 22.7.2005 tarihinde de eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır. Davacının fesih bildiriminde haklı fesih nedeni olarak ileri sürdüğü olayların 2005 yılı öncesine ait olup, davacının sözleşme süresince bu uygulamalara itirazda bulunmayıp sessiz kaldığı, ek görevlendirmeye ilişkin de bir ücret talebinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Yine mahkemenin kabulünün aksine dava konusu sözleşme, Borçlar Kanunu hükümlerine tabi bir sözleşme olup, mevcut uygulamaya davacı uzun süre ses çıkarmamış ise, daha sonra somut olayda olduğu gibi, daha iyi şartlarda bir … başvurusunun kabul edilmesinden sonra bu hakkın ileri sürülmesi MK.nun 2. maddesinde belirtilen iyiniyet kuralları ile bağdaşmaz ve hukuken himaye edilemez. Yine bu nedenle taraflar arasındaki sözleşmenin, sözleşme serbestisi ilkeleri çerçevesinde düzenlenmiş, özel hukuk hükümlerine tabi olarak yapılan bir sözleşme olduğu gözetildiğinde, tarafları açısından bağlayıcı olup, … kanununun kapsamında değerlendirme yapılarak 10/c maddesinin işçi aleyhine tek taraflı bir düzenleme olması nedeni ile geçersiz olduğunun kabulüne de olanak yoktur. Açıklanan nedenlerle, davacının sözleşmeyi feshinin haksız olduğunun kabulü Gerekir.
Kural olarak sözleşme serbestisi ilkeleri çerçevesinde taraflar ceza-i şart miktarını tayinde serbesttir. Ancak BK. 161/son maddesi gereğince hakim fahiş olan ceza-i şart miktarını indirmekle yükümlüdür. Bu konuda tarafların talepte bulunmasına gerek yoktur. Hal böyle olunca hakimin BK. 161/son maddesi gereğince ceza-i şartın indirim yapılıp yapılmayacağı, yapılacaksa bunun miktarı konusunda bir değerlendirme yapması gerekir. Hakim ceza koşulunun fahiş olup olmadığını değerlendirirken, tarafların ekonomik durumları, asil olarak borçlunun ödeme gücü; alacaklının, kendisine asıl borcun ifasındaki yararı ile ceza-i şart ödenmesi halindeki yararı arasında makul ve adil ölçü, sözleşmeye aykırı davranılmasından dolayı alacaklının uğradığı zarar, borçlunun borcunu yerine getirmemiş olması nedeniyle sağladığı menfaat, borçlunun kusur derecesi ölçü alınıp ceza-i şart miktarı hak, adalet ve nesafet kurallarına uygun olarak saptanmalıdır. Hakimin bu kuralları uygularken kullanacağı takdir hakkının Yargıtay denetimine elverişli olması gerekir. Aşırılığın belirlenmesinde ceza-i şart borcun yerine getirilmesi için davalı üzerinde bir baskı yaptığı da gözetilip böyle bir baskının ortadan kaldırılması sonucunu doğuracak şekilde aşırı indirimden kaçınmalıdır. Bu durumda yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda ceza-i şartın fahiş olup olmadığı, indirim gerekip gerekmediği, fahiş ise ne oranda indirim yapılması gerektiği saptanıp, sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, 825,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan 561.55 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 10.2.2011 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanması gerektiğini düşündüğümden sayın çoğunluğun bozma yönündeki kararına katılamıyorum