YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6541
KARAR NO : 2010/14827
KARAR TARİHİ : 09.11.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalıya ait mecurda kiracı olduğunu, davalının 16.6.2008 tarihli ihtarı ile mecurun tahliyesini talep ettiğini ve dükkana da gelerek dükkanı boşaltmasını şifahen de istediğini, mecuru 2008 yılı temmuz ayında tahliye ederek anahtarını davalıya teslim ettiğini, ancak davalı tarafından aleyhine 2008 yılı temmuz ayından 2009 yılı mayıs ayına kadar olan kira bedellerine ilişkin icra takibi yapıldığını, takipten gecikmeli olarak haberdar olduğunu bildirerek borçlu olmadığının tespitini istemiştir.
Davalı, davacı-kiracı aleyhine 2008 yılı Haziran ayı kira bedelinin ödenmemesi üzerine Kandıra İcra Müdürlüğü’nün 2008/844 sayılı dosyasıyla icra takibi yaptığını, takipten önce de davacıya sözleşme şartlarına uyması ve kira bedellerini sözleşme gereği ödemesini, aksi halde tahliyesini isteyeceğini … 3. Noterliği’nin 16.06.2008 tarihli ihtarnamesi ile ihtar ettiğini, kiralanan … yerinde 23.08.2008 tarihinde yapılan haciz işlemi sırasında davacının kiralananı, bilgisi dışında boşaltıp terk ettiğinin anlaşıldığını, kiralananı kilitleyerek terk ettiğinin tespit edildiğini, kira sözleşmesinin iki taraflı sözleşme olduğunu, davacının tek taraflı iradesi ile sözleşmeyi sona erdiremeyeceğini, sözleşme gereği davacının dönem sonuna kadar olan kira bedelini ödemek zorunda olduğunu, böyle olunca davacı aleyhine yapılan takip ile 2008 yılı temmuz – 2009 yılı mayıs ayları arası kira bedellerinin tahsili yoluna 2010/6541-14827
Gittiğini, mecurun 2009 yılı nisan ayı sonuna kadar boş kaldığını, kiraya verilemediğini, buna göre davacının ancak 2009 yılı mayıs ayı için talebinin kabul edilebileceğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddi ile alacağın % 40‘ı oranında tazminatın davacıdan alınıp davalıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Taraflar arasındaki kira sözleşmesi 1.6.2007 başlangıç tarihli ve beş yıl süreli olup yıl itibariyle 5 ayrı döneme ayrılmış, dönem itibariyle kira bedellerinin dört eşit taksitte ödeneceği kararlaştırılmıştır. Davalı kiralayan, taşınmazın dönem sonu gelmeden davacının tahliyesi üzerine sözleşmenin 2.dönemine isabet eden 2008 yılı Temmuz ayından dönem sonuna kadar olan 11 aylık kira bedelinin ödetilmesi için icra takibine girişmiştir. Davacı-kiracının henüz kira süresi sona ermeden kira sözleşmesini tek taraflı bozarak, kiralananı tahliye ettiği uyuşmazlık konusu değildir. Bu durumda, kural olarak kiracı kira süresinin sonuna kadar kira parasından sorumludur. Ancak davalı kiralayanın da bu yeri yeniden kiraya verme gayreti içine girmesi ve böylece zararın artmasını önlemesi BK. 98 md. hükmü delaletiyle aynı kanunun 44. md. hükmü gereğidir. Bu nedenle davacı kiracı, kiralananı tahliye tarihinden itibaren normal koşullar altında yeniden kiraya verilebilme suresi için kira parasından sorumlu tutulmalıdır. Bunun tespit edilebilmesi için de öncelikle mecurun tahliye tarihinin saptanması zorunludur. Her ne kadar davacı kiracı 2008 yılı Temmuz ayı başında mecuru tahliye ederek anahtarı davalıya teslim ettiğini savunmuş ise de, bu savunmasını yasal delillerle ispat edememiştir. Öyle ise, davalının ileri sürdüğü ve icra takip dosyası içeriğinde yer alan haciz tutanağından da anlaşıldığı üzere 23.8.2008 tarihinin tahliye tarihi olarak kabulü gerekir. Öyle ise mahkemece, uzman bilirkişi eliyle, kiralananın 23.8.2008 tarihinden itibaren aynı koşullarla ne kadar süre içerisinde kiraya verilebileceği saptanmalı, davalının 2009 yılı Mayıs ayına ilişkin kabul beyanı da gözetilmek suretiyle hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmelidir. Aksine düşünce ile tanık beyanları nazara alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
3-İİK’nun 72/4. maddesine göre, alacaklı lehine tazminata hükmedilebilmek için borçlunun mahkemeden takibin durdurulması veya paranın alacaklıya ödenmemesi hususunda bir 2010/6541-14827
ihtiyati tedbir kararı almış ve bu yüzden alacaklının alacağını geç almasına sebebiyet vermiş olması gerekir. Somut olayda talep üzerine mahkemece ihtiyati tedbir kararı verilmiş, ancak icra veznesine yatan bir bedel olmadığından alacaklının alacağına geç kavuşmasından bahsedilemez. Bu nedenle davalı alacaklı lehine %40 tazminata karar verilemez. Mahkemece bu yön gözden kaçırılarak yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan 1. bent gereğince davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, temyiz olunan kararın 2. ve 3. bentte açıklanan nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA,peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 9.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.