Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/6589 E. 2011/9580 K. 16.06.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6589
KARAR NO : 2011/9580
KARAR TARİHİ : 16.06.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki sözleşmenin iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı davacı avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat … ile davacı vekili avukat …’ün gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 7904 ada 26 parselde bulunan davalıya ait kooperatif hissesini 03.10.2003 tarihli noterden düzenleme şeklinde hisse devir sözleşmesi ile 16.000-sterline satın aldığını, satış bedelini ödediğini, orman idaresinin arsa sahipleri aleyhine açtığı davayı kazanarak … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2000/741 Esas, 2005/366 Karar sayılı ilamı ile taşınmazın tapusunun iptal edildiğini, taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tescil edilerek kararın kesinleştiğini, tapusunu alma imkânının kalmadığını, davalının aynı zamanda inşaatın fen’i mesulü ve mimari projesinin sahibi olduğunu, taşınmazın evveliyatını bildiği halde kendisinden gizlediğini ileri sürerek, hisse devir sözleşmesinin feshine, dairenin dava tarihindeki rayiç bedelinin tespiti ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının hisseyi devraldığı tarihte bu davanın bulunduğunu, davacının durumu bilerek satın aldığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, satım tarihinde taşınmaza ilişkin davanın mevcut ve tapu kaydında da tedbir kararının olduğu, taşınmazın orman niteliğinde bulunduğu, kişiler adına tescilinin mümkün olmadığı, dava sonucunda verilen kararla taşınmazın orman niteliğiyle Hazine adına tescil edildiği, davalının ödediği bedeli istemekte haklı olduğu, yabancı para borcunda kur artışlarıyla paranın değerini koruyacağı, bu nedenle denkleştirici adalet ilkesine göre hesaplama yapılamayacağı, tapulu ancak orman olan bir taşınmazın satışının geçerli olmadığı, bu nedenle rayiç değer talebinin de yerinde olmadığı, ancak ödenen bedelin dava tarihindeki kur üzerinden hesaplanan TL karşılığının istenebileceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, 32.806,40-TL alacağın dava tarihi itibariyle yasal faizi ile davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, zapta karşı tekeffül hükümlerine dayanarak eldeki davayı açmıştır. Bilindiği üzere, tapulu bir taşınmazın mülkiyetinin devrini öngören her türlü sözleşmelerin resmi şekilde yapılması geçerlilik koşuludur (743 sayılı Türk Kanunu Medenisi m. 634; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 706; Borçlar Kanunu m. 213; Tapu Kanunu m. 26; 1512 sayılı Noterlik Kanunu m. 60). Yasa hükümlerinin öngördüğü biçimde yapılmayan sözleşmeler hukuken geçersizdir; burada öngörülen şekil, sözleşmenin geçerlilik koşulu olup, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenledir ki, gerek mahkemece gerekse Yargıtay’ca doğrudan göz önünde tutulur (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 05.12.2001 gün ve 2001/13-1021 E., 2001/1101 K.; 16.04.2008 gün ve 2008/8-324 E., 2008/328 K.; 27.05.2009 gün ve 2009/1-181 E., 2009/220 K.; 16.06.2010 gün ve 2010/14-290 E., 2010/328 K. sayılı ilamları). Yargıtay’ın sapma göstermeyen kararlarına göre özel mülk olarak tescile tabi olmayan bir taşınmaz, her nasılsa özel mülk olarak tapuya tescil edilerek hakkında sicil oluşturulmuşsa, bu sicil taşınmazın tescile tabi olmayan yerlerden olduğu sonucunu değiştirmez. (HGK 22.2.1990 gün, 1989/1-700 esas, 1998/101 karar ve 18.10.1989 gün 1989/1-419 esas, 1989/528 karar, 11.6.2003 gün, 2003/13-414 esas, 410 karar).
Dosya kapsamına göre, dava konusu 7904 ada 26 nolu parselde bulunan kooperatif hissesinin davacı tarafından 03.10.2003 tarihli noterden hisse devri sözleşmesi ile davalıdan satın alındığı, taşınmazın tapu kaydına 18.05.2000 tarihinde … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2000/741 Esas sayılı dosyası nedeniyle ihtiyati tedbir kararı konulduğu, yine tapu kaydının beyanlar hanesinde, “Kadastro Müdürlüğü’nün 25.05.1998 gün 295 1403 sayılı yazısına göre bu taşınmazın zeminde niteliği orman olan 1078 parsel üzerinde kaldığının” yazılı olduğu, orman idaresi tarafından arsa sahipleri aleyhine 03.05.2000 tarihinde açılan tapu iptal ve tescil davası sonucunda, taşınmazın orman niteliği ile hazine adına tesciline karar verildiği ve verilen kararın 16.03.2006 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın 12.11.2008 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacının devirden önce tapu kaydında bulunan şerh ve beyan nedeniyle taşınmazın evveliyatının orman olduğunu, dava sonucunda orman olarak tescil edilme ihtimalinin bulunduğunu bilerek satın aldığının kabulü gerekir (Bkz. Hukuk Genel Kurulu’nun 15.12.2010 T., 2010/13-618 E, 2010/668 K. sayılı ilamı). O halde davacı, taşınmazın kendisine satıldığı tarihte öncesinin orman olduğunu bilemeyeceğini, iyi niyetli olduğunu MK. 1020. maddesindeki tapu sicilinin aleniyeti ilkesi karşısında ileri süremez. Orman alanlarının özel mülkiyete konu olması, devir ve temliki hukuki sonuç doğurmaz. Yani taraflar arasında yapılmış bulunan satım akdi biçim koşullarına uygun olarak yapılsa dahi BK 2011/6487-9460
19-20 maddeleri gereğince mutlak butlanla batıl olup, baştan beri geçersizdir. Geçersiz sözleşmelerde, taşınmazın hukuka uygun yollarla tescil edilmiş olması BK 192 maddesindeki satıcının zapta karşı tekeffül borcunu doğurmaz. Çünkü bu madde, sadece hukuken geçerli sözleşmelerde ileri sürülebilir. Davacı, geçersiz sözleşmeye dayanarak taşınmazın değerini tazminat olarak isteyemez; sadece geçersiz sözleşme nedeniyle ödediği bedeli sebepsiz zenginleşme ve denkleştirici adalet kurallarına göre isteyebilir. Geçersiz sözleşmelerde herkes aldığını aynı anda iade ile yükümlü ise de, taşınmaz davacının kusuru olmaksızın elinden çıkmış olduğundan onun iade mükellefiyeti yoktur.
Hal böyle olunca, mahkemece bilirkişilerden alınacak taraf ve yargı denetimine elverişli rapor ile davacının ödediği 16.000-sterlinin ödeme tarihindeki Türk Lirası karşılığının akdin ifasının imkânsız hale geldiği taşınmazın tapusunun iptaline ilişkin mahkeme kararının kesinleştiği 16.03.2006 tarihine kadar ulaştığı alım gücünün enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, altın ve döviz kurlarındaki artış, maaş artışları vs. gibi ekonomik etkenlerin ortalamalarının alınarak hesaplanıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile ödenen bedelin dava tarihindeki kur üzerinden TL karşılığına karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle tarafların sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, 825,00 TL duruşma avukatlık parasının karşılıklı alınarak birbirlerine ödenmesine, peşin alınan 17.15 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 16.6.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.