YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7191
KARAR NO : 2010/11234
KARAR TARİHİ : 13.09.2010
Davacı-karşı davalı … vekili avukat … ile davalı-karşı davacı … vekili avukat …, davalı … aralarındaki dava hakkında … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 25.9.2008 gün ve 16-272 sayılı hükmün Dairemizin 21.1.2010 tarih ve 12926-499 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalı-karşı davacı … avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu.
K A R A R
Davacı-karşı davalı, dava dışı kiracısı … ile olan anlaşmazlıkları nedeniyle açılan icra takibi ve davalarda davalı avukatların kendisini vekil olarak temsil ettiklerini, kendisinin bilgisi ve rızası olmadan davalı vekillerinin karşı tarafla 10.000 TL bedel üzerinden anlaşarak karşı tarafı ibra ettiklerini, aldıkları 10.000 TL.den 2.000 Tl vekalet ücreti kesmek suretiyle kendisine 8.000 TL ödediklerini, yapılan ibra işlemi nedeniyle zarara uğradığını ve bu nedenle davalıları azlettiğini ileri sürerek, uğradığı zararın faiziyle birlikte davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalı-karşı davacı …, davanın reddini dilemiş, karşı davasında da; davacının kendisini Savcılığa şikayet edip haksız olarak işbu davayı açtığını, bu nedenle manevi olarak büyük elem duyduğunu, itibar ve saygınlığının zedelendiğini ileri sürerek, 15.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacı-karşı davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı karşı davacı, asıl dava yönünden ve davacı karşı davalı karşı dava yönünden davanın reddini dilemiştir.
Davalı …’a tebligat yapılamamıştır.
Mahkemece davacı-karşı davalının davasının HUMK 409. maddesi gereğince açılmamış sayılmasına, Karşı davacı-davalı manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar verilmiş hükmün taraflarca temyizi üzerine dairenin 21.01.2010 günlü ve 2009/12926 esas ve 2010/499 karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmiş, bozma ilamına karşı, Karşı davacı … tarafından karar düzeltme talebinde bulunulmuştur.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre karşı davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair karar düzeltme taleplerinin reddi gerekir.
2-Karşı davacı …, mesleki anlamda hiçbir kusuru bulunmamasına rağmen davalının kendisi hakkında C.Savcılığına suç duyurusunda bulunarak şikayet etmesi ve işbu davayı açması nedeniyle şahsi ve mesleki itibarının zedelendiğini, huzursuz olduğunu belirterek uğradığı manevi zarar sebebiyle manevi tazminat talebinde bulunmuş, mahkemece 1.500 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Dairemizce, 21.01.2010 günlü ve 2009/12926 esas ve 2010/499 karar sayılı ilamı ile, Yargıtay’ın öteden beri uygulamakta olduğu ve istikrar kazanan kararları uyarınca dava açılması ve şikayetlerin bu hakları kullanan kişiler yönünden, anayasal bir hakkın kullanımı niteliğinde olup Borçlar Kanunu’nun 49.maddesi
2010/7191-11234
kapsamında manevi kişilik haklarının ihlali niteliğinde sayılamayacağından mahkemece manevi tazminat talebi yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği değerlendirilerek bozma kararı verilmiştir.
Karşı davalı tarafından, karşı davacı hakkında … Cumhuriyet Başsavcılığına verilen 10.08.2006 tarihli şikayet dilekçesi ile davalı avukatların kendisini vekil olarak temsil ettiklerini, kendisinin bilgisi ve rızası olmadan davalı vekillerinin karşı tarafla 10.000 TL karşılığı anlaşarak karşı tarafı ibra ederek vekalet görevlerini kötüye kullandıklarını belirterek cezalandırılmalarını talep etmiş, … C. Başsavcılığının 2006/2034 nolu soruşturma dosyasına karşı davacı tarafından 10.11.2006 tarihinde sunulan belgede, karşı davalının, vekili olan karşı davacıya yazılı talimatla ibra yetkisini verdiği anlaşılmakla, C.Savcılığının talebi üzerine Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 15.12.2006 tarihli yazısı ile soruşturma izni verilmesine gerek görülmemiştir.
Karşı davalı tarafından aynı konuya ilişkin, aynı gerekçelerle 10.08.2006 tarihli dilekçe ile karşı davacı hakkında … barosuna şikayette bulunduğu,bu şikayete bağlı olarak disiplin soruşturmasının yapıldığı ve söz konusu yazılı talimata dayalı olarak karşı davacının ibraname düzenlediği gerekçesiyle 23.08.2007 tarihli disiplin kovuşturması açılmasına yer olmadığına dair karar verilmiştir.
Borçlar Kanununun 49. maddesine göre, kişilik hakları haksız saldırıya uğrayan kimse manevi tazminat isteyebilir. Kişinin onuru, saygınlığı gibi kişilik haklarını oluşturan değerlere saldırı halinde manevi bir zarar yani kişilik hak ve değerlerinde irade dışında gerçekleşen bir eksilmenin oluştuğunun kabulü gerekir.
Somut uyuşmazlıkta; karşı davalının kendi imzalı yazılı talimatı gereğince, icra dosyası kapsamında vekili olan davalı-karşı davacı … tarafından ibraname düzenlendiğini bilmesine rağmen, hem Ceza soruşturması hem de disiplin soruşturması talebiyle ilgili kurumlara şikayette bulunduğu gibi işbu davayı açtığıda anlaşılmaktadır. Karşı davalının iyiniyetten uzak, karşı davacı tarafı zararlandırmaya yönelik bu yaklaşımının anayasanın 36. maddesinde düzenlenen hak arama özgürlüğü çerçevesinde ihbar ve şikayet hakkının kullanılması olarak değerlendirilmesine yasal olanak bulunmamaktadır. Bu itibarla manevi tazminatın yasal koşullarının bulunduğu anlaşılmakla, Daha önce yapılan temyiz incelemesinde mahkeme kararının onanmasına karar verilmesi gerekirken zuhulen bozulduğu bu kez yapılan incelemeden anlaşıldığından, HUMK 440 maddesi hükmü uyarınca davalının karar düzeltme talebinin kabulü ile mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalı-karşı davacının diğer karar düzeltme itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle Dairemizin 21.01.2010 günlü ve 2009/12926 esas ve 2010/499 karar sayılı bozma kararının kaldırılmasına, aynı bentte açıklanan nedenle mahkeme ilamının ONANMASINA, 13.9.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.