Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/7354 E. 2010/8848 K. 18.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7354
KARAR NO : 2010/8848
KARAR TARİHİ : 18.06.2010

…vekili avukat … ile … vasisi …. vekili avukat … aralarındaki dava hakkında … 3.Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 5.2.2009 tarih ve 665-58 sayılı hükmün Dairenin 22.10.2009 tarih ve 6173-11970 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalılar avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu.
KARAR
Davacı, davalının bankalarından kullandığı 13.913.00 TL tutarındaki tüketici kredisi borcunu geri ödemediğini, alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibe de itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline %40 tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vasisi, vasis bulunduğu …’in akıl hastası olduğunu ve vesayet altında bulunduğun savunarak hukuki ehliyet yokluğundan davanın reddine karar verilmesi dilemiştir.
Mahkemece, vesayet altındaki …’in kısıtlı bulunduğunu gizleyerek kredi kullanması nedeniyle TMK 452/2 maddesi hükmü gereğince borçtan sorumlu bulunduğu gerekçe gösterilerek davanın kabulüne karar verilmiş; davalının temyizi üzerine Dairemizce onanmış; bu kez davalı karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1-4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1.maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2.maddesinde “Bu kanun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 10.maddesinde de, Tüketici Kredisi düzenlenmiş olup, aynı Yasanın 23/1 maddesi gereğince, “bu kanunun uygulanmasıyla ilgili olarak çıkacak her türlü ihtilaflara tüketici mahkemelerinde bakılacaktır”, düzenlemesi getirilmiştir. Uyuşmazlık, Tüketici Kredisi sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, davaya bakmaya tüketici mahkemeleri görevlidir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olduğundan, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re’sen göz önüne alınacağından ve görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmayacağından mahkemece görev yönünden dava dilekçesinin reddine karar verilmesi 2010/7354-8848
gerekirken işin esası incelenerek yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne var ki mahkeme kararı bu gerekçe ile bozulacak iken zuhulenonandığı yeniden yaplan inceleme sonucunda anlaşıldığından Dairemiz onama kararı kaldırılmalı, mahkeme kararı bozulmalıdır.
2-Bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle Dairemiz 22.10.2009 tarih ve 2009/6173-11970 sayılı onama kararının kaldırılmasına, mahkeme kararının BOZULMASINA, ikinci bentte gösterilen nedenle davalının diğer karar düzeltme taleplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 18.6.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.