Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/7776 E. 2011/2908 K. 28.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7776
KARAR NO : 2011/2908
KARAR TARİHİ : 28.02.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat … gelmiş, davacılar tarafından gelen olmadığından onların yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacılar; Davalının, dava dışı … verdiği vekaletnamesi ile dava dışı …’i tevkile yetkili kıldığını, …’ün ise; kendilerine dava açılması hususunda vekaletname verdiğini, ve ücret sözleşmesi imzaladığını, verilen vekaletname gereği veraset ilamı aldıklarını, tapudaki yanlışlıkların tashihi için davalar açtıklarını, akabinde izale-i şüyu davalarını açtıklarını, dava derdest iken ve hiçbir haklı sebep yokken davalının kendilerini azlettiğini belirterek, 29.000,00 TL avukatlık ücretinin ihtarnamenin tebliğinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı; Vekilin vekil eden adına borçlandırıcı bir muamele yapabilmesinin ancak vekaletnamesinde özel yetki taşıması suretiyle mümkün olacağını, kendisinin diğer hissedarlarla dava öncesinde anlaştığını, hal böyle iken dava açılmasının zararına olduğunun izahtan vareste olduğunu, davacı tarafça ortaklığın giderilmesi davasının sırf ücreti vekalet kazanmak amacıyla kötü niyetli olarak açılmış bir Dava olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece Davacı … tarafından açılan davanın açılmamış sayılmasına, Davacı … tarafından açılan davada davacı vekil haksız olarak azledildiğinden toplam 29.000,00 TL vekalet ücreti alacağının 15/07/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dosya kapsamına göre; davalının, başkalarını da tevkil etme yetkisi vererek dava dışı avukat olmayan … isimli kişiyi 14.08.2007 tarihli vekaletname ile vekil tayin ettiği, bu kişinin de mevcut yetkisine dayanarak 16.01.2008 tarihli vekaletname ile davacıları vekil tayin ettiği ve yine vekil sıfatı ile davacılar ile 16.01.2008 tarihli ücret sözleşmesini imzaladığı anlaşılmaktadır. Uyuşmazlıkta çözümlenmesi gereken sorun, tevkil yetkisini haiz vekilin tayin ettiği ikinci vekil ile müvekkilleri adına vekaletnamesinde bu konuda özel yetkisi olmamasına rağmen ücreti vekalet sözleşmesi yapıp yapamayacağı ile yapılmış sözleşmenin müvekkilleri bağlayıp bağlamayacağında toplanmaktadır. BK.nun 388 ve HUMK.nun 63. maddelerinde vekaletin kapsamı ve özel yetkiyi gerektiren haller sayılmıştır. Avukatlık Yasasında da ücreti vekalet sözleşmeleri gerek miktar ve gerekse içerik bakımından bazı emredici nitelikteki hükümlerle sınırlamaya tabi tutulmuştur (Av. Kanununun 163 ve 164. maddeleri). Yanlar arasındaki uyuşmazlığın çözümünde bu Yasa hükümlerinin vaz ediliş sebepleri de gözönüne alınarak bir sonuca gidilmesi gerekir. BK.nun 388 ve HUMK.nun 63. maddelerinde özel yetkiyi gerektiren haller olarak sayılan hususların tahdidi olup olmadığının değerlendirilmesinin yapılmasında, tahdidi olmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. İşlemin müvekkil bakımından arzettiği önemden dolayı o işlem içinde özel yetki verilmesi gerektiği sonucuna varılabilir. Nitekim, anılan yasa maddelerinde sayılan tüm haller müvekkil açısından işlemin niteliği de nazara alındığında önem arz eden hususlardır. Öneminden dolayı özel yetkiyi gerektiren hallere benzerliği dolayısıyla vekilin müvekkili adına yargılamanın iadesini isteyebilmesi, konkordato teklif veya kabul edilebilmesi, iflasını isteyebilmesi, kişiye bağlı haklara ilişkin dava veya taleplerde bulunabilmesi için özel yetki gerektiği doktrinde ve bazı özel hükümler taşıyan yasalarda kabul edildiği gibi, uygulamada da hakimler aleyhine tazminat davası açabilmesi için vekilin vekaletnamesinde bu konuda özel yetki aranmaktadır (Müderrisoğlu, Avukatlıkta Vekalet ve Ücret Sözleşmesi, Sh: 48-49; Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt: I, Sh: 845; 4.2.1959 Th., 14/6 sayılı Tevhidi İçtihat Kararı). Özellikle, davaya vekalette ikinci vekilin verdiği avukatlık hizmetine karşılık alacağı, vekalet ücretinin miktarı, müvekkiller için önemli olabilir ve bu önem derecesi de kişiye, her somut olaya göre değişir. Objektif ölçülerle tespiti de mümkün değildir. Bu nedenle de müvekkillerin ödenecek ücreti işin başında bilmelerini sağlamak amacıyla Avukatlık Yasasının 164/1. maddesiyle ücretin belli bir miktarı kapsaması gerektiği hükmü getirilmiş olmakla ücreti vekaletin müvekkiller için önemli olduğu kabul edilmiştir. Öte yandan, anılan yasa kamu yararı ve avukatlık mesleğinin disipline edilmesi amacıyla avukatlık ücret sözleşmesinin yapılmasında özellikle kararlaştırılacak ücret açısından da başka sınırlamalar da getirmiştir (Av. Kanununun 163/4, son, 164/2-3, 171. maddesi gibi).
2010/7776-2011/2908
Kaldı ki vekilin vekaletnamesinde özel yetki olmadan tevkil ettiği avukatla ücret sözleşmesinin yapabileceğinin kabulü istismara da neden olabilecektir. Yasa bunu da önlemeye çalışmaktadır. Bu durumda vekilin, vekaletnamesinde açık yetkisi olmadan müvekkili adına avukatlık ücreti sözleşmesi yapamayacağının kabulü gerekir.
Somut olayda, başkalarının tevkile yetkili ilk vekil …’e verilen vekaletnamede, ücreti vekalet sözleşmesi yapma yetkisi olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda ilk vekilin yetkisi olmadığı halde ikinci vekil ile yaptığı avukatlık ücret sözleşmesi geçersizdir. Davalıyı bağlamaz. Bu nedenle de davacı bu sözleşmeye dayanarak sözleşmede kararlaştırılan ücreti davalıdan isteyemez. Ne var ki, davacı vekil vekaletname gereği üstlendiği vekalet görevini ifa etmiştir. Avukatlık Kanununun 163/son maddesi gereğince, davalı Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanacak miktarı davacı …’a ödemekle yükümlüdür. Mahkemece yapılacak …; veraset davaları nedeniyle tarifeye göre bulunacak miktarlar ile tapudaki isim tashihi davaları içinde tarifedeki benzer durumlar ve avukatın sarf ettiği emeği de nazara alınarak takdir edilecek miktar toplamına hükmetmektir. Mahkemece, açıklanan yönler gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ : Yukarıda 1.no’lu bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2 no’lu bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalı yararına (BOZULMASINA), 825,00 TL duruşma avukatlık parasının davacılardan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan 391.50 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 28.2.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.