Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/7844 E. 2010/13914 K. 25.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7844
KARAR NO : 2010/13914
KARAR TARİHİ : 25.10.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalıya borç olarak banka havalesi ile 22.500 Dolar ve 2.000.00 YTL gönderdiğini, davalının bu borcunu ödemediğini, bu nedenle alacağının tahsili için icra takibi yaptığını, davalının icra takibine haksız itiraz ettiğini ileri sürerek itirazının iptali ile icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep etmiştir.
Davalı, davacıdan borç para almadığını, gönderilen havaleler ile davacının kendisine olan borcunu ödediğini belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece dairemizin 29.01.2009 tarih, 2008/13245 Esas ve 2009/804 Karar sayılı bozma ilamına uyularak davanın kabulü ile, itirazın iptaline ve 22.500 USD ve 2000 TL alacağın takip tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsili karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı, davalıya banka havalesi ile borç olarak 22.500 USD ve 2.000 TL gönderdiğini belirterek delil olarak banka dekontlarına dayanmıştır. Mahkemece davacının delil olarak dayandığı havale dekontları üzerinde borç olarak verildiğine dair açıklama bulunmadığından davanın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine ,dairemizin 29.01.2009 tarih,2008/13245 Esas ve 2009/804 Karar sayılı bozma ilamı ile, davacının dayandığı 15.4.2005 tarihli 15.000 USD bedelli banka dekontunda ” erkine verilen borç ” ve 16.4.2005 tarihli 7.500 USD bedelli banka dekontunda ” … borç ” şeklinde bir açıklamanın yer aldığı, bu yazı içeriğinin davacının karz iddiasını doğruladığı,bu itibarla mahkemece bu havaleler yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozma kararı verilmiş, mahkemece bozma kararına uyulduğu belirtilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de, kararın gerekçesinde 22.500 USD alacak yönünden itirazın iptaline karar verildiği ancak kısa kararın yazımında 2.000 TL alacak yönünden de itirazın iptaline karar verildiği ve kısa karardaki hüküm fıkrasının değiştirilmediği gerekçesiyle, bozma kararına aykırı olarak tüm davacı talepler yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2009/19-109 Esas ve 2009/123 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, hakimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, Kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır.
Öyle ki, İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir. Ayrıca 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 381,388 ve 389 maddelerinde hüküm fıkrasında nelerin yer alacağı açıklanmış; 388.maddesinin son fıkrası ile “Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” hükmü getirilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta açıklanan yasal düzenleme gözetilmeyerek gerekçe ile gerekçeli kararın hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturulması, HUMK’un 388/son maddesi gereğince bozmayı gerektirir.
2-Bozma sebebine göre davalının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Mahkeme kararının yukarıda 1.bentte açıklanan nedenle BOZULMASINA; 2.bentte açıklanan nedenle davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 465.80 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 25.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.