YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8071
KARAR NO : 2011/3475
KARAR TARİHİ : 08.03.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmnen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde taraflardan gelen olmadığından incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının vekili olarak 8.11.2006 tarihinde 80.000 Dolarlık senet alacağı nedeniyle ihtiyati haciz kararı alıp, … 5. İcra Müdürlüğünün 2006/14037 esas sayılı dosyası ile takip başlattığını, takibin satış aşamasında davalı ile borçlunun anlaştıklarını, bu anlaşmaya göre takip borçlusu … ’nın satışa çıkarılan gayrimenkulünü icra dosyasındaki borcuna karşılık davalıya vermeyi kabul ettiğini, satışı için davalıya 26.11.2007 tarihli vekaletname verdiğini, davalının bu vekaletname ile daireyi 05.12.2007 tarihinde babası İsmet Fazlıoğluna devir ve temlik ettiğini, vekalet ücretinin ödenmediği gibi, 25.09.2008 tarihli ihtarla da haksız olarak azledildiğini, vekalet ücreti alacağının tahsili için Kartal 5. İcra Müdürlüğünün 2008/7697 esas sayılı takip dosyası ile başlatmış olduğu icra takibine de itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, %40 icra inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, takipten sonra borçlu ile sulh sözleşmesi yaptıklarını, 25.000 Dolar vererek borçluya ait daireyi satın aldığını, dairenin tapusunun babası adına tescil edildiğini, takipten de feragat ettiğini, davacıya 5.000,00 Dolar vekalet ücretini ödediğini, ancak davacının ücreti almasına rağmen babasına borç bildirim muhtırası göndermesi nedeniyle davacıyı haklı olarak azlettiğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
2010/8071-2011/3475
Mahkemece azlin haksız olduğu, davacının vekalet ücretine hak kazandığı kabul edilerek davanın kısmen kabulüne, Avukatlık Kanununun 164/4. maddesi gereğince %15 üzerinden hesaplanan 30.971,33 TL vekalet ücreti üzerinden takibin devamına, bu miktara takip tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, vekalet ücreti alacağının tahsili istemine ilişkin olup, davacı avukatın, davalının 80.000 Dolarlık bonoya dayalı alacağının tahsili için ihtiyati haciz kararı alıp, 8.11.2006 tarihinde de takip başlattığı, davalının borçlusuna ait taşınmazın haczedilip kıymet takdirinin yapılmasından sonra takip alacaklısı davalı ile borçlunun sulh oldukları, bu sulh kapsamında davalıya ait taşınmazın davalının babasına 5.12.2007 tarihinde satış suretiyle devredildiği, davalı asilin takip dosyasındaki alacağından feragat ettiği anlaşılmaktadır. Davacı, takip dosyasında borçluya ait taşınmazı devralarak yeni malik olan davalının babasına dosya borcunun ödenmesi için muhtıra çıkarılmasının ardından 25.9.2008 tarihinde haksız olarak azledildiğini belirterek, vekalet ücreti alacağının tahsili için eldeki davayı açmış, davalı ise takip konusu alacak nedeniyle borçlu ile yapılan sulh sözleşmesi ve bu kapsamda borçluya ait taşınmazın babası adına devredilmesinin ardından takip alacağından feragat ettiğini, davacı avukata da 5.000,00 Dolar vekalet ücretini ödediğini, davacı avukatın ise bu durumu bildiği halde daha fazla vekalet ücreti alabilmek için icra dosyasından babasına borç bildirim muhtırası gönderdiğini, bunun üzerine davacıyı haklı olarak azlettiğini savunmuştur. Gerçekten de icra dosyasının incelenmesinde, takip borçlusuna ait taşınmazı, sulh kapsamında ve davalının talimatı ile devralan davalının babası İsmet Fazlıoğlu’na davacı avukat tarafından, 191.254,00 TL’lik dosya borcunun ödenmesi konusunda “borç bildirim muhtırası” gönderildiği, davacının bundan sonra azledildiği anlaşılmakta olup, esasen bu husus davacının da kabulündedir. Mahkemece azlin haklı olup olmadığının belirlenmesi için bu konuda da inceleme ve değerlendirme yapılması gerektiği halde, davalının bu savunması üzerinde durulmadığı gibi, davalı cevap dilekçesi ve daha sonra vermiş olduğu 26.3.2009 ve 13.4.2009 tarihli dilekçelerinde “yemin” deliline dayandığını bildirmişse de bu konuda da işlem yapılmamış, eksik inceleme ile hüküm kurulmuştur. O halde öncelikle davalının savunmasında ileri sürüldüğü gibi, 5.000,00 Dolar vekalet ücretinin ödenmesi ile ilgili taraflar arasında herhangi bir anlaşma olup olmadığı ve bu ücretin ödenip ödenmediği konusunda davalının dayandığı “yemin” delili ile ilgili işlem yapılmalı, davacıya meşruhatlı yemin davetiyesi tebliğ edilerek, ücret konusunda
2010/8071-2011/3475
sözlü bir anlaşmanın olup olmadığı ve herhangi bir ücretin ödenip ödenmediği belirlenmeli, bunun sonucuna göre davalının savunmasında ileri sürdüğü az yukarda açıklanan hususlar yönünden davacı avukatın vekalet ilişkisinin gerektirdiği güven ve sadakatle hareket edip etmediği, icra dosyasında vekalet verenin talimatı dışında işlem yapıp yapmadığı, dolayısıyla azlin haklı olup olmadığı değerlendirilmeli, hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece açıklanan hususlar gözardı edilerek eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: 1. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davalı yararına bozulmasına, 2. bent gereğince diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 469.00 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 8.3.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.