Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/8234 E. 2010/16411 K. 07.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8234
KARAR NO : 2010/16411
KARAR TARİHİ : 07.12.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, Davalıya ait parkta kaçak su kullanıldığının tespit edildiğini, tahakkuk ettirilen bedelin ödenmediğini, tahsili için yapılan icra takibine de itiraz ettiğini bu nedenlerle itirazın iptali ile takibin devamına ve %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, kısa kararda, “davacı tarafından … 27. İcra Müdürlüğü’ nün 2007/2085 sayılı takip dosyasından dolayı davalının bilirkişi raporunda hesaplanan 8.816.89.TL asıl alacak ile takip tarihine kadar işlemiş 121.98.TL faiz olmak üzere toplam 8.938.87.TL üzerinden itirazın iptaline ve takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya dair istemlerin reddine” gerekçeli kararda ise, “davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davacı tarafından … 27. İcra Müdürlüğü’ nün 2007/2085 sayılı takip dosyasından dolayı davalının bilirkişi raporunda hesaplanan 816.89.TL asıl alacak ile takip tarihine kadar işlemiş 121.98.TL faiz olmak üzere toplam 938.87.TL üzerinden itirazın iptaline ve takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya dair istemlerinin reddine” karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-HUMK.’ nun 381. maddesi gereğince mahkeme, hazır olan tarafların iddia ve savunmalarını dinledikten sonra yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Kararın tefhimi en az, aynı yasanın 388. maddesinde belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. HUMK.’ nun 388/son. maddesi gereğince de istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Yine aynı kanunun 389. maddesinde de hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. Aynı maddenin son fıkrası gereğince de zorunlu nedenlerle yalnız hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın sonradan belli bir süre içinde yazılması mümkündür. Bu gibi hallerde de HUMK.’ nun 388. maddesine uygun
2009/8234-16411
olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren kısa karar ile daha sonra yazılan gerekçeli kararın birbirine uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Öte yandan kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile HUMK.’ nun yukarda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir görevdir.
Temyize konu davada, kısa kararda, “davacı tarafından … 27. İcra Müdürlüğü’ nün 2007/2085 sayılı takip dosyasından dolayı davalının bilirkişi raporunda hesaplanan 8.816.89.TL asıl alacak ile takip tarihine kadar işlemiş 121.98.TL faiz olmak üzere toplam 8.938.87.TL üzerinden itirazın iptaline ve takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya dair istemlerin reddine” şeklinde hüküm kurulmuş olmasına rağmen gerekçeli kararda “davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davacı tarafından … 27. İcra Müdürlüğü’ nün 2007/2085 sayılı takip dosyasından dolayı davalının bilirkişi raporunda hesaplanan 816.89.TL asıl alacak ile takip tarihine kadar işlemiş 121.98.TL faiz olmak üzere toplam 938.87.TL üzerinden itirazın iptaline ve takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya dair istemlerinin reddine” karar verilmiş olması, az yukarda açıklanan kısa kararla gerekçeli kararın birbirine uygun olması gerektiğine ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırı olup, kararın bozulmasını gerektirir. Mahkemece 10.4.1992 tarih ve 1991/7 Esas 1992/4 sayılı İçtihatı Birleştirme Kararında da benimsendiği gibi kısa karar ile bağlı kalınmadan, ancak kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişki giderilecek şekilde yeniden bir karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir.
2-Bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 2.bent gereğince davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan 17.15 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 7.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.