Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/8295 E. 2010/18338 K. 30.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8295
KARAR NO : 2010/18338
KARAR TARİHİ : 30.12.2010

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile imzaladıkları Konut Satış Sözleşmesi ile davalıdan daire satın aldığını, davalının sözleşme uyarınca edimlerini yerine getirmeyerek tapuyu devretmediği gibi inşaatın da henüz tamamlanmadığını, haksız olarak kendisinden maliyet birim fiyat farkı adı altında her yıl için ara ödeme yapmasını istediğini ileri sürerek, tapunun iptali ile adına tescilini, tahsil edilen maliyet birim fiyat farklarının iadesini, sözleşme gereğince gecikmeden doğan cezai şart olarak aylık 300USD ve diğer zararlarına karşılık şimdilik 1.000TL’nin davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-4822 sayılı Yasa ile değişik 4077 sayılı TKHK.nun Amaç başlıklı 1.maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra, kapsam başlıklı 2.maddesinde “Bu Kanunun birinci maddesinde belirtilen amaçlar ile mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3.maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları ifade eder, Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere, ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar, Tüketici ise, bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi ifade eder, şeklinde tanımlanmıştır. Bir hukuki işlemin 4077 sayılı Yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için, yasanın amacı
2010/8295-18338
içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin hukuken geçerli sözleşmenin olması gerekir. Taşınmaz satışına ilişkin sözleşmelerin TMK. 706, BK. 213, Tapu Kanununun 26.maddeleri gereğince resmi şekilde yapılması gerekir. Bu şekil şartına uyulmadan yapılan sözleşmeler geçersizdir. Gezersiz sözleşmelerde herkes aldığını iade ile yükümlüdür. Geçersiz bir sözleşmede 4077 sayılı Tüketicinin korunması Hakkında Kanunun Uygulanması söz konusu olmaz. Ne var ki, şekil şartına uyularak yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmelerinde yüklenici taahhüdünü yerine getirdiğinde, sözleşmede kendisine düşen dairenin adına tescilini isteyebileceği gibi, sözleşmeden doğan bu hakkını BK.163.maddesi gereğince yazılı olarak temlik edebilir. Yüklenici ile alıcı arasındaki konut satışına ilişkin sözleşmede yazılı olmak koşulu ile alacağın temliki sonucunu doğurur ve geçerli olur. Yüklenici ile alıcı arasındaki konut satışına ilişkin sözleşmenin geçerli olması için arsa sahibi ile yüklenici arasında şekil şartına uyularak yapılmış geçerli bir sözleşme olması gerekir. Somut olayda davalı satıcının arsa sahibi ile arasında yapılmış kat karşılığı inşaat sözleşmesi yoktur. Davalı aynı zamanda arsa sahibidir. Bu durumda daire satışına ilişkin sözleşmenin de resmi şekilde yapılması zorunludur. Oysa taraflar arasında bu şekil şartına uyularak yapılmış bir sözleşme mevcut değildir. O halde taraflar arasındaki uyuşmazlık 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun hiçbir hükmünün uygulanması söz konusu olmayıp, uyuşmazlığın BK. hükümlerine göre çözümlenmesi gerekeceğinden davaya bakmak genel mahkemelerin görevi içine girer. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Öyle olunca mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre, davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın BOZULMASINA, ikinci bent gereğince davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 30.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.