YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8549
KARAR NO : 2010/13574
KARAR TARİHİ : 21.10.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki sözleşmenin feshinin iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı eczacı, davalı kurum ile imzalanan 2007 yılı protokolünün 2001 yılında tespit edilen muvazaa nedeniyle süresiz olarak feshedildiğini, her protokol ve tip sözleşme hükümlerinin geçerli olduğu dönem için uygulanabileceğini,2007 yılındaki sözleşmenin 2001 yılındaki muvazaa tespiti nedeniyle feshedilemeyeceğini ileri sürerek, fesih işleminin iptaline, sözleşmenin devamına ve muarazanın men’ine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, … 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kesinleşen ilamı ile davacının 2001 yılında muvazaalı olarak eczane işlettiğinin sabit olduğunu, fesih işleminin haklı nedene dayandığını savunmuş, daha sonraki beyanlarında sözleşmenin 2001 yılında tespit edilen muvazaa nedeniyle değil, 2007 yılında akdedilen sözleşme sürecinde devam eden muvazaaya dayandığını bildirerek, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 2007 yılı protokolünde bulunan muvazaa nedeniyle sözleşmenin feshedilebileceğine dair hükmün geçmişteki eylemlere uygulanabileceği, feshedilen sözleşme döneminde de davacının muvazaa olgusunun tutanaklarla tespit edildiği, feshin haklı nedene dayandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı eczacı, davalı kurum ile imzalanan 2007 yılı protokolünün 2001 yılında tespit edilen muvazaa nedeniyle feshedildiğini, her protokol ve tip sözleşme hükümlerinin geçerli olduğu dönem için uygulanabileceğini, feshin haksız olduğunu ileri sürerek, sözleşmenin feshine ilişkin işlemin iptali, sözleşmenin devamı ve muarazanın önlenmesi istemi ile eldeki davayı açmıştır. Davalı, … 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kesinleşen ilamı ile davacının 2001 yılında muvazaalı olarak eczane işlettiğinin sabit olduğunu, fesih işleminin haklı nedene dayandığını savunmuş, daha sonraki beyanlarında sözleşmenin 2001 yılında tespit edilen muvazaa nedeniyle değil, 2007 yılında akdedilen sözleşme sürecinde devam eden muvazaa sebebiyle feshedildiğini bildirmiştir. Mahkemece, muvazaanın mahiyeti itibariyle ispatı zor ve her türlü delille kanıtlanabilir bir olgu olması dikkate alınarak, 2007 yılı protokolünde yer alan muvazaa nedeniyle sözleşmenin feshedilebileceğine dair hükmün geçmişteki eylemlere uygulanabileceği, yine davacının feshedilen sözleşme döneminde de muvazaa olgusunun tutanaklarla tespit edilmiş olduğu, feshin haklı nedene dayandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı hakkında, 2001 yılında sahte küpür ve kamu kurumunu dolandırmak suçu nedeniyle … 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde kamu davası açılmıştır. Davalı kurum tarafından davacıya gönderilen 28.08.2007 tarih, 6025 sayılı yazı ile; … 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2003/224 Esas, 2005/31 Karar sayılı kararında “..sanığın emekli eczacı olup, İzmir’de oturduğu ve diplomasını …. ve … ….. isimli şahıslara kullandırarak eczane açtığı, eczaneyi fiilen işletenin kendisi olmadığı anlaşıldığından müsnet suçtan beraatine..” şeklinde hüküm kurulduğu ve bu kararla davacının diplomasını üçüncü kişilere kullandırarak muvazaa yaptığının kesinleştiği gerekçesiyle, taraflar arasında imzalanan ve 01.07.2007 tarihinde yürürlüğe giren 2007 protokolünün 6.3.27 ve 6.11 maddeleri gereğince süresiz olarak feshedildiği bildirilmiştir.Davalı vekili, cevap dilekçesinde de Ağır Ceza Mahkemesi kararı ile tespit edilen 2001 yılındaki muvazaa nedeniyle sözleşmenin feshedildiğini savunmuş, daha sonraki aşamalarda ise fesih işleminin 2007 yılında akdedilen sözleşme sürecinde devam eden muvazaaya dayandığını bildirmiştir. Davalının bu beyanı, savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı kapsamında olup, davacının bu konuda muvafakatı bulunmamaktadır. Davalı kurumun, 2001 yılında tespit edilen muvazaaya dayanarak 2007 yılı protokolünü feshettiği açıktır. Öyle olunca, 2001 yılında tespit edilen muvazaa nedeniyle, 2007 yılı protokolünün feshinin mümkün olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Davacı ile 2005, 2006 ve 2007 yıllarında yeniden protokol imzalanmıştır. Bu protokollerin hepsinde “muvazaalı olarak eczane işletmek” bir fesih nedeni olarak düzenlenmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki protokol hükümleri, geçerli olduğu dönem için uygulama alanı bulur. Sözleşmede açıkça düzenlenmedikçe daha sonraki dönemler için geçerli değildir. Bir başka ifade ile, yeni bir protokol imzalanmakla, bir önceki dönem kapatılmış artık yeni bir döneme başlanmıştır. Bu nedenle, 2007 yılı protokolünün “6. Cezai Şart ve Sözleşmenin Feshi” bölümünün 6.3.27 maddesinde düzenlenen “Muvazaalı olarak eczane işlettiği tespit edilen eczacı ile bir daha sözleşme yapılmaz.” hükmünün ancak 2001 yılında tespit edilen muvazaa için geçerli olduğunun kabulü zorunludur. O halde, mahkemece, 2007 yılı protokolünün 2001 yılında tespit edilen muvazaa nedenine dayalı olarak feshedilemeyeceği gözetilerek, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanlış değerlendirme ve yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 17.15 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 21.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.