YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8558
KARAR NO : 2010/16350
KARAR TARİHİ : 07.12.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının vekili olarak, …Kadastro Mahkemesine ait 1998/82 esas, 2009/6 karar sayılı davayı takip ettiğini, davalı ile imzalamış oldukları 5.1.2009 tarihli Avukatlık Ücret Sözleşmesinin 3. maddesinde, davanın lehe sonuçlanması halinde, dava konusu taşınmazın karar tarihindeki rayiç değerinin %15’inin vekalet ücreti olarak ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davanın kabul edilerek davalı lehine sonuçlandığını, bu durumda sözleşme gereğince 18.816,00 TL vekalet ücretinin ödenmesi gerekirken ödenmediğini, tahsili için başlatmış olduğu icra takibine de itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, %40 inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının …Kadastro Mahkemesinde görülmekte olan 1998/82 esas sayılı davada vekilliğini üstlendiğini, aralarındaki sözleşme gereğince davanın kesin olarak lehine sonuçlanması durumunda dava konusu taşınmazın %15’ine karşılık gelen bedelin vekalet ücreti olarak davacıya ödeneceğini, ne var ki vekalet ücretinin dayanağı olan davanın henüz kesinleşmemiş olması nedeniyle bu aşamada ücret talep edilemeyeceğini, öte yandan, davacının yaptırmış olduğu tespitte belirlenen taşınmazın rayiç değerinin de gerçeği yansıtmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, vekalet sözleşmesine konu olan, …Kadastro Mahkemesine ait 1998/82 esas, 2009/6 karar sayılı davanın lehe sonuçlanmış olması nedeniyle, davacının ücret talep etmekte haklı olduğu, sözleşmede, kararın kesinleştiği takdirde vekalet ücretinin ödeneceğine dair bir hükmün 2010/8558-16350
Bulunmadığı gibi, sözleşmenin 6. maddesinin son cümlesine göre de davanın Yargıtay aşamasının ayrı ücrete tabi olduğu belirtilerek, davanın kabulüne, davalının takibe vaki itirazının iptaline, inkar tazminatının tahsiline karar verilmiş, hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Kural olarak bir alacağın ödetilmesini istemek, ancak onun muaccel hale gelmesinden sonra mümkün olabilir. Yasada avukatlık ücretinin ne zaman muaccel olacağı konusunda açık bir hüküm bulunmamakla beraber, HUMK.nun 62. maddesinde düzenlenen “vekalet, hükmün katiyet kesbedinceye kadar davanın takibi için icap eden bilumum muameleleri ifaya ve hükmün icrasına… mezuniyeti kapsar.” Avukatlık Kanununun 171/1 maddesinde düzenlenen “Avukat üzerine aldığı işi kanun hükümlerine göre ve yazılı sözleşme olmasa bile sonuna kadar takip eder.” ve “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi”nin 2. maddesinde düzenlenen “…avukatlık ücreti, kesin hüküm elde edilinceye kadar olan dava, … ve işlemler ücreti karşılığıdır.” Hükümleri gereğince vekalet ücreti alacağının, üstlenilen işin bitmesi ile muaccel hale geldiğinin kabulü gerekir. Bu kabule göre avukat, aksine sözleşme yoksa, işi sonuna kadar takip edip sonuçlandırmadan ücretini talep edemez. (Bkz. Aynı doğrultuda HGK. 23.3.1983 4/562-156 ; HGK. 3.7.1987 3/92-599 ; 13. HD. 2005/15433 E. 2008/3694 K.)
Somut olayda taraflar arasındaki 5.1.2009 tarihli Avukatlık Ücret Sözleşmesinin 3. maddesinde, “Davanın lehe sonuçlanması durumunda lehe sonuçlanan taşınmaz miktarının karar tarihindeki rayiç değerinin %15’ine karşılık gelen bedel vekalet ücreti olarak Avukata ödenecektir. Aleyhe sonuçlanması durumunda 650,00 YTL bedel ödenecektir.” Hükmü mevcut olup, maddede geçen “davanın lehe sonuçlanması durumunda” ifadesi, “davanın davacı lehine kesinleşmesi” olarak yorumlanması gerektiğinden, tarafların söz konusu bu hükümle, az yukarda açıklanan, “avukatın işi sonuna kadar takip edip sonuçlandırmadan ücretini talep edemeyeceğine” ilişkin yasada öngörülen düzenlemenin aksini kararlaştırdıkları kabul edilemez. Başka bir ifadeyle, sözleşmedeki bu hüküm, henüz kesinleşmeden kararın verildiği anda ücretin muaccel olacağı anlamında düzenlenmemiştir. Borçlar Kanununun 18. maddesi gereğince sözleşmelerin yorumunda, tarafların gerçek iradelerinin esas alınması gereklidir. Nitekim aynı sözleşmenin 5. maddesinde mevcut olan, “Avukat üzerine aldığı işi kanun ve bu sözleşme hükümleri uyarınca sonuna kadar takip edecektir.” Şeklindeki hüküm de, bu konudaki yasal düzenlemeyle aynı doğrultudadır. Temyiz aşamasındaki duruşma ücreti ile ilgili olan, Sözleşmenin 6. maddesinin son cümlesindeki, “Yargıtay, Danıştay ve Vergi Temyiz Komisyonları huzurunda duruşma ayrı ücrete tabidir.” hükmü de, mahkemenin kabulünün aksine, 2010/8558-16350
Davanın Yargıtay aşamasında ayrı ücrete tabi olduğunu göstermemektedir. Sonuç olarak davacının vekil sıfatıyla takip ettiği …Kadastro Mahkemesine ait 1998/82 esas, 2009/6 karar sayılı dava, … bu itirazın iptali davasının dayanağı olan icra takip tarihi itibariyle henüz kesinleşmemiş olduğundan, davacının vekalet ücreti alacağının da muaccel olmadığının kabulü gerekir. Mahkemece sözleşmenin yorumunda hataya düşülerek, alacağın muaccel olduğundan bahisle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 355,00 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 07.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.