Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/8718 E. 2011/12687 K. 15.09.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8718
KARAR NO : 2011/12687
KARAR TARİHİ : 15.09.2011

… vekili avukat … ile 1-… Başkanlığı vekili avukat … 2-… vekili avukat … aralarındaki dava hakkında … 2.Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 26.6.2008 tarih ve 296-235 sayılı hükmün Dairenin 1.2.2010 tarih ve 8276-880 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu.

KARAR
Davacı, 22.12.1993 tarihinde … Belediyesinden tapu memuru huzurunda 9218 ada ve 2 parselde kayıtlı arsa niteliğindeki taşınmazı satın ve teslim aldığını, daha sonra dava dışı hazinenin bu yerin evveliyatının orman olduğundan bahisle kendisine karşı tapu iptali davası açtığını, davayı kazandığını taşınmazın hazine adına tescil edildiğini ve elinden çıktığını ileri sürerek taşınmazın tapu kaydının iptal edildiği taşınmazın rayiç değerinin tespiti ile tespit edilen bu paradan şimdilik 50.000 TL’nin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davalı … Belediyesi yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalı … Belediyesi yönünden de taşınmazın evveliyatının orman olması ve yapılan satışında geçersiz olması nedeniyle davacının ancak ödediği satış bedelinin denkleştirici adalet ilkelerine göre ulaştığı değerini isteyebileceği gerekçe gösterilmek ve tapu iptal davasının kesinleştiği tarih itibarıyla 1.782,18 YTL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalılardan … Büyükşehir Belediyesince temyizi üzerine Dairemizce oyçokluğu ile onanmasına karar verilmiş; bu kez davacı karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Davacı, bu davasında tapuda davalı … adına kayıtlı olan taşınmazı tapu memuru huzurunda 22.12.1993 tarihinde satın aldığını, daha sonradan dava dışı hazinenin açtığı dava sonucunda anılan taşınmazın evveliyatının orman olması nedeniyle adına olan tapu kaydının iptal edildiğini ve böylece taşınmazın elinden çıktığını, dava dışı hazine adına 2010/8718-2011/12687
Tescil edildiğini ileri sürerek taşınmazın rayiç değerinin tahsiline karar verilmesini istemiş; mahkemece, taşınmazın evveliyatının orman olması nedeniyle taraflar arasındaki sözleşmenin geçersiz olduğunu ve bu nedenle davacının taşınmazın rayiç değerini değil, ancak ödediği satış bedelinin aktin ifasının imkansız hale geldiğinin anlaşıldığı 13.9.2007 tarihi itibariyle denkleştirici adalet ilkelerine göre ulaştığı değerini isteyebileceği gerekçe gösterilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Toplanan delillerden ve dosya kapsamından davaya konu taşınmazın ihale yolu ile davalı … tarafından davacıya satıldığı ve 22.12.1993 tarihinde tapuda satış işleminin gerçekleştirildiği, bundan sonra dava dışı … Hazinesinin davacımıza karşı 14.4.2006 tarihinde açtığı dava sonucunda anılan taşınmazın evveliyatının orman olması ve özel mülkiyete konu yerlerden olmaması gerekçesiyle tapu kaydının iptali ile hazine adına tesciline karar verildiği, verilen hükmün derecaattan geçmek suretiyle 1.11.2007 tarihinde kesinleştiği, anlaşılmaktadır.
Davacı ile davalı satıcı arasında 22.12.1993 tarihinde tapu sicil memuru huzurunda sözleşmenin düzenlendiği anda taşınmazın davalı … adına kayıtlı olduğu ve taşınmazın evveliyatının orman olduğuna dair tapu kaydında herhangi bir şerhin bulunmadığı, dolayısıyla davacının taşınmazın öncesinin orman olduğundan haberdar olmadan taşınmazı satın aldığı açıkça anlaşıldığı gibi bu yön tarafların ve mahkemeninde kabulündedir. Anılan taşınmaz resmi memur önünde MK 706, BK 213, Tapu Kanunun 26 ve Noterlik Kanunu’nun 60 maddelerine uygun olarak davacıya satılmıştır. Satış tarihi itibarıyla tapuda satımı engelleyen veya taşınmazın niteliği ili ilgili herhangi bir şerhte bulunmamaktadır. Böyle olunca, yapılan satımın geçerli bir satım olduğunun kabulü zorunludur. Davacı da, geçerli olan bu satış sonrası dava dışı hazinenin davaya konu taşınmazı üstün hakka dayanarak zaptetmesi nedeniyle davalı satıcının taşınmazın raiç değerinden sorumlu olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.
BK’nun 189 maddesinin birinci bendinde, “satıcı, satılan şeyin bir üçüncü şahıs tarafından satımın akdi zamanında mevcut bir hak sebebi ile tamamen veya kısmen zaptedilmesinden alıcıya karşı mes’ul ve zamindir.” yazılıdır. Madde metnindende açıkça anlaşılacağı gibi mevcut ayıp ister subjektif bir haktan, isterse objektif bir hukuk kuralından doğmuş olsun satıcı, devrini taahhüt edip gerçekleştirdiği hakkın kendi malvarlığında mevcut olduğu yönünü de zamindir. Devredilen hak, herhangi bir nedenle devri taahhüt edilen hakka uygunluk göstermiyorsa satıcı 2010/8718-2011/12687
bundan sorumludur. Bu sorumlulukta alıcının zapt nedeniyle uğradığı gerçek zarar kadardır. Somut olayda resmi şekle uygun olarak satış işlemi gerçekleştirilmiş, satış sırasında da taşınmazın tapu kaydında geçmişte orman olduğuna dair herhangi bir şerh bulunmamaktadır. Hâl böyle olunca davalı … zapta karşı tekeffül hükümleri uyarınca davacının gerçek ve güncel müspet zararından sorumludur. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15.12.2010 tarih ve 2010/13-618 esas ve 2010/668 karar sayılı ilamıda bu yöndedir. Mahkemenin açıklanan bu ilkeler doğrultusunda inceleme ve araştırma yaparak taşınmazın 1.11.2007 tarihi itibariyle gerçek raiç değerinin tespiti ile sonucuna uygun bir karar vermesi gerekirken geçersiz satışlarda uygulanan denkleştirici adalet ilkesine göre hesaplama yapan bilirkişi raporunu esas almak suretiyle yazılı şekilde karar vermiş bulunması, usül ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne var ki mahkeme kararı bu gerekçe ile bozulması gerekirken zuhulen onandığı bu kez yapılan karar düzeltme incelemesinde anlaşılmıştır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının karar düzeltme talebinin kabulüne Dairemizin 25.1.2010 tarih ve 2009/8276 esas ve 2010/880 karar sayılı onama kararının kaldırılmasına açıklanan gerekçe ile mahkeme kararının BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 15.9.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.