Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/8865 E. 2010/16424 K. 07.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8865
KARAR NO : 2010/16424
KARAR TARİHİ : 07.12.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R
Davacı, kendisine ait nüfus cüzdanı üzerinde bulunan fotoğraf değiştirilerek davalı bankadan konut kredisi alındığını ve bunun içinde tapudan devri alınan tapu kaydı üzerine ipotek tesis edildiğini, bu işi yapan dava dışı Gülmehmet Güner aleyhine dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarından kamu davası açıldığını, sahtecilik yoluyla kendisi adına kullanılan konut kredisinden doğan borç nedeniyle davalı tarafından aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi yapıldığını ileri sürerek icra takibine dayanak yapılan konut kredisinden dolayı borçlu olmadığının tespitine ve davalının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davaya mesnet teşkil eden sözleşmedeki imzanın davacının eli ürünü olmadığı, kaldı ki bu kredi sözleşmesine dayanılarak alınan taşınmazın tapusunun da yolsuz tescil nedeni ile eski hale getirilmesine karar verildiği ve bu kararında kesinleştiği gerekçe gösterilerek davanın kabulü ile davacının yapılan icra takibinden dolayı davalı bankaya borcunun olmadığının tespitine ve asıl alacak üzerinden %40 kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2010/8865-16424
2-İ.İ.K.’ nun 72/5. maddesi uyarınca alacaklı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için icra takibinin haksız olmasının yanı sıra, alacaklı davalının ayrıca kötüniyetli olması da gerekir. Başka bir deyişle, davalı alacaklı icra takibi yapmakta kötüniyetli değilse aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilemez. Dava konusu olayda, davalının kötüniyetli olduğu davacı tarafından ispat edilmediği gibi bu hususta dosyada herhangi bir delil de bulunmamaktadır. Bu durumda davalı aleyhine kötüniyet tazminatı şartlarının oluştuğu kabul edilemez. Mahkemece değinilen bu yön gözardı edilerek davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden usulün 438/7 maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle; davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle; mahkeme kararının hüküm bölümünün 1.fıkrasında yer alan (asıl alacak üzerinden % 40 kötüniyet tazminatının davacı yararına davalıdan tahsiline) sözlerinin karardan çıkartılarak yerine aynen (koşulları oluşmadığından davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine) sözlerinin yazılmasına, hükmün değiştirilmiş ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan 1.277.75 TL temyiz harcının iadesine, 7,12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.