Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/899 E. 2010/7065 K. 25.05.2010 T.
Yayınlanma Tarihi: 12.02.2024 17:01
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/899
KARAR NO : 2010/7065
KARAR TARİHİ : 25.05.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, eşi ... ’in kuyumculuk yapmakta olup, 5.1.2002 tarihinde öldüğünü, davalının, muris tarafından verildiğini iddia ettiği bir belgeye dayanarak takip başlattığını, borç ikrarını içermeyen takip konusu belgenin ancak bilgilendirme amacıyla verilmiş olabileceğini ileri sürerek, borçlu olmadığının tespitine, %40 icra inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, takip konusu belgenin, borç olarak vermiş olduğu altın bilezik karşılığında davacının murisi tarafından düzenlendiğini, borç ikrarı niteliğinde olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, takip konusu belgedeki imzanın davacının murisine ait olduğu belirtilerek, davanın kısmen kabulüne, belgede yazılı olan altın miktarına göre davacının, takibin 1.886,02 TL’lik miktarı nedeniyle borçlu, 433,53 TL’lik miktarı nedeniyle ise borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacının murisi tarafından imzalanan belgeye dayanılarak başlatılan takip nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olup, davacı, takip dayanağı belgenin, borç ikrarını içermediğini ileri sürerken, davalı ise, belgenin, davacının murisine vermiş olduğu borç karşılığında düzenlendiğini ve borç ikrarı niteliğinde olduğunu savunmuştur. Takibe dayanak olarak gösterilen kartvizit arkasında, "183,80 gr ... burgu bilezik 4.8.1999
2010/899-7065
tarihinde ... ’dan aldım.” Yazısı mevcut olup, borç ikrarını içermediği, sadece belirli bir miktar altın bileziğin alındığının yazılı olduğu anlaşılmaktadır. Davacının murisinin imzasını taşıyan söz konusu bu belge, borç ikrarını içeren adi bir belge değilse de, HUMK’nun 292. maddesinde düzenlenen yazılı delil başlangıcı niteliğinde olup, belgede belirtilen altın bileziğin davacının murisine borç olarak verildiğini, alacaklı olduğunu iddia eden davalının kanıtlaması gerekir. O halde mahkemece, tarafların tanık dahil gösterecekleri tüm delilleri toplanıp değerlendirilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, belgenin borç ikrarı olduğu kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz edilen hükmün, temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 15.60 TL temyiz harcının istek halinde iadesine, 25.5.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.