Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/9620 E. 2011/2747 K. 24.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9620
KARAR NO : 2011/2747
KARAR TARİHİ : 24.02.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı-karşı davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R
Davacı, dava dışı … 93 Konut Yapı Kooperatifi’nden olan alacağının tahsili için avukat olan davalıya vekaletname verdiğini, davalının … Asliye 3.Ticaret Mahkemesi’nde 2002/781 esas sayılı davayı açtığını, yargılama sırasında dava dışı Kooperatif ile 29.06.2004 tarihli protokolün imzalandığını, borcun 30.900-TL üzerinden ödenmesinin kararlaştırıldığını, protokol gereğince düzenlenen senet bedellerinin davalı tarafından tahsil edildiğini, tahsil edilen 9.700-TL’nin davalı tarafından kendisine gönderildiğini, kalan 21.210-TL’nin ödenmediğini, davalıya çekilen ihtardan sonuç alınamadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 21.210-TL’nin temerrüt tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının özel olarak yetkilendirdiği vekili …’nın talimatı ile paranın bir kısmını davacıya havale ettiğini, bir kısmını vekilin gösterdiği … ’ya ödediğini, 1.770-TL’yi ise vekalet ücretine mahsup ettiğini savunarak, davanın reddini dilemiş; karşı davasında ise, vekalet ücretinin tamamının ödenmediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 5.230,00-TL avukatlık ücret alacağının temerrüt tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davacı-karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2010/9620 2011/2747
Mahkemece, bilirkişi raporu esas alınarak asıl davanın kısmen kabul kısmen reddine, 14.140,00-TL’nin 27.12.2004 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karşı davanın kısmen kabul kısmen reddine, 1.102,80-TL’nin 09.01.2005 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davacı-karşı davalıdan tahsili ile davalı-karşı davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiş, hüküm davalı-karşı davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı-karşı davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı-karşı davalı, 06.12.2000 tarihli vekaletname ile …’yı vekil tayin etmiş olup, bu vekaletnamede açıkça “vekalet ücreti sözleşmesi yapma yetkisi” verilmediğine göre, davalı ile davacının vekili sıfatıyla … arasında düzenlenen 01.11.2002 tarihli avukatlık ücret sözleşmesi geçerli değildir. Mahkemece, davalının isteyebileceği vekalet ücretini, sulh sözleşmesinin yapıldığı 29.06.2004 tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre nispi olarak hesaplayan bilirkişi ek raporu esas alınarak hüküm kurulmuştur. Hemen belirtmek gerekir ki davalıya ödenmesi gereken vekalet ücretinin tespit edilebilmesi için öncelikle, uyuşmazlığa uygulanacak Avukatlık Kanunu hükümlerinin belirlenmesi zorunludur. Bilindiği üzere, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu, 2.5.2001 tarihinde 4467 sayılı Yasa, 13.1.2004 tarihinde de 5043 sayılı Yasa ile değişikliğe uğramıştır. 13.1.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5043 sayılı Yasanın 7. maddesi ile 1136 sayılı Avukatlık Kanununa eklenen “Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihte, kesin olarak hükme bağlanmamış bütün ihtilaflarda bu kanunun değişik hükümleri uygulanır” hükmünü içeren geçici 21. madde, Anayasa Mahkemesince 8.2.2008 tarihinde iptal edildiğinden, avukatlık ücretinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, sözleşmelerin kurulduğu tarihte yürürlükte olan Avukatlık Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiği kabul edilmelidir.
Bu açıklamalardan sonra dava konusu olaya bakılacak olursa; taraflar arasında yazılı bir avukatlık ücret sözleşmesi bulunmadığına göre, az yukarda açıklanan nedenlerle uyuşmazlığın çözümünde, sözleşme ilişkisinin kurulduğu, avukatlık hizmetinin verildiği 2002 tarihi itibariyle yürürlükte olan 1136 sayılı Yasanın, 2.5.2001 tarihinde 4667 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten sonraki, 2010/9620 2011/2747
Ancak 13.1.2004 tarihinde 5043 sayılı yasa ile yapılan değişiklikten önceki hükümlerinin esas alınması gereklidir. Anılan yasanın 4467 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten sonraki 164. maddesinin 4. fıkrasında “Avukatlık ücretinin kararlaştırılmamış olduğu hallerde değeri para ile ölçülemeyen dava ve işlerde avukatlık asgari ücret tarifesi uygulanır. Değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde ise asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla ücret itirazlarını incelemeye yetkili merci tarafından davanın sonucuna ve avukatın emeğine göre değişmek üzere ücret anlaşmazlığı tarihindeki dava değerinin yüzde beşi ile yüzde on beşi arasındaki bir miktar, avukatlık ücreti olarak belirlenir.” hükmü bulunmakta olup, dava konusu olayda davanın sulh ile sonuçlanması nedeniyle, davacıya sulh sonucunda kazandırılan 30.190-TL’nin yüzde beşi ile yüzde onbeşi arasında takdir edilecek vekalet ücretinin ödetilmesine karar verilmesi gerekir. Ne var ki, davacı vekili, 11.09.2009 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde, “davalının isteyebileceği vekalet ücretinin 30.190-TL’nin %10’u ile %20’si arasında olacağını belirterek, mahkemenin takdir edeceği oran üzerinden yapılacak hesaplama sonrasında davalının uhdesinde bulunan 1.770-TL’nin mahsup edilerek vekalet ücretinin hesaplanmasını” istemiştir. Bu durumda mahkemece, davalının hak ettiği vekalet ücretinin davacının bu beyanı da dikkate alınarak belirlenmesi ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, yanlış değerlendirme ve gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı- karşı davacının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı-karşı davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 24.2.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.