Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/9700 E. 2011/5461 K. 07.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9700
KARAR NO : 2011/5461
KARAR TARİHİ : 07.04.2011

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalılar avukatınca duruşmalı davacılar avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı … Tic. A.Ş. vekili avukat … … davalı … Tic. A.Ş. vekili avukat … ile davacılar … ve …’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacılar, davalıların güvenliğe ilişkin taahhütlerini yerine getirmemeleri nedeniyle, davalı …..A.Ş’den satın aldıkları daireye hırsız girdiğini,davacı …’in mücevherlerinin çalındığını ileri sürerek, davacı … için 50.000,00.-TL maddi ve 15.000,00.-TL manevi, davacı Aysel için 5.000,00.-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davacı …’ın açmış olduğu davanın kısmen kabulü ile 30.000,00.-TL maddi, 5.000,00.-TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı …’a verilmesine, davacı …’ın açmış olduğu davanın kısmen kabulü ile 5.000,00.-TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazla istemlerin reddine, karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalıların tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacılar, alacağın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini istemişlerdir. Mahkemece, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmekle, faiz talebi de reddedilmiş olmaktadır. Oysa ki, davacılar, eldeki davayı açmakla davalıları temerrüde düşürmüşlerdir. Hal böyle olunca, mahkemece, alacağa dava tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, kararın düzeltilerek onanması, HUMK.’nun 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalıların tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın “Hüküm” başlıklı bölümünün 1. ve 2. bendinde yazılı “…tazminatın..” sözünden sonra gelmek üzere “ dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte” sözlerinin yazılmasına, kararın düzeltilmiş ve değiştirilmiş bu şekliyle ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılan 1.799.00 TL kalan harcın davalı … A.Ş’den alınmasına, 1.799.00 TL kalan harcın daval… A.Ş’den alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine, 7.4.2011 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ

Taraflar arasındaki uyuşmazlık yukarıda açıklandığı üzere davacıların dairelerinde meydana gelen hırsızlık olayı nedeniyle çalınan mücevherat bedelinin tahsili ile tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar tarafların temyizi üzerine sayın çoğunluk tarafından faiz başlanıcı yönünden düzeltilerek onanmıştır.
2010/9700 2011/5461
Davalıların sorumlulukları ve pasif husumet yönünden sayın çoğunluk ile aramızda bir görüş aykırılığı bulunmamaktadır. Aykırılık davacıların müterafik kusuru bulunup bulunmayacağı konusunda toplanmaktadır.
Mahkemece, davacının değerli olan mücevherlerini yatak bazasının altına koyarak ve evin kapılarını kilitleyerek üzerine düşen edimini yerine getirdiği ve kolayca çalınma imkanı yaratmadığı, bu itibarla davacıya yüklenecek bir kusur bulunmadığı kabul edilerek sonuca gidilmiştir.
Davanın dayanağını oluşturan Tüketici Yasası ve bu yasanın 30. Maddesi delaletiyle Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür. Borçlar Kanunu’nun 98. Maddesi delaletiyle haksız fiillerde uygulanan 44. Maddesi ile tazminatın tenkisi halleri düzenlenmiştir. Anılan madde uyarınca, zarara uğrayan taraf zararın meydana gelmesine veya artmasına etki yapmış tazminat ödemesi davanın ağırlaştırılmış ise hakim tazminat ödemesini hafifletebilir veya tamamen kaldırabilir.
Somut olayımızda da, davacı yan evde bulundurulması mutad ve makul ziynet eşyasının üzerinde bir miktar bulundurmakla ve kolayca ulaşabilecek bir şekilde bazanın Altında saklamakla kusurludur. Çünkü kullanılabilen bir miktarda mücevheratın evde bulunması doğaldır. Ancak çalınan ziynet eşyasının miktarı itibariyle kasa yada banka gibi önlenmelerin düşünülmesi gerekirdi. Mahkemenin kapının davacı tarafından kilitlendiği yönündeki değerlendirmesi de makul olanı açıklamaktadır. Kapının açık bırakılması büyük şehir yaşamına aykırıdır. Nitekim davacı, site güvenliğine rağmen böyle bir hırsızlık olasılığını öngörmüş ve ziynetlerini bazada saklama gereğini duymuştur. Sözleşmelerin ifasında herkes kendi yükümlülüklerini özen ile yerine getirmek zorunda olup, bu miktarda yüklü ziynet eşyasının bazada saklanması yeterli bir tedbir değildir. Bu durumda mahkemece davacıların da kusurlu olduğu kabul edilmeli ve makul bir indirim yapılmalıdır. Kararın bu nedenle bozulmasını düşündüğümüzden sayın çoğunluğun düzeltilerek onama yönündeki görüşüne katılmamaktayız.