Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/9798 E. 2010/11953 K. 23.09.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9798
KARAR NO : 2010/11953
KARAR TARİHİ : 23.09.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki elatmanın önlenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı belediyeye ait taşınmazı kafeterya olarak kullanmak üzere 01.02.2001 tarihli sözleşme ile kiraladığını, sözleşmenin her yıl yenilenerek uzadığını, davalı … tarafından 2886 Sayılı Kanun’un 75. Maddesine göre tahliyenin talep edildiğini, oysa mecurun ve kira sözleşmesinin 6570 sayılı kanun hükümlerine tabi olduğunu ve bu şekilde tahliyenin talep edilemeyeceğini ileri sürerek, muarazanın men’ine ve kiracılığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, 2886 Sayılı Kanunu’nun 75.maddesinin uygulanması gerektiğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 2886 sayılı Kanun’un 75.maddesinin uygulanacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, 2886 Sayılı Kanun çerçevesinde yapılan ihale sonucunda taraflar arasında düzenlenen kira sözleşmesinin 6570 Sayılı Kanuna tabi bulunduğunu ileri sürmüş ve mahkeme kararı olmadan tahliyenin gerçekleşmeyeceğinden bahisle, muarazanın giderilmesi isteminde bulunmuştur. Davalı ise, taraflar arasındaki sözleşmenin 16.maddesinde 2886 Sayılı Kanunun 75.maddesinin uygulanacağının kararlaştırıldığını savunmuştur. Davacının dayandığı kira sözleşmesi 1.02.2001 başlangıç tarihli ve 11 ay sürelidir. Davalı, 19.11.2008 tarihli ihtarname ile kiralananın sözleşme süresi sonunda boşaltılmasını, davacıdan istemiştir. Bir davada ileri sürülen maddi vakıaların hukuki nitelendirmesini yapmak, uygulanacak yasa maddelerini bulup uygulamak doğrudan hâkimin görevidir. (HUMK.76.md.). 18.05.1955 tarihinde kabul edilen 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanunun 14. maddesinde “2490 sayılı Artırma, Eksiltme ve İhale Kanununa tabi olarak kiraya verilen gayrimenkuller hakkında da bu kanun hükümleri tatbik olunur.” hükmü bulunmaktadır. Bu hükümde atıf yapılan 02.06.1934 tarih ve 2490 sayılı Artırma, Eksiltme ve İhale Kanunu, sonradan 08.09.1983 tarih ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 94.
2010/9798-11953
maddesiyle yürürlükten kaldırılmış, ancak, 6570 sayılı Kanunun 14. maddesinde bu yönden bir değişiklik yapılmamış; böylece, anılan 14. madde, yürürlükte olmayan bir kanuna atıf yapan içeriğiyle varlığını sürdürmüştür. Hem 2490 sayılı Artırma, Eksiltme ve İhale Kanunu ve hem de onu yürürlükten kaldırarak aynı konuyu yeniden düzenleyen 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu; kamu kurumlarının satım, kira ve benzeri konularda yapacakları ihalelerin yöntemlerine, içeriklerine ve sonuçlarına ilişkin düzenlemeler taşımaktadırlar. Gerek bu durum ve gerekse kanun koyucunun 2490 sayılı Kanun yürürlükten kaldırılmış olmasına rağmen, 6570 sayılı Kanunun ona atıf yapan 14. maddesinde bir değişiklik yapma gereğini duymamış olması, anılan 14. maddedeki atfın, 2490 sayılı Kanunu yürürlükten kaldıran ve onun yerine yürürlüğe giren 2886 sayılı Kanuna yönelik olarak da devam ettiğinin kabulünü gerektirir. Dolayısıyla; 2886 sayılı Devlet İhale Kanununa göre kiraya verilen taşınmazların da (6570 sayılı Kanunun 1. maddesinde öngörülen koşulları taşımaları halinde), 6570 sayılı Kanun kapsamında olacaklarının ve bunlara ilişkin kira sözleşmeleriyle ilgili olarak, ancak 7. maddede tahdidi olarak sayılan nedenlerden birine dayanılmak ve ilam alınmak suretiyle tahliyenin sağlanabileceğinin kabulü gerekir.
Somut olayda, taraflar arasındaki kira sözleşmesine konu taşınmazın nitelikleri itibariyle 6570 sayılı Kanun kapsamında bulunup bulunmadığı (Kanunun 1. maddesinde öngörülen şekilde belediye teşkilatı olan yerlerle, iskele, liman ve istasyonlardaki örtülü taşınmazlardan olup, olmadığı) dosya kapsamından açıkça anlaşılamamaktadır. Öyle olunca; Yerel Mahkemece öncelikle davaya konu taşınmazın (kiralananın) 6570 sayılı Kanun kapsamında bulunup bulunmadığı belirlenmek suretiyle, eğer anılan Kanun kapsamında ise bu kanun hükümlerine göre tahliyenin gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesi, bu kanun kapsamında değil ise mevcut karar gibi hüküm kurulması gerekirken, taşınmazın 6570 sayılı yasa kapsamında kalıp kalmadığı hususunda keşif yapılmadan ve bilirkişi raporu alınmadan eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 15.60 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 23.9.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.