Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/992 E. 2010/2508 K. 02.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/992
KARAR NO : 2010/2508
KARAR TARİHİ : 02.03.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalılardan … İnş. A.Ş ve … … Yat. A.Ş avukatınca duruşmalı diğer davalılar avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalılar vekili avukat … vekili avukat … ile davacı vekili avukat …’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı; … ili, … ilçesi, Lodumlu 26053 ada, 4 parselde yer alan 261256 m2 üzerinde, 10 blok, 477 bağımsız bölümden oluşan ticari ve sosyal tesis, alış-veriş merkezi ve ticari büro bulunduğunu, davalılardan bir kısmının başvurusu üzerine, … Belediyesi Encümenince 10.01.2002 tarihinde ana gayrimenkulü oluşturan 4 numaralı parselin, 3 numaralı parsel ile yeniden imar düzenlemesine tabi tutulduğunu ve 26053 ada 6,7,8 numaralı parsellerin oluşturulduğunu, davalılara ait bir kısım bağımsız bölümlerin de 7 numaralı parselde kaldığını, 10.04.2002 tarihinde tapuya tescil edilen karara karşı idari yargıda iptal davası açıldığını, davalıların mevcut parselin ikiye ayrılması nedeniyle, kat mülkiyetinden kaynaklanan ilişkinin kalmadığı gerekçesi ile 10.4.2002 tarihinden itibaren … oldukları aidatların iadesini talep ettiklerini, oysa ki ödenen aidatların iadesi talep edilemeyeceği gibi, davalıların işletme projesi gereğince paylarına düşen aidat bedellerini de ödemeye devam etmeleri gerektiğini ileri sürerek, toplam 67.238.078.600.TL yönetim alacağının vade tarihinden itibaren %10 gecikme cezası ile birlikte davalılardan hisseleri oranında tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar … İnşaat San A.Ş ile … … Yat.İnş.San.A.Ş., davacı … Plaza üst yönetiminin 634 Sayılı yasa gereğince seçilmediğini, bu nedenle davda aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, davalı … Yönetim A.Ş., kat malikleri kurulu toplantısına davet edilmediklerini, diğer davalı … ise, davacının dava ehliyetinin olmadığını, 26053 ada 4 parseldeki 8 adet taşınmazlarla ilgili işletme aidatlarının ödendiğini savunarak, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, kısa kararda, “davanın kısmen kabulü ile 11.184,49 YTL’nin davalı … Rektörlüğünden, 40.451,16 YTL’nin GBS … Yönetim A.Ş.’den 12.975,51 YTL’nin … İnşaat Sanayi A.Ş.’den , 27.670,28 YTL’nin … … Yatırım A.Ş.’den tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine” karar verilmiş, gerekçeli kararda ise, “davanın kısmen kabulüne, 11.184,49 YTL nin davalı … Rektörlüğünden, 40.451,16 YTL nin GBS … Yönetim A.Ş.’den, 12.975,51 YTL nin … İnşaat Sanayi A.Ş.’den, 27.670,28 YTL nin … … Yatırım İnşaat A.Ş.’den tahsiliyle davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, Bilkent Üniversitesi aleyhine hükmedilen 11.184,49 YTL için dava tarihinden itibaren yasal faiz, diğer davalılar aleyhine hükmedilen miktarlar için ise dava tarihinden itibaren aylık %10 gecikme tazminatı uygulanmasına” karar verilmiş, hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-HUMK.nun 381 maddesi gereğince mahkeme, hazır olan tarafların iddia ve savunmalarını dinledikten sonra yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Kararın tefhimi en az, aynı yasanın 388. maddesinde belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. HUMK.nun 388/son maddesi gereğince de istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Yine aynı kanunun 389 maddesinde de hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. Aynı maddenin son fıkrası gereğince de zorunlu nedenlerle yalnız hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın sonradan belli bir süre içinde yazılması mümkündür. Bu gibi hallerde de HUMK.nun 388 maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren kısa karar ile daha sonra yazılan gerekçeli kararın birbirine uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Öte yandan kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile HUMK.nun yukarda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir görevdir.
Temyize konu davada, kısa kararda “davanın kısmen kabulüne,…tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine” şeklinde, faiz talebinin tümüyle reddedildiğine ilişkin hüküm kurulmasına rağmen, gerekçeli kararda ise, hükmedilen alacağa dava tarihinden itibaren yasal faiz, bir kısım davalılar yönünden ise, %10 gecikme tazminatı uygulanmış olması, az yukarda açıklanan kısa kararla gerekçeli kararın birbirine uygun olması gerektiğine ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırı olup, kararın bozulmasını gerektirir. Mahkemece 10.4.1992 tarih ve 1991/7 Esas 1992/4 sayılı İçtihatı Birleştirme Kararında da benimsendiği gibi kısa karar ile bağlı kalınmadan, ancak kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişki giderilecek şekilde yeniden bir karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir.
2-Bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, 2.bent gereğince davalıların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 750,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalı … Ünv. Rek dışındaki davalılara ödenmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 2.3.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.