Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/1014 E. 2011/15754 K. 01.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1014
KARAR NO : 2011/15754
KARAR TARİHİ : 01.11.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı esas ve karşı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat … ile davalılar vekili avukat …’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 30.6.1999 tarihli vekaletname ile davalıların vekili olarak icra ve dava dosyalarını takip ettiğini, aralarında yazılı ücret sözleşmesi bulunmadığını, ancak şifahi olarak yapılan anlaşma gereğince ödenmesi kararlaştırılan, dava ve takip değerlerinin %20’si oranındaki vekalet ücretlerinin ödenmediğini ileri sürerek, gerek sözleşmeye dayalı, gerekse karşı taraf vekalet ücretleri nedeniyle, 8.2.2008 tarihli ıslah dilekçesi ile toplam 43.715,49 TL’nin, birleşen dava ile de 29.893,38 TL’nin faizi ile birlikte tahsilini istemiş, yargılama sırasında ise dava konusu yapmış olduğu karşı taraf vekalet ücretlerini, … bu dava açıldıktan sonra takip dosyalarından tahsil ettiğini, bu durumda ödenmesi gereken vekalet ücretinin 51.993,35 TL olduğunu belirterek, anılan miktarın yasal faizi ile birlikte tahsilini istemiştir.
Davalılar, kararlaştırılan vekalet ücretinin, dava değerlerinin %20’si değil, %15’i olduğunu savunarak, davanın reddini dilemişlerdir.
2011/1014-15754
Mahkemece, alınan bilirkişi raporuna göre, “asıl ve birleşen davanın kabulüne” ilişkin olarak verilen ilk hüküm, davalının temyizi üzerine Dairemizce sair temyiz itirazları reddedilerek, “asıl ve birleşen davada ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiği” ve “taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesi bulunmaması nedeniyle vekalet ücretlerinin her davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi üzerinden belirlenmesi gerekli ise de, davalıların, dava değerlerinin % 15 oranı üzerinden vekalet ücreti ödemeyi kabul etmiş olmaları karşısında, bu oran üzerinden alınacak bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması gerektiğinden” bahisle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak bu kez, 29.5.2010 tarihli bilirkişi raporunda, vekalet ücretine konu olan takip ve dava değerlerinin %15 oranı üzerinden hesaplanan vekalet ücretlerinden, yargılama sırasında davacı tarafından icra dosyalarından tahsil edilen karşı taraf vekalet ücretleri mahsup edilmek suretiyle kalan miktarlar üzerinden olmak üzere asıl davada “8.409,53 TL alacağın asıl dava tarihi olan 26.07.2006 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, dava devam ederken ödenen 13.594,71 TL yönünden davanın konusu kalmadığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, fazlaya ilişkin istemin reddine” yine birleşen dava yönünden de, “davanın kısmen kabulüne, 7.730 TL alacağın, birleşen dava tarihi olan 22.12.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline, 9.260,78 TL dava devam ederken ödendiğinden bu miktar yönünden davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına, fazlaya ilişkin istemin reddine” şeklinde hüküm kurulmuş, verilen bu hüküm de davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, vekalet ücreti alacağının tahsili istemine ilişkin olup yukarda da kısaca özetlendiği gibi davacı, davalıların vekili olarak takip etiği dava ve takip dosyaları nedeniyle gerek Avukatlık Kanununun 164/4. maddesinde düzenlenen akdi vekalet ücretlerinin, gerekse aynı kanunun 164/son maddesinde düzenlenen karşı taraf vekalet ücretlerinin toplamı üzerinden asıl davada, ıslahla birlikte toplam 43.715,49 TL, birleşen davada ise 29.893,38 TL olmak üzere toplam 73.608,87 TL vekalet ücreti alacağının tahsilini istemiş, ancak dava açıldıktan sonra dava konusu yapmış olduğu karşı taraf vekalet ücretlerini tahsil ettiğini belirterek, bu durumda talep miktarının sadece Avukatlık Kanununun 164/4. maddesinde düzenlenen akdi vekalet ücretleri olan 51.993,35 TL olduğunu açıklamış olup, bozmadan önceki hükümde de, dava ve takip değerlerinin %20’sine isabet eden bu miktar üzerinden hüküm kurulmuştur. Verilen bu kararın davalı tarafından temyizi üzerine ise Dairemizce, davalının sair temyiz itirazları reddedilerek, hükmün esası yönünden karar, “vekalet ücretinin
dava ve takip değerlerinin %20’si üzerinden değil, %15’i üzerinden hesaplanması gerektiğinden bahisle” bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra alınan 29.5.2010 tarihli ek raporda, %15 oran üzerinden asıl davada 22.004,24 TL, birleşen davada ise 16.990,78 TL olmak üzere toplam 38.995,02 TL ücret alacağı hesaplanmış olup, bu miktarın içinde, aynı dava ve takip dosyalarından karşı tarafa yüklenen ve gerek asıl, gerekse birleşen davaya konu edilen, ancak dava açıldıktan sonra icra dosyalarından tahsil edilen (13.594,71 TL + 9.260,78 TL)= 22.855,49 TL karşı taraf vekalet ücreti alacakları yer almamaktadır. Bu nedenle mahkemece ek raporda belirtildiği gibi, asıl davada 22.004,24 TL’nin, birleşen davada ise 16.990,78 TL’nin, talep edilen tarihlerden itibaren işleyecek faizleriyle birlikte davalıdan tahsiline, karşı taraf vekalet ücretleri yönünden ise “karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde hüküm kurulması gerekirken, davalıdan alınması gereken %15 oran üzerinden hesaplanan ücretlerden, dava açıldıktan sonra tahsil edilen ve bu nedenle davacı tarafından talep edilmediği gibi, bilirkişi raporunda da hesaplamaya dahil edilmeyen (13.594,71 TL + 9.260,78 TL)= 22.855,49 TL karşı taraf vekalet ücretleri düşülerek, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya ve hükmüne uyulan bozma ilamına aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün, temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 825,00 TL duruşma avukatlık parasının davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan 596.00 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 1.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.