Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/10803 E. 2012/12087 K. 09.05.2012 T.
Yayınlanma Tarihi: 30.01.2024 00:50
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10803
KARAR NO : 2012/12087
KARAR TARİHİ : 09.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi(Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı davacı avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat ... ile davacı ...'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile 2007 model ... 407 marka aracın alım satımı hususunda 17.9.2007 tarihli sözleşme yaptığını, araç bedel için 55.000,00 Tl ödeme yaptığını, sözleşmeye göre aracın 25.10.2007 tarihinde teslimi gerekirken teslim edilmediğini ileri sürerek araç bedeli olarak ödediği paranın iadesi için başlattığı icra takibine vaki itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının 55.000 Tl asıl alacak üzerinden iptali ile takibin devamına, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına gore davalının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacının temyiz itirazlarının incelenmesinde İ.İ.K.nun 67/2 maddesi uyarınca icra inkar tazminatına hukmedilmesi icın borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının dava ederek haklı çıkması 2011/10803 2012/12087
zorunludur. Borçlunun kotü niyetle itiraz etmiş olması yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı alacağın likit ve belli olması gerekir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tesbit edebilir durumda ise alacağın likit ve belli olduğunun kabulü gerekir. Öte yanda alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.
Açıklanan yasal kurallar ışığında icra takibine konu olan alacak değerlendirildiğinde icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece yanlış değerlendirme sonucu bu istemin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden usulün 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmistir.
SONUÇ:Yukarıda 1 numaralı bentte acıklanan nedenlerle; davalının tum, temyiz itirazlarının reddıne, 2 numaralı bent uyarınca mahkeme kararının hüküm bölümünün birinci fıkrasının son cümlesinde yer alan "sonuca ulaşmak yargılamayı ve hukuki yorumu gerektirdiğinden icra inkar tazminatı takdirine yer olmadığına “cümlesinin karardan çıkartılarak yerine aynen "davacı lehine hüküm altına alınan asıl alacak uzerinden % 40 icra-inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine” söz ve rakamlarının yazılmasına, hükmün bu değiştirilmiş ve düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılan 2.450,25 TL kalan harcın davalıdan alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine, 9.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.