Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/12130 E. 2012/16714 K. 27.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/12130
KARAR NO : 2012/16714
KARAR TARİHİ : 27.06.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davalı … yönünden davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, diğer davalı hakkındaki dava kesinleşmiş olduğundan karar verilmesine yer olmadığına yönelik olarak verilen hükmün davalı … avukatınca duruşmalı, davacı avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalılardan asil … ve vekili avukat … geldi, davacı adına gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı Maksutun kardeşi, diğer davalı … ın yeğeni olduğunu, muris annesi Hafizenin taşınmazdaki hissesini satması için davalı oğlu Maksuta ve torunu diğer davalı …’a 16.11.2006 tarihinde vekaletname verdiğini, davalıların bu vekalet ile murislerine ait taşınmazı 3.kişiye satıp satış bedelini almalarına rağmen murislerine vermediğini, satış işleminden miras hissesine düşen payı olan 210.000 YTL nin davalılardan faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan Varlık, babaannesi Hafizenin taşınmazdaki hissesini diğer davalı babasının sattığını, resmi satış aktinde yer almadığını savunarak davanın reddini dilemiş, diğer davalı … muris annesinden aldığı vekaletname uyarınca satışı vekaleten gerçekleştirdiğini, aldığı satış bedelini de satıştan sonra murise verdiğini, murisinde bu satış parasını hayır işlerinde harcadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak davalı … yönünden, önceki hüküm kesinleşmiş olduğundan karar verilmesine yer olmadığına, … için ise davanın kısmen kabulü ile 75.000,00 TL’nin dava tarihinden yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2011/12130-16714
2-Dava, hukuki niteliği bakımından Borçlar Kanununun 392 maddesine dayanan vekilin hesap verme yükümlülüğünden kaynaklanmaktadır. BK.nun 392. maddesi, vekilin vekaleti ifa için veya ifa dolayısıyla aldığı şeyleri müvekkile verme borcu ile borç para borcu ise zamanında yerine getirilmemesi yüzünden faiz ödeme borcunu düzenlemiştir. Geniş anlamda hesap verme yükümlülüğünün diğer bir görüntüsü de vekilin vekaleti dolayısıyla üçüncü kişilerden müvekkil nam ve hesabına para tahsil ettiği hallerde sözkonusu olur. Vekil, müvekkilden veya üçüncü kişilerden aldığı değerler ve kendi ücret, masraf ve tazminat alacakları hakkında hesap vermek zorunluluğundadır. Hesap verme borcu hukuksal nitelikçe bir yapma borcudur.
Somut uyuşmazlık itibariyle davalı … ‘un tarafların murisi Hafize’ye ait taşınmazı vekil sıfatı ile 25.01.2007 tarihinde sattığı sabit olduğu gibi bu husus tarafların ve mahkemenin de kabulündedir. Davalı … satış bedelini murise verdiğini ve muris tarafından hayır işlerinde harcandığını savunmasında belirtmiştir. Mahkemece, satışı yapılan taşınmazın değerinin tespiti amacıyla keşif yapılmış ve bilirkişi raporu alınmıştır. Bilirkişi raporunda, taşınmazın satış tarihi itibariyle değerinin 2.529.940,00 TL olduğu belirlenmiştir. Ancak mahkemece, davalının hesabına havale edilen miktara itibar edilmesi gerekçesiyle davanın bu miktar üzerinden kabulüne karar verilmiştir. Oysaki burada yapılması gereken yukarıda vekilin hesap verme yükümlülüğünün açıklandığı ilkeler çerçevesinde, taşınmazın keşifte belirlenen satış tarihindeki değerinden murisin hissesine düşen miktarın bulunması, daha sonra ise, davalının savunmasında belirttiği rakamın murise ödenip ödenmediği veya ne kadarının ödendiğinin, murisle vekilin ana oğul olmaları nedeniyle tanık dahil her türlü delil ile ispat edilebileceği göz önüne alınarak, tarafların tüm delilleri toplanıp birlikte değerlendirilerek ve gerekirse ödenen miktarın mahsubu ile sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken aksine düşüncelerle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bent gereğince açıklanan nedenlerle davalının tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bent gereğince temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, 3.321.25 TL kalan harcın davalıdan alınmasına, peşin alınan 1.133.75 TL. temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 27.6.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.