YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13074
KARAR NO : 2011/18648
KARAR TARİHİ : 13.12.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıdan 15.000,00 TL alacaklı olduğunu, davalı ile eşi arasında görülen Menderes Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/498 esas sayılı dava dosyasına davalı tarafından verilen cevap dilekçesinin 3. sayfasının ilk pragrafında, davalının kendisine borçlu olduğunu belirttiğini, davalının bu beyanı üzerine alacağının tahsili için takip başlattığını, ancak takibe haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, %40 inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacıya borçlu olmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın ispat edilemediği gerekçesiyle reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, icra dosyasında takip dayanağı, “Menderes Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/498 esas sayılı dosyasına sunulan 22.9.2008 tarihli dilekçe ile ikrar olunan para alacağı” olarak gösterilmiştir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 236. maddesinde (yeni HMK 188. madde), taraflardan birinin ikrarının geçerli olduğu ve o taraf aleyhine delil teşkil edeceği belirtilmiş, ancak ikrarın tanımı yapılmamıştır. Öğretideki tanımlamalara göre ikrar (dar anlamda ikrar), görülmekte olan bir davada, taraflardan birinin, diğer tarafça ileri sürülen ve kendisi
aleyhine hukuki sonuç doğurabilecek nitelik taşıyan maddi vakıanın doğruluğunu kabul etmesidir. Yargıtay uygulamasında da ikrara bu anlam yüklenmektedir. İkrardan söz edilebilmesi için, bir tarafın bir vakıa ileri sürmüş olması, diğer tarafın da bu vakıanın doğru olduğunu bildirmesi gereklidir. Yapıldığı yere göre mahkeme dışı veya mahkeme içi ikrar söz konusu olup, mahkeme dışı ikrar takdiri, mahkeme içi ikrar ise kesin delil niteliğindedir. Dava konusu olayda davacı, alacağına dayanak olarak, davalının Menderes Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/498 esas sayılı dosyasına sunmuş olduğu, 22.9.2008 tarihli cevap dilekçesindeki ikrarını göstermiş olduğuna göre, mahkemece davalının söz konusu dilekçedeki beyanı üzerinde durulup, “ikrar” niteliğinde olup olmadığı değerlendirilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususta herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmadan eksik inceleme yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ : Yukarda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün, temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 18.40 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 13,12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.