YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13966
KARAR NO : 2012/651
KARAR TARİHİ : 19.01.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, avukat olduğunu, davalının vekilliğini üstlendiğini, aralarında 15.10.2003 tarihli sözleşmenin düzenlendiğini, ancak davalının 31.12.2007 tarihi itibariyle bu sözleşmeyi haksız olarak fesih ettiğini, haksız azil durumunda vekâlet ücretinin tamamını hak edeceğini, sözleşmenin ücrete ilişkin bölümünün geçersiz olduğunu, ücretinin avukatlık yasasınca belirlenmesi gerektiğini belirterek fazla hakları saklı olmak üzere 10.000 TL alacağın tahsilini istemiş, bilahare talebini 32.003,19 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı, aralarındaki sözleşmenin 15.maddesi hükmüne göre süreli olan sözleşmenin feshedildiğinin davacıya bildirildiğini, bunun da sözleşmeden doğan hakları olduğunu, sözleşmeye göre hak ettiği ücretlerinin davacıya ödendiğini, bunun dışında herhangi bir ücret talep edilemeyeceğini savunarak davanın davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının hakettiği 32.003,19 TL’nin dava tarihinden itibaren yürütülecek yasal faiziyle tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyada bulunan ve taraflar arasında düzenlenen 15.10.2003 tarihli “avukatlık sözleşmesi” başlıklı sözleşmenin,15. maddesinde taraflarca takvim yılı sonundan 15 gün önce karşı tarafa ulaşacak şekilde sözleşmenin feshedildiği yazılı olarak bildirilmediği takdirde aynı şartlarla bir yıl daha uzayacağı, kurumca 15 gün önceden ihbar etmek şartıyla sözleşmenin her zaman feshedilebileceği kararlaştırılmıştır. Ücretin belirlendiği, sözleşmenin 3. maddesinin 1.bendinde, yapılacak ilamlı ve ilamsız takiplerde yapılan tahsilatlardan masraflar düşülmek şartıyla %1,5 oranında prim verileceği, 2.bentte ise kurum lehine hükmedilip karşı taraftan tahsil edilen avukatlık ücretinin %80’nin avukata ait olacağı, bunun dışında her ne nam altında olursa olsun başka bir ödeme yapılmasının talep edilemeyeceği kararlaştırılmıştır. Yine dosyada bulunan, davalı tarafından davacıya gönderilen 11.12.2007 tarihli ihtarla sözleşmenin feshedildiği bildirilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen sözleşme hizmet-hukuk müşavirliği niteliğinde bir sözleşme olup geçerlidir. Sözleşme ile belirlenen ücretin, Avukatlık Kanununun 164. maddesinin 4. fıkrasının 1. cümlesinde belirtilen anlamda ve asgari ücret tarifesi altında ücret olduğu kabul edilemez. Taraflar arasındaki ihtilafın, tarafların serbest iradeleri ile yaptıkları ve geçerli olan bu sözleşmenin hükümlerine göre çözümü gerekir. Sözleşmenin 15. maddesi ile sözleşme süresinin bitiminden on beş gün önce tarafların yazılı ihbarla sözleşmeye son verebilecekleri kararlaştırıldığına göre, davalının sözleşme bitim tarihinden önce, 11.12.2007 tarihinde gönderdiği ihtarla sözleşmeyi yenilemeyeceğini bildirmesi, haksız fesih sayılamayacağı gibi, Avukatlık Kanununun 174. maddesi anlamında haksız azlin sonuçlarını doğuran bir fesih de değildir. Olayda bu nedenle Avukatlık Kanununun 174. maddesi hükmünün uygulanması düşünülemez. Bunun yanında, sözleşmenin 3.maddesindeki ücrete ilişkin kararlaştırmaya göre avukat belirtilen ücretlerin dışında başkaca bir ödeme talep edemeyecektir. Öyle olunca, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 19.1.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.