Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/13995 E. 2011/21616 K. 30.12.2011 T.
Yayınlanma Tarihi: 11.02.2024 13:01
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13995
KARAR NO : 2011/21616
KARAR TARİHİ : 30.12.2011
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, taraflar arasındaki sözleşme gereğince davalıya kredi kullandırıldığını, ihtara rağmen kullanılan kredinin geri ödemesinin yapılmadığı gibi, girişilen icra takibine de haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde “Bu kanun, birinci maddede belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları ifade eder. Hizmet; bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyeti ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır. Bir hukuki işlemin 4077 sayılı yasa
kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesi için, yasanın amacı içinde mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir. Somut olayda, davalıyla davacı arasında imzalanan sözleşme (Temel Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi) tüketici kredisi mahiyetinde olmayıp, söz konusu sözleşme gereğince davalıya ticari çek karnesi verilmiş ve dava konusu harcamaların birçoğu bu çeklerin keşide edilmesinden doğduğu anlaşılmaktadır. Öyle olunca taraflar arasındaki uyuşmazlık Tüketici Kredi sözleşmesinden değil genel kredi sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.
4077 sayılı yasanın 23. maddesi bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür. Taraflar arasındaki uyuşmazlık Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kalmadığına göre davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi değil Genel Mahkeme görevlidir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Bu durumda mahkemece grev yönünden dava dilekçesinin reddine karar vermek gerekirken işin esasına girilerek yazıl şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2-Bozma nedenine göre tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, ikinci bent gereğince davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 18.40 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 30.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.