YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/15181
KARAR NO : 2012/17211
KARAR TARİHİ : 03.07.2012
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki sözleşmenin feshi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat … ile davacı vekili avukat …’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, inşaat yapımı hususunda davalı şirket ile 18.01.2008 tarihli sözleşme ile adi ortaklık oluşturduklarını, davalı şirketin ödemesi gereken ortaklık sermaye payını ödemediği gibi, inşaatın yapımında da herhangi bir katkısının bulunmadığını, 18.06.2009 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi haklı olarak feshettiklerini ileri sürerek adi ortalığın haklı nedenle feshini, davalının adi ortaklğın konusu olan kat karşılığı inşaat sözleşmesinden doğmuş ve doğacak herhangi bir hak ve alacak talebinde bulunamayacağının tesbitini istemiştir.
Davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davalının sözleşmedeki sermaye koyma borcunu yerine getirmediği gibi ortaklık işleriylede ilgilenmediği gerekçesiyle adi ortaklık sözleşmesinin feshine, davacının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla adi ortaklık adına yapılan işler sonucu ortaya çıkan ekonomik değerlerin davacıya ait olduğunun tesbitine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Taraflar arasında düzenlenen 18.01.2008 tarihli ortak girişim sözleşmesinde davalı şirketin adresi … Caddesi No:…/… …/… olarak, ortaklığın idare merkezinin adresi ise … Mah. … Cad. … Sokak … Apt. No: … …/… … … olarak gösterilmiş olup, ortaklığın idare merkezi olarak gösterilen adresin aynı zamanda davacının adresi olduğu da dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Mahkeme kararının da, davalıya … Mahallesindeki adres bildirilerek aynı adreste …’a 28.10.2010 tarihinde tebliğ edildiği PTT idaresinin yazısı ile sabittir. Bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, mahkeme kararının, davada davalının hasmı olan davacı adresine tebliğe çıktığı ve soyadı benzerliği nedeniyle davacının yetkilisi olduğu anlaşılan Dilek Yeşilyurt’a tebliğ edildiği ve bu itibarla tebligatın usulsüz ve geçersiz olduğu, davalının temyiz dilekçesinin bu nedenle süresinde verildiğinin kabulü gerektiği anlaşılmış olmakla, davalının temyizinin süresinde olduğu kabul edilerek temyiz itiralarının incelenmesine geçilmiştir.
2-Dava dilekçesinde davalının adresleri bildirilirken, … Cad. No:…/… … / … ve 2. adres olarakda … Mah. … Cad. … Sok. No:… …/… … … adresleri adres olarak belirtilmiş olup, … Caddesine çıkan tebligat “alıcı adres bırakmadan ayrıldığı” şerhi ile tebliğ edilemeden iade edilince bu defa bildirilen 2. adres olan … Mah. adresine tebliğe çıkarılmış ve bu adreste Tebligat Kanunun 21. maddesi uygulanmak suretiyle tebliğ edilmek istenmiş, bilahare davalıya tebligatın usulüne uygun yapıldığı kabul edilmek suretiyle mahkemece davaya devam edilerek temyize konu hüküm verilmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki, az yukarıda (1) numaralı bentte açıklandığı üzere … Mah. adresi ortaklığın idare merkezi olduğu gibi aynı zamanda davacının da adresidir. Bu itibarla davalının hasmı olan davacının adresine çıkarılan tebligatın usulüne uygun ve geçerli olduğunun kabulü olanaksızdır. Kaldı ki tebligat evrakında haber verildiği belirtilen …’un imzasıda alınmamış olmakla Tebligat Kanununun 21. ve Tebligat Nizamnanesinin 38. maddesine aykırı davranılmıştır. Hal böyle olunca davalıya dava dilekçesinin tebliğine ilişkin tebligatın usulüne uygun yapılmadığı ve bu haliyle davalının savunma hakkının kısıtlandığının kabulü gerekir. Mahkemece, değinilen bu yön gözetilerek, davalıya dava dilekçesinin usulüne uygun bir şekilde tebliği sağlanarak hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekirken savunma hakkını kısıtlayacak şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
3- 2 numaralı bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davalının temyiz dilekçesinin süresinde olduğunun kabulüne, (2) numaralı bent uyarınca kararın davalı yaranına bozulmasına, (3) numaralı bent gereğincede davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 900,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 3.7.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.