Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/157 E. 2011/7002 K. 02.05.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/157
KARAR NO : 2011/7002
KARAR TARİHİ : 02.05.2011

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R
Davacı,07/08/2007 tarihinde … yerinin yakınındaki davalı bankaya ait ATM cihazına para çekme işlemi için gittiğini, ancak kartının sıkıştığını, kartını cihazdan alamadığını, o sırada arkasında ATM de işlem yapmak için sırasını bekleyen tanımadığı bir kişinin duvardaki telefonu göstererek bankanın müşteri hizmetlerini arayabileceğini söylediğini, duvardaki telefonun bankaya ait olduğunu düşünerek telefon açtığını, karşısında kendisini görevli olarak tanıtan kişinin tüm sorularına şüphelenmeyerek cevap verdiğini, kartın iptal edildiği yönündeki açıklamayı duyduktan sonra telefonu kapatarak oradan ayrıldığını, ertesi gün kartını almak için şubeye gittiğini, kartının dolandırıcıların eline geçtiğini ve bütün hesabının boşaltıldığını öğrendiğini, Sincan C.Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğunu, bankamatik kabini içerisinde, telefon hizmeti verilmediğine dair bir uyarı tabelasının bulunmadığını belirterek hesabından çekilen 10.000,00 TL nin olay tarihinden itibaren bankalarca TL mevduatına uygulanan en yüksek avans faizi ile birlikte davalı taraftan tahsili ile yaşanan üzüntü ve maddi sıkıntılar nedeni ile 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı,davaya konu olayda şifre kullanılarak paranın çekildiğini, davacının kartının ve şifresinin başkalarının eline geçmesini engelleyecek önlemleri almadığı için kusurlu olduğunu,davalı olarak kendilerinde bir kusur bulunmadığını belirterek davanın reddini dilemiştir.
2011/157-7002
Mahkemece, kartın şifresinin 3. kişilerin eline geçmesine davacının sebeb olması nedeniyle kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş,hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı bankadan aldığı bankamatik kartını ATM cihazında kullanırken kartın sıkıştığını, o sırada yanında bulunan kişinin uyarı ve telkinleri doğrultusunda ATM cihazında içinde tesis edilmiş telefonu kullanarak kredi kartını iptal etmeye kalkıştığını, ancak, kartının ve bilgilerinin kötüniyetli kişi tarafından elde edilerek kullanıldığını, olayda davalı bankanın kusurlu olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Davalı, maddi olayın oluşu yönünden bir itiraz ve açıklamada bulunmamış, ancak, kusurun kart bilgilerini üçüncü kişilere veren davacıda olduğunu savunmuştur. Şu hale göre, ATM cihazlarındaki kart yuvalarını kötüniyetli üçüncü kişilerin kolayca müdahalelerine imkan tanıyacak şekilde bırakan ve yine, ATM cihazlarına kötüniyetli üçüncü kişilerin telefon düzeneği yerleştirmelerini engelleyecek ve bu konuda yeterli denetim tedbirlerini almayan davalı bankanın olayda asli kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Ne var ki, kart sahibi olan davacı da, gerek davalı banka ile imzaladığı sözleşmenin 10.maddesi ve gerekse, 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’nun 12.maddesi hükmü gereğince, kendisine tevdi edilen kartı ve bilgilerini özenle ve güvenli bir şekilde korumak ve iradesi dışında kartın veya bilgilerin kaybolması veya çalınması durumunda kart çıkaran bankayı derhal haberdar etmek zorundadır. Kartı ATM cihazına sıkışan davacı daha güvenli yollardan kart çıkaran bankayı haberdar etmek yerine kötüniyetli kişilerin talimatı ile hareket edip kart ve bilgilerinin onların eline geçmesine sebebiyet verdiğine göre, olayda davacının da müterafık kusurlu olduğunun kabulü zorunludur. Öyle olunca mahkemece, tarafların olaydaki kusur ve sorunluluklarının yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde belirlenmesi ve hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine ilişkin hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 2.5.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.