YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/16345
KARAR NO : 2012/13219
KARAR TARİHİ : 22.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki elatmanın önlenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, mülkiyeti Hazineye ait olan … İli, … İlçesi, 3962 ada, 1 parsel sayılı taşınmazın 1.000 m2’lik kısmını, restoran ve çay bahçesi olarak kullanmak üzere, 2886 sayılı yasa kapsamında ihale ile kiraladığını, 15.4.2008 tarihli kira sözleşmesinin, kiralananın, Kıyı Kanunu ve Kıyı Kanununun Uygulanmasına dair Yönetmelik Hükümlerine uygun olarak kullanılmadığı gerekçesi ile davalı tarafından feshedilerek, kiralananın tahliyesinin talep edildiğini, Oysa ki Kıyı Kanununa aykırı bir durumun söz konusu olmadığını ileri sürerek, fesih işleminin haksız olduğunun tespitine ve muarazanın giderilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, Kıyı Kanununa aykırılıktan dolayı sözleşmenin feshinin mümkün olmadığı gibi, sözleşmenin 11. Maddesinde düzenlenen ihtar koşuluna da uyulmadığı belirtilerek, davanın kabulüne, sözleşmenin feshine yönelik işlemin haksız olduğunun tespiti ile muarazanın giderilmesine karar verilmiş, hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, taraflar arasındaki kira sözleşmesinin haksız olarak feshedildiği iddiasına dayalı muarazanın men’i istemine ilişkin olup, davacı, sözleşmenin feshi için gerekli şartların bulunmadığını iddia etmiş, davalı ise, Kıyı Kanunu ve ilgili mevzuat hükümlerine aykırı yapılaşma ve kullanım nedeniyle sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini savunmuştur.
Anayasanın 43. maddesinde, Kıyıların Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu, deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetileceği, kıyılarla sahil şeritlerinin, kullanılış amaçlarına göre derinliği ve kişilerin bu yerlerden yararlanma imkan ve şartlarının kanunla düzenleneceği belirtilmiştir. Anayasanın ilgili hükmüne dayalı olarak çıkarılan 3621 sayılı Kıyı Kanununun 6. Maddesinde ise, kıyıların herkesin eşitlik ve serbestlikle yararlanmasına açık olup, buralarda hiçbir yapı yapılamayacağı düzenlenmiş, aynı maddede imar planı kararı alınması kaydıyla bunun istisnaları sayılmıştır. Yine 3621 sayılı yasanın uygulanmasına dair yönetmeliğin 13. Maddesinde de, onaylı uygulama imar planlarına göre kıyılarda yapılabilecek istisnai tesisler belirtilmiştir.
Mahkemece, dava konusu yerin konumuna ilişkin teknik bilirkişilerin katılımıyla yapılan keşif sonrasında düzenlenen bilirkişi raporuna göre, dava konusu yer ve üzerindeki yapıların, kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığı sabittir. Az yukarda değinilen Anayasanın 43. maddesinde belirtildiği üzere, kıyılar Devletin hüküm ve tasarrufu altında olup, kıyılara dair bu yasal düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olmakla, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin konusu olamayacağı gibi, bu konuda kazanılmış haktan da söz edilemez. Kaldı ki taraflar arasındaki kira sözleşmesinin “Özel Şartlar” başlıklı 31. maddesinde de, söz konusu taşınmazın 3621 sayılı kıyı Kanunu ve Bu Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmelik hükümlerine uygun olarak kullanılacağı, aksi takdirde kira sözleşmesinin herhangi bir hüküm almaya gerek kalmaksızın idarece feshedileceği, kiracının buna karşılık hiçbir hak ve tazminat talebinde bulunmayacağı belirtilmiştir. O halde davalı tarafından sözleşmenin fesih ve tahliyesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA.22.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.