Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/17548 E. 2012/17672 K. 10.07.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/17548
KARAR NO : 2012/17672
KARAR TARİHİ : 10.07.2012

… vekili avukat … ile … vekili avukat … aralarındaki dava hakkında … 23. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 12.3.2010 gün ve 280-76 sayılı hükmün Dairemizin 16.12.2010 tarih ve 6963-17361 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu.
KARAR
Davacı, 2004 yılından itibaren davalının yetkilisi olduğu dava dışı … İnş.San. ve Tic. A.Ş.’nin hukuk danışmanlığını ve avukatlığını yaptığını, aynı zamanda davalının da bir kısım hukuksal işlerini takip ettiğini,bu kapsamda davalının vekili olarak dava dışı … İnş.Ltd.Şti.’den olan alacağı için … 27.İcra Müdürlüğünün 2004/7552 esas sayılı icra takibini başlatarak borçlunun itirazı üzerine … 6.Tüketici Mahkemesinin 2006/1004 esas sayılı dosyasıyla itirazın iptali davası açtığını, bu süreçte davalının, 18.2.2008 tarihli ihtarname ile şirket adına kendisini azlettiğini,28.3.2008 tarihli faks mesajı ile de şirkete ve şahsına ait dosyaların teslimini istediğini, kendisinin de 9.4.2008 tarihli ihtarname ile vekalet ücretini istediğini, davalının cevap vermediği gibi masraf ve vekalet ücretini ödemediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla vekalet ücreti ve masraf alacağı karşılığı olmak üzere şimdilik 10.000TL’nin faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının vekil olarak katıldığı … 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2006/338 esas sayılı dosyası ile dava dışı … İnş.San. ve Tic. A.Ş. hakkında iflasın ertelenmesine karar verildiğini, bu kararın Yargıtay 19.Hukuk Dairesi tarafından bozulması üzerine davacı vekilin,ihmali ile karar düzeltme isteminde bulunmadığını,bu nedenle şirket vekilliğinden azlettikleri halde şahsi vekilliğinden azletmediğini,davacının 9.4.2008 tarihli ihtarname ile şahsi vekilliğinden haksız olarak istifa ettiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; Dairemizce taraflar temyizi üzerine, davalı yararına bozulmuş, davacı bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1-Davacı avukatın 7.6.2004 tarihli vekaletname ile davalının vekilliğini üstlendiği, 19.7.2004 tarihli vekaletname ile de dava dışı … İnş. San. ve Tic.A.Ş’nin vekaletini aldığı ve her ikisininde bir kısım davalarını takip edip sonuçlandırdığı anlaşılmaktadır. Davacı avukatın dava dışı şirketin de vekili iken, şirketin halim ortağı ve yetkilisi olan davalı … tarafından 18.2.2008 tarihli azilname ile azledildiği ve davacı avukata 28.3.2008 tarihinde fax çekerek gerek şirket adına gerekse şahsi dosyalarının teslimini istediği, buna karşın da davacı avukatın 9.4.2008 tarihli ihtarnameyle şahsi vekilliğinden de çekildiğini bidirip, vekalet ücretlerini talep ettiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Esasen bu konularda uyuşmazlık söz konusu değildir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın temelini, davacı avukatın şirket vekilliğinden azledilmesi sebebiyle şahsi vekilliğinden de istifasında haklı olup olmadığı, diğer bir anlatımla davacı ile davalı arasında vekalet ilişkisinin temeli olan güven ilişkisinin sarsılıp sarsılmadığı konusunda toplanmaktadır. Dava dışı şirketin temsilcisi olan davalı …’in şirketi davacıyı temsilen 18.2.2008 tarihinde göndermiş olduğu azilnamede davacıyı “gördüğüm lüzum üzerine azlettim” ibaresiyle azletmiş, şahsı namına vekalet nedeniyle bir azilname bulunmadığı anlaşılmışsa da, davalının yetkili olduğu şirketin davacı avukatı azletmesiyle davacı ile davalı arasındaki güven ilişkisinin sarsıldığının kabulü gerekir.
Davacı avukatın azilden sonra istifa etmesinin taraflar arasında güven ilişkisinin son bulması nedeniyle haklı ise de, öncelikle dava dışı şirket temsilcisi olarak davacıyı azlinin irdelenmesi gerekir. Azil haklıysa istifanın haklı olmasından sözedilemez. Azlin haksız olması durumunda ise davacının şahsi vekilliğinden istifası da haklı kabul edilmelidir. Dairemizin önceki bozma ilamında davalının şirket vekilliğinden azledilmesi davalının şahsi vekilliğinden de azledildiği sonucunu doğurmaz denilmişse de, bozma ilamındaki bu değerlendirmemiz zuhule müstenit olduğu, vekalet sözleşmesinin niteliğiyle bağdaşmadığı ve Dairemizin yerleşik içtihatlarıyla çeliştiği anlaşılmaktadır.
Nitekim, birden fazla dava dosyalarında herhangi birinden azil halinde de azil konusu olmayan diğer dosyalarda da azil varmış gibi sonuç doğurmaktadır. Bu nedenle şirket vekilliğinden azil nedeniyle davacı vekili
Istifası doğru ise de, öncelikle şirket vekilliğinden azlinin haklı olup, olmadığı üzerinde durulmalıdır. Nitekim davacı vekilin … Ltd. Şti’ne yönelik açmış olduğu … 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/642 E. Sayılı davanın derdest olduğu anlaşılmakla, o davanın sonucu eldeki bu davayı etkileyecektir. Azlin haklı olup olmadığı konusunda verilecek bir hüküm bu davada da kuvvetli delil mahiyetinde olacaktır. Öyle olunca, Mahkemece, … 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/642 esas sayılı dava sonucu beklenmeli, davacının şirket vekili olarak azlinin haklı olup olmadığı, dolayısıyla davacınında bu davada davalının şahsi vekilliğinden çekilmesinin haklı olup olmadığı üzerinde durulmalı ve sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Kararın bu gerekçeyle bozulması gerekirken zuhulen 16.12.2010 tarihli kararda belirtilen nedenle bozulduğu anlaşılmakla, Dairemizin 2010/6963 esas ve 2010/17361 sayılı bozma ilamının kaldırılarak, az yukarıda açıklanan nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Bozma nedenine göre sair karar düzeltme istemleri incelenmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle Dairemizin 16.12.2010 tarih ve 2010/6963 esas ve 2010/17361 karar sayılı bozma kararının kaldırılarak, bu gerekçeyle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının sair karar düzeltme itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 10.7.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.