Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/17874 E. 2012/20121 K. 18.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/17874
KARAR NO : 2012/20121
KARAR TARİHİ : 18.09.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
FERİ MÜDAHİL :………

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne, … yönünden hüküm kurulmasına yer olmadığına yönelik olarak verilen hükmün taraflar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat … … ile davacılar vekili avukat … ve İhbar Olunan … vekili avukat … … gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacılar, davalı şirketle 4.7.2006 tarihinde avukatlık sözleşmesi imzaladıklarını, sözleşmenin ücret konusu bölümünde, 42.500 TL maktu ücret ile açılan davalar neticesinde şirket adına yapılacak tahsilatın KDV, vergiler hariç %7’sinin nispi vekalet ücreti olarak ödenmesinin kararlaştırıldığını, sözleşme kapsamında tüm görevlerini eksiksiz yerine getirdiklerini, ancak dava dışı … tarafından gönderilen 22.10.2007 tarihli ihtarnamede, “… 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2006/777 E. sayılı dosya alacağının temlik alınması nedeniyle davanın … avukatlarınca takip edileceğinin” bildirildiğini, bu nedenle hak etmiş oldukları vekalet ücretinin ödenmesini davalı şirketten talep ettiklerini, ancak bu taleplerinin kabul edilmediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000 TL vekalet ücretinin 20.11.2007 tarihli ihtarname tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, dosya alacağının … tarafından temlik alınması nedeniyle, davanın …’ye karşı açılması gerektiğini, taraflar arasında yapılmış olan 4.7.2006 tarihli sözleşmenin geçersiz olduğunu, davacılardan …’nun “…” olduğuna inanılarak sözleşmenin yapıldığını, oysa ki adı geçen davacının “…” değil, “yardımcı …” olduğunun anlaşıldığını, kaldı ki avukatlık sözleşmesinin kendileri tarafından feshedilmediği gibi, davacıların da azledilmediklerini, maktu vekalet ücretinin daha önce ödendiğini, nispi ücretin ise talep edilemeyeceğini, ayrıca davacılarla akdi ilişki sona erdikten sonra davada ıslahla yükseltilen bedel üzerinden de vekalet ücreti ödenmesinin söz konusu olamayacağını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, “davalı şirketin …’ ye devrinin, sözleşmenin özel hükümlerinin (f) bendinde yer alan sebeplerden olmadığı, dolayısıyla davacıların dosyayı takip edememelerinin haklı istifa niteliğinde sayılamayacağı, ancak yaptıkları hizmet-emek ve mesaileri karşılığında bir ücretin belirlenmesi gerektiği, sözleşme tarihine ve açılan davadaki değere göre % 7 oranındaki vekalet ücretinin 70.000 TL olduğu, BK’ nun 98/2. ve 44. maddeleri gereğince belirlenen bu bedelden, peşin alındığı ihtilafsız olan 42.500 TL’lik ücret de gözetilerek takdiren % 75 oranında indirim yapılmak suretiyle 17.500 TL vekalet ücretinin ödenmesi gerektiği” belirtilerek, davanın kabulüne, taleple bağlı kalınarak 10.000 TL’nin ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 29.11.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmiş, hüküm, taraflar ve davaya fer’i müdahil olarak katılan … tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacıların tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davalı tarafın temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dava, vekalet ücreti alacağının tahsili istemine ilişkin olup, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun 18.6.2002 tarihli kararı ile … A.Ş.nin temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin feri müdahil …’ye devredildiği, akabinde de …’ın iştiraki olan davalı şirketin yönetim ve denetiminin de 26.2.3003 tarihinde …’ye devredildiği, tüzel kişiliği devam eden davalı …Ş. ile davacı avukatlar arasında, şirket eski yöneticileri hakkında mali sorumluluk davası açılması konusunda 4.7.2006 tarihli sözleşme imzalandığı, davanın 29.11.2006 tarihinde açıldığı, bu arada … tarafından, davalı şirketin çoğunluk hisselerine sahip olan … 2012/17874-20121 … A.Ş. hisselerinin, … A.Ş.’ne satışı ve devri ile ilgili olarak … ve … A.Ş. arasında 26.12.2006 tarihli hisse devir sözleşmesi ve bu sözleşmeye ek 6.4.2007 tarihli ek sözleşmenin imzalandığı, buna göre davalı şirketin davacısı olduğu … 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2006/777 esas sayılı dosyası ile açılan davaya konu mali sorumluluk ve haksız fiillerden kaynaklanan her türlü talep haklarının davalı ………. tarafından bila bedelle …’ye temlik edildiği, bundan sonra söz konusu dosyanın …’nin kadrolu avukatlarınca takip edilmeye başlandığı, bu durumun … tarafından 22.10.2007 tarihli yazı ile davacılara bildirilmesi üzerine, davacıların da 27.11.2007 tarihinde davadan çekildiklerini mahkemeye bildirdikleri anlaşılmaktadır.
Dava konusu 4.7.2006 tarihli sözleşme, taraflarca feshedilmediği gibi, davacıların vekaletten azledilmedikleri de sabittir. Bu nedenle sözleşmenin feshi halinde uygulanacak olan hükümlerin, dava konusu olayda uygulanması mümkün olmadığı gibi, davacı avukatların azli de söz konusu olmadığından, azil halinde Avukatlık Kanununda öngörülen hükümlerin de uygulanması mümkün değildir. Her ne kadar davacılar, vekaleten takip etmiş oldukları dosyanın temliki suretiyle takip olanakları kalmadığından, tüm vekalet ücretlerinin ödenmesi gerektiğini ileri sürmüşlerse de, dosya alacaklarının temlik edilmiş olması, haksız azil ya da haklı istifa olarak değerlendirilemeyeceğinden, temlikin, bunlarla aynı hukuki sonuçları doğurması da kabul edilemez. Öte yandan temlik alan, ücret konusu dosyanın karşı tarafı değil, üçüncü kişisi durumunda olduğundan, alacaklı ile borçlu arasında yapılmış bir sulh sözleşmesinden de söz edilemeyeceğinden, gerek sözleşmede, gerekse Avukatlık Kanununda, sulh halinde uygulanması öngörülen hükümler de uygulanamaz.
Sonuç olarak, dava konusu olayda, sözleşmenin feshi, avukatın azli ya da sulh bulunmadığından, sözleşme ve Avukatlık Kanununda düzenlenmiş olan bu durumlarda ödenmesi öngörülen vekalet ücretlerinin talep edilmesi mümkün değilse de, dava konusu dosya alacağının, …’ye temlik edilmiş olması ve bu durumun … tarafından 22.10.2007 tarihli yazı ile davacılara bildirilmesi üzerine, vekalet görevi fiilen sona eren, ancak bu tarihe kadar görevlerini yerine getiren davacı avukatların, vekaletin başladığı tarihten, temlikle vekaletin sona erdiği tarihe kadar, davalıya sağladıkları hukuki yardım nedeniyle sarf etmiş oldukları emek ve mesaiye karşılık hak ve nesafete göre bir ücret almaları gerektiği de kabul edilmelidir. Nitekim mahkemenin kabulü de bu yöndedir. Ne var ki davacıların, dava konusu sözleşme nedeniyle daha önce 42.500 TL maktu vekalet ücreti almış oldukları göz önüne 2012/17874-20121 alındığında, bu miktarın vekaletin süresi ve sarfedilen emek ve mesaiye göre hak ve nesafete uygun olduğunun kabulü gerekir. O halde mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ:1. bent gereğince davacıların tüm temyiz itirazlarının reddine, temyiz edilen hükmün, 2. bentte açıklanan nedenlerle temyiz eden davalı taraf yararına BOZULMASINA, 900,00 TL duruşma avukatlık parasının davacı ve …’den alınarak davalıya ödenmesine, aşağıda dökümü yazılan 2,75 TL kalan harcın davacıdan alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde davalıya iadesine, 18.9.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.