Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/18530 E. 2012/22045 K. 04.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/18530
KARAR NO : 2012/22045
KARAR TARİHİ : 04.10.2012

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalılar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalılar vekili avukat … gelmiş davacı tarafından gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı …’in kızı olduğunu, “kendisine araba almasını” istediğini, beğendikleri bir araba bulamayınca kızına, kendisinden sonra satın alacağı bir araba karşılığı olarak, iki adet açık bono verdiğini daha sonra … Şubesi’nden kredi ile satın alarak adına tescil ettirdiği … plakalı arabayı kızına verdiğini, bonoları geri istediğinde ise davalı kızının bonoları iade etmediğini, daha sonra bu bonolardan birini kendi adına 200.000 TL bedelli doldurarak takibe koyduğunu, diğerini de birleştirilen davanın davalısı olan oğlu …’a verdiğini, …’ın da aldığı bedelsiz bonoyu 350.000 TL bedelli doldurarak icra takibine koyduğunu belirterek, eldeki davanın konusu 30.01.2005 düzenleme, 30.05.2005 vade tarihli 200.000 TL ve birleştirilen davanın konusu 15.10.2005 düzenleme, 05.01.2006 vade tarihli 350.000 TL bedelli bonolardan dolayı davalılara borçlu olmadığının tespitine, %40 kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar; davacının dava konusu senedi borcu karşılığında verdiğini, borcunu ödemediğini, tanık dinlenmesine de muvafakatlerinin bulunmadığını, iddianın senetle ispatlanması gerektiğini savunarak davanın reddini ve %40 tazminatın davacıdan tahsiline karar verilmesini dilemişlerdir.
Mahkemece, esas ve birleşen davaların kabulüne, davacının icra takipleri nediniyle davalılara ayrı ayrı borçlu olmadığının tespitine, takip konusu ettikleri bono üzerinden %40 kötü niyet tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmiş, hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı eldeki davada, davalıların, boş olarak verdiği bonoları, birlikte hareket etmek suretiyle isteğine aykırı olarak doldurduklarını ve hakkında icra takibi başlattıklarını belirterek kendisinin söz konusu miktarlar kadar borçlu olmadığının tespitini istemiştir. Davalılar, yazılı belgeye karşı yazılı delil ile ispatın gerektiğini savunmuşlardır. Hemen belirtmek gerekir ki, taraflar yakın akraba olsa da, aralarındaki ilişkiyi yazılı belgeye bağladıkları için, HUMK 290. maddesi hükmünce dava konusu olayda artık tanık dinlenmesi ve tanık beyanlarının hükme esas alınması olanaklı değildir. Bu bağlamda, senedin hukuka aykırı bir şekilde ele geçirildiği veya senetteki yazıların sonradan doldurulduğunu davacının yazılı delillerle ispat etmesi gerektiğinin kabulü zorunludur. Davacının dosyaya sunduğu deliller ile bu hususu ispat edemediği görülmektedir. Bu itibarla ispat yükü ters çevrilmek suretiyle davalıların senette yazılı miktar kadar alacaklı bulunduğunu geçerli şekilde kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın ve birleşen davanın kabulüne karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır. Mahkemece, değinilen bu yön dikkate alınarak esas ve birleşen davanın reddi gerekirken, yazılı şekilde davaların kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalılar tarafından temyiz olunan kararın davalılar yararına BOZULMASINA, 900,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 04.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.