YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/18990
KARAR NO : 2012/5386
KARAR TARİHİ : 05.03.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı; T.C. Emekli Sandığı, Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı ve Bağ-Kur arasında düzenlenen ortak tedavi uygulama protokolü gereğince kurumun temin edebileceği malzeme fiyatlarının güncelleştirilmesi sonucu tespit edilen fiyatlar baz alınarak geriye dönük işlem yapılması hususunda anlaşmaya varıldığını ve ortak fiyat tespit komisyonunca saptanan fiyatlar göz önüne alındığında davalı ile davacı arasındaki sözleşme gereği davalıdan satın alınan tıbbi malzemelere ödenen bedel nedeni ile davacının davalıdan 1.489,31 Euro ve 35.382,40 USD Doları karşılığı olan 50.076,73 TL alacaklı olduğunun anlaşıldığını belirterek 50.076,73 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyen faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiş, dava dosyası ile birleştirilen … 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/173 Esas sayılı dava dosyasında ise davacı sıfatıyla; davalı … Sandığına karşı, yürütülen icra takibine davalı tarafından itiraz edildiğini belirterek itirazın iptalini istemiştir.
Mahkemece, davacı … Sandığınca açılan asıl davanın yerinde görülmemesi nedeni ile reddine, dava dosyası ile birleştirilen davalı – davacı yanca… Ltd. Şti.nce açılan … 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/173 E. Sayılı davanın kısmen kabulü ile davalı T.C Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün, … 19. İcra Müdürlüğünün 2005/3035 Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın 5.055,00 TL asıl alacak, 2.212,55 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 7.267,55 TL alacak yönünden iptali ile, asıl alacağın takip tarihinden itibaren değişen oranlarda reeskont faizi uygulanmasına, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı kuruma ait hastanenin davalıdan iyileştirici nitelikte tıbbi malzeme alımı yaptığı, davalılar tarafından fiyat farkı oluşması durumunda farkın ödenmesi hususunda taahhütname verildiği hususları taraflar arasında çekişmesizdir. Davacı, davalı tarafça verilen taahhütnameye dayanarak Rayiç Bedel Tespit Komisyonu tarafından yapılan tespitlere göre lehine 50.076,73 TL fiyat farkı alacağı tahakkuk ettiği iddiası ile bu davayı açmıştır.
Davalı şirket tarafından davacıya verilen 25.12.1999 tarihli taahhütname ile, Kurum ile protokol akdedilene kadar firmaları ya da bayileri tarafından kurum ünitelerine fatura edilen malzeme birim fiyatları ile, ileride yapılacak protokol fiyatları arasında kurum aleyhine yapılan ödeme tutarının o günkü döviz değerine göre fiyat farkı oluşması durumunda aradaki döviz bazındaki farkı ödemeyi kabul ve taahhüt ettikleri gibi, protokol akdedilmemesi durumunda ise, kurum ünitelerine fatura edilen malzeme birim fiyatları ile kurumca tespit edilecek rayiç bedel arasında kendilerine yapılan ödeme tutarının o günkü döviz değerine göre kurum aleyhine fiyat farkı oluşması durumunda aradaki döviz bazındaki farkı da tahsilatın yapılacağı günkü kur karşılığı olarak ödeneceği taahhüt edilmiştir.
Hukuk sistemimizde akit serbestisi prensibi kabul edilmiştir. Taraflar kanuna, ahlak ve adaba, kamu intizamına, şahsiyet haklarına aykırı olmamak şartıyla aralarında her konuda serbestçe sözleşme yapabilirler. (B.K.19-20md.) Yine sözleşme ile taraflar fiyat belirleme hakkını karşı tarafa yani alıcıya, satıcıya, kiracı ve kiralayana bırakabilirler. Böyle bir kararlaştırma taahhüt tarafları bağlar. Somut olayımızda olduğu gibi satıcı davalının, fiyat belirleme hakkını alıcı davacıya bıraktığına, taahhüdü geçerli ve davalıyı bağlayıcıdır. Ancak tek taraflı olarak fiyat belirleme hakkı tanınan taraf bu hakkını M.K.’nun 2.maddesine uygun olarak, hak ve nesafet ölçüleri içinde, objektif iyiniyet kurallarına bağlı olarak ve keyfilikten kaçınarak kullanmalıdır. Gerektiğinde bu hakkını kullanırken aşırılığa ve keyfiliğe kaçıp kaçmadığı hakim tarafından denetlenmelidir.
Dosya içerisinde mevcut bilirkişi raporu incelendiğinde “gelişen ekonomi dikkate alındığında fiyat farkı oluşmasının olağan olduğu” belirtilmiş ise de; bilirkişi raporunun taraflar, Mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli bulunmadığı, soyut ifadelere dayandığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, davacı, kendisine tanınan fiyat belirleme hakkına istinaden belirlediği fiyatlara göre fazla ödeme yapıldığını bildirerek 50.076,73 istediğine ve davalı taraf da karşı çıktığına göre, davacının ne şekilde fiyat belirlediği ve alacak çıkardığı hususları araştırılmalıdır. Bu amaçla öncelikle davacıdan belirlediği fiyatlarla ilgili ödeme belgeleri istenilmeli, faturada belirtilen tarihler itibariyle belirlenen fiyatların uygun olup olmadığı, fiyat belirlerken davacının hak ve nesafet kuralları içinde, keyfilikten uzak objektif iyiniyet kurallarına uygun davranıp davranmadığı, davalıdan ne miktar alacak talebinde bulunabileceği uzman bilirkişiler aracılığı ile araştırılarak, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli, gerekçeli raporla belirlenmesi gerekir.
Mahkemece açıklanan hususlarda gerekli araştırma yapılmadan, eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı tarafından temyiz edilen hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, 5.3.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.