Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/19552 E. 2012/9762 K. 10.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/19552
KARAR NO : 2012/9762
KARAR TARİHİ : 10.04.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, … Tadım Köyünde bulunan 3661 parsel sayılı taşınmazı 26.06.2002 tarihinde davalı Hazine’den satın aldığını, ne var ki iyiniyetli olarak yıllarca emek ve masraf yaparak, birinci sınıf bağ ve meyve bahçesi haline getirmiş olduğu satış konusu taşınmazın, bir kısmının Hazineye ait, diğer bir kısmının da dava dışı 3. kişiye ait taşınmaz içinde kaldığından bahisle satışın iptal edildiğini, bu durumda uğramış olduğu tüm zararlardan davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, ödediği satış bedeli olan 2660,00 TL’nin 22.07.2002 tarihinden itibaren faiziyle birlikte tahsiline, iyiniyetle yapmış olduğu zorunlu ve faydalı masraflar nedeniyle 7000,00 TL’nin ve olay nedeniyle yaşadığı üzüntü ve hayal kırıklığı nedeniyle de 3000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, “davanın kısmen kabulüne, 2660 TL alacağın 22.07.2002 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine” ilişkin olarak verilen ilk hüküm, tarafların temyizi üzerine Dairemizce, davalının temyiz itirazları reddedilerek, “taşınmazın tamamen zaptı halinde, alıcının, satıcıdan BK.nun 192. maddesinin 1, 2, 3 ve 4. bentlerinde yazılı zararları isteyebileceği, satıcının kendisine kusur isnat edilemeyeceğini ispatlamadıkça, satılanın zaptından kaynaklanan her türlü zarardan sorumlu olduğu, mahkemece, davacının satış bedeli dışındaki alacak kalemlerine ilişkin inceleme yapılarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle” davacı yararına bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak, 2.660 TL’lik alacak miktarı yönünden, ilk hüküm kesinleşmiş olduğundan, bu 2011/19552 2012/9762
Konuda karar verilmesine yer olmadığına, alınan iki bilirkişi raporunda da davacının talep edebileceği alacak miktarının talep edilen miktardan fazla olduğu gerekçesiyle davacının faydalı ve zorunlu masraf bedeline ilişkin isteminin kabulüne, 7.000 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, manevi tazminat isteminin ise reddine karar verilmiş, hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, satım akdinden kaynaklanan alacak ve satılana yapılan zorunlu ve faydalı masraflar nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Davacı tazminat istemi konusunda fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak suretiyle, şimdilik 7.000,00 TL’nin ödetilmesini istemiş olup dava, niteliği itibariyle kısmi dava niteliğindedir. Alacaklı, alacağının tümü için dava açmak zorunda olmayıp, alacağının şimdilik belli bir bölümünü dava konusu yapabilir. Ancak alacaklının böyle bir kısmi dava açması halinde de, alacağın tümü için açılan davalarda olduğu gibi talep edilebilecek alacak miktarının tam ve kesin olarak belirlenmesi zorunludur. Dava konusu olayda ise mahkemece davacının, satış konusu taşınmaza yapmış olduğu zorunlu ve faydalı masraflar nedeniyle talep edebileceği tüm tazminat miktarı kesin olarak belirlenmemiş, gerek ilk alınan bilirkişi raporunda hesaplanan miktarın (36.025,00 TL), gerekse daha sonra alınan ikinci bilirkişi raporunda hesaplanan miktarın (122.192,56 TL), dava dilekçesinde talep edilen tazminat miktarından fazla olduğu gerekçesiyle, davacının tazminat talebinin kabulüne karar verilmiştir. Oysa ki mahkemece kısmi dava niteliğinde olsa da davacının talep edebileceği tazminat miktarının tam ve tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi, bundan sonra taleple bağlı kalınarak alacağın dava konusu yapılan bölümü ile ilgili hüküm kurulması gerekirken, talep edilebilecek tazminat miktarı tam ve kesin olarak belirlenmeden yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ:1.bentte açıklanan nedenlerle, temyiz edilen kararın davalı yararına BOZULMASINA, 2. bent gereğince davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 10.4.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.