Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/21114 E. 2012/7128 K. 19.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/21114
KARAR NO : 2012/7128
KARAR TARİHİ : 19.03.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi sıfatıyla)

Taraflar arasındaki tüketiciyi koruma kanunundan kaynaklanan davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıdan 18.10.2006 tarihli sözleşme ile taşınmaz satın aldığını, taşınmazın teslimi öncesinde ve teslim sırasında belirlediği ayıpların tespit edilerek konut tespit föyüne işlendiğini ancak giderilmediğini belirterek ayıpların tespiti ile taşınmazda meydana getirdiği değer kaybının değerlendirilerek toplam satış bedeli olan 114.495.85 TL’den indirilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, Dava konusu davacıya satılan dairede herhangi bir ayıp bulunmadığını, ileri sürülen olguların gerçek olmadığını, Anılan proje kapsamındaki tüm imalatların onaylı projesine uygun olarak, ilan ve taahhüt edildiği biçimde tamamlanarak alıcılara teslim edildiğini, idare aleyhine karar verilmesi halinde yüklenici ve müşavir şirketlere rücu hakkı doğacağından davaya fer’ i müdahil olarak katılmalarını, davanın adı geçen şirketlere ihbarına ve davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece, davaya konu taşınmazdaki ayıpların meydana getirdiği değer kaybı olarak 10.304 TL yönünden davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalıdan satın almış olduğu taşınmazı teslim aldığı sırada tespit föyünde eksikliklerin belirlendiğini, bu eksiklikler dışında taşınmazın yapımında kullanılan demir, çimento ve diğer yapı malzemelerinde istenilen vasıfta olmadığını belirterek mevcut ayıpların taşınmazda meydana getirdiği değer kaybının satış bedelinden indirilmesini talep etmiştir.
4077 sayılı Kanunun 4. maddesinin 2. fıkrası hükmüne göre; tüketici, malın teslimi tarihinden itibaren otuz gün içerisinde açık ayıpları satıcıya bildirmekle yükümlüdür. Tüketici bu durumda, bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’da gizli ayıpların ne kadar sürede satıcıya ihbar edileceğine dair bir hüküm bulunmamaktadır.
2011/21114-2012/7128
Öyle olunca, 4077 sayılı TKHK’nun 30. maddesi gereğince, bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde, genel hükümlere göre uyuşmazlığın çözümü gerekli olduğundan, Borçlar Kanunu’nun bu konudaki 198. maddesi uygulanacaktır. Borçlar Kanununun 198. maddesine göre, alıcı, teslim aldığı malı örf ve âdete göre, imkân hâsıl olur olmaz muayene etmek ve satıcının tekeffülü altında olan bir ayıp gördüğü zaman bunu satıcıya derhal ihbar etmekle yükümlüdür. Bunu ihmal ettiği takdirde, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda adi bir muayene ile meydana çıkarılamayacak bir ayıp mevcut olup da, bu ayıp sonradan meydana çıkarsa, bu durumu da derhal satıcıya ihbar etmediği takdirde yine satılanı bu ayıp ile birlikte kabul etmiş sayılır. BK’nun 198. maddesinde öngörülen süre içinde ihbar edilmeyen ayıplar için dava açılamaz.
Davaya konu uyuşmazlıkta, mahkemece taşınmazdaki açık ve gizli ayıpların taşınmaz teslimi sırasında düzenlenen tespit föyünde davacı tarafından açıkça belirlenerek ve ihtirazi kayıt konularak teslim alındığı, teslimattan sonrada başka ayıpların da çıktığı, tüm bu ayıplar yönünden taşınmazda oluşan değer kaybının hesaplanmasına ilişkin bilirkişi raporundaki hesaplamaya dayalı olarak hüküm tesis edildiği anlaşılmaktadır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı tarafından taşınmazın teslimi sırasında düzenlenen tespit föyünde belirlediği ayıplı imalatlar dışında sonradan ortaya çıkan ayıplı imalatların açık ayıp mı yoksa gizli ayıp mı olduğuna dair herhangi bir tespite yer verilmemiştir. O halde, mahkemenin hükmüne esas aldığı bilirkişi raporu hüküm kurmaya ve Yargıtay denetimine elverişli değildir. Bu durumda mahkemece yapılacak …; bilirkişiden ek rapor alınarak veya yeniden uzman bilirkişiler aracılığıyla inceleme yaptırılıp, taşınmazın teslimi sırasında düzenlenen tespit föyünde belirlenen ayıplı imalatlar dışında kalan eksikliklerin ve ayıpların niteliği tespit edilerek, bu davada talep edilen ayıplı işlerden hangilerinin açık ayıp, hangilerinin gizli ayıp niteliğinde olduğu ayrı ayrı belirlendikten sonra süresinde açık ve gizli ayıpların ihbar edilip edilmediği değerlendirilerek karar verilmesi gerekir iken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, BOZMAYI gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 154.00 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 19.3.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.