Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/21230 E. 2012/14110 K. 31.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/21230
KARAR NO : 2012/14110
KARAR TARİHİ : 31.05.2012

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki sözleşmenin feshi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı şirketlerin elemanlarınca aldatıcı vaad ve taahhütler ile psikolojik baskı uygulayarak 23.12.2004 tarihinde devre tatil sözleşmesi imzalandığını, kendisine cayma bildirim belgesi verilmediğini, tatil hakkının kullandırılmadığını ileri sürerek, sözleşmenin feshi ile ödediği bedelin yasal faizi ile tahsiline, senetlerin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, sözleşmenin tesiste imzalandığı ve cayma hakkının süresinde kullanılmadığı, uzun süre sonra fesih hakkının kullanılmasının iyiniyet kuralı ile bağdaşmayacağı , ayıplı hizmet verildiğine ilişkin delil de bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Devre tatil sözleşmeleri B.K.nun 19/1 maddesine dayanılarak sözleşme özgürlüğü prensibi içerisinde yapılan ve tanımı 4077 sayılı kanunda 4822 sayılı kanunla değiştirilen tüketicinin korunması hakkındaki kanunun 6/B maddesinde düzenlenen sözleşmelerdir.
Dosyaya ibraz edilen sözleşmede işyerinde imzalandığı belirtilmekte ise de, sözleşmenin başlık kısmında tüketiciye cayma hakkı tanınmış olması ve davalının da cayma belgesinin düzenlenip verildiğini ancak süresinde bu hakkını kullanmadığını bildirdiğinden taraflar arasında kapıdan satış hükümlerinin benimsendiği, yukarıda açıklanan tanıma uygun olarak 27.3.2010 ve 3.4.2010 tarihinde sözleşme yapıldığı bu sözleşmenin kapıdan satış niteliğinde olduğu ve kullanım başlangıcının ise kasım 21-28 günleri olduğu anlaşılmaktadır.
4077 sayılı Tüketicinin Korunması hakkındaki kanunun 1. maddesinde kanunun amacının ekonominin gereklerine ve kamu yararına uygun olarak tüketicinin … ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu, aydınlatıcı, eğitici zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı önlemleri almak ve tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini özendirmek olduğu anlaşılmaktadır. Şu haliyle tüketici kanununda yer alan hükümler buyurucu nitelikte hükümler olup, tarafların sözleşme serbestisi ilkeleri çerçevesinde imzalayacakları sözleşmelerin yasanın bu buyurucu hükümlerine aykırı olmaması gerekir. Taraflar arasında yapılan devre tatil sözleşmesinin yasanın tanımını yaptığı 8. ve 9. maddelerinde belirlenen kapıdan satış niteliğinde olduğu kuşkusuzdur. Kapıdan satışlar işyeri, fuar, panayır gibi satış mekanları dışında önceden mütabakat olmaksızın yapılan tecrübe ve muayene koşullu satışlar olarak tanımlandıktan sonra, aynı yasa maddesinde bu tür satışlarda tüketicinin 7 günlük tecrübe ve muayene süresi sonuna kadar malı kabul veya hiçbir gerekçe göstermeden reddetmekte serbest olduğu vurgulanmıştır. Yasanın 9. maddesinde ise satıcının hazırladığı sözleşme, fatura veya tesellüm makbuzu ile birlikte, en az 12 punto siyah koyu harflerle yazılmış ve içeriği yasada açıklanan cayma belgesini vermeyi satıcıya yükümlülük olarak getirmiştir. Burada üzerinde durulması gereken konu bu tür satışlarda yasanın 8/2. maddesinde kararlaştırılan cayma hakkının ne zaman başlayacağıdır.
Az yukarıda açıklandığı gibi satışın tecrübe ve muayene koşullu olduğu açık ve belirgin bulunduğuna göre, cayma süresinin malın teslimi ile sözleşmenin aynı tarihte yapılması durumunda sözleşmenin düzenlendiği tarihten, malın tüketiciye teslimi sözleşmenin imzalandığı tarihten sonra ise, malın teslim tarihinden, mesafeli satışlar da malın tüketiciye ulaştığı tarihten, hizmet edimlerinde ise hizmet ediminin tüketiciye ifa edildiği anda işlemeye başlayacağının kabulü gerekir. B.K.nun 219-221. maddelerinde tecrübe ve muayene şartlı satım alıcının malı tecrübe ve malı muayene edip tasvip etmesi irade şartına bağlı olarak yapılan satım olarak tanımlanmıştır. 4077 sayılı kanunun 8. maddesinde düzenlenen satışlar ise B.K.nun anlamında tecrübe ve muayene şartıyla satışlardan olup burada sözleşmeden dönme hiçbir objektif koşula bağlanmamış, tamamen tüketicinin iradesine bırakılmıştır. Sözleşmenin taraflarca imzalanması ile cayılıp cayılmayacağının bildirilmesi arasındaki sürede sözleşme henüz hükümlerini doğurmaz. Sözleşmenin hükümleri bu aşamada askıda olup, tüketici bu süre içinde caymazsa sözleşme başladığından itibaren hükümlerini doğurur, cayması halinde başlangıcından itibaren hüküm doğurmaz. Taraflar arasında devre satış sözleşmesi imzalamakla birlikte, devre tatil hakkı kullanım tarihinden itibaren yani tecrübe ve muayane tarihinden itibaren cayma süresinin başlayacağının kabulü gerekir. Eldeki davada davacı tatil hakkını kullanmadığına göre davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle davanın reddi usul ve yasaya aykırı olup, hükmün bozulmasını gerektirir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 31.5.2012 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
(Muhalif)
MUHALEFET ŞERHİ
Mahkemece taraflar arasında imzalanan devre tatil sözleşmesinin kapıda satış sözleşmesi niteliğinde olduğu, davacının tatil hakkını kullanmamış olduğu bu nedenle cayma hakkını kullanabileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. 4077 sayılı yasanın 8. maddesinde düzenlenen satışlar, tecrübe ve muayene koşullu satışlardandır. Alıcı bu madde kapsamına göre satın aldığı malı tecrübe ve muayene etmedikçe cayma hakkını kullanabilecektir. Ancak her hakkın sınırları olduğu gibi bu hakkında sınırları olmalı ve bu hak kullanılırken satıcının zararlarının azaltılmasıda düşünülmelidir. Bu tür sözleşmede satıcı bedelide aldığı için sattığı malı başkasına pazarlamaktan vazgeçip sattığı malı alıcının kullanımına hazır tutmak amacıyla bir takım külfetler altına girmektedir. Normalde alıcıdan beklenen satın aldığı malı bir an önce tecrübe ve muayene edip, kullanacaksa cayma hakkını kullanmasıdır. Alıcı nasılsa benim böyle bir yasal hakkım var istediğim zaman istediğim gibi kullanırım şeklinde bir düşünceye sahip olmamalıdır. Satış bedelinide ödeyip satıcıya malı aldığı konusunda güvence veren alıcının ben malı tecrübe ve muayene etmedim diye 4 yıl sonra cayma hakkını kullanıp sözleşmenin iptalini ve ödediği paranın iadesini istemesi bir hakkın kötüye kulllanılmasıdır. Medeni Kanunu hükümlerine göre de bir hakkın kötüye kullanılması himaye edilemiyeceğinden davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Kararın bu nedenlerle sayın çoğunluğun görüşünden farklı olarak bozulması gerektiği görüşündeyim.