Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/2343 E. 2011/11552 K. 14.07.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2343
KARAR NO : 2011/11552
KARAR TARİHİ : 14.07.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki maddi-manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacılar, davacı …’nin davalı şirkete ait özel hastanede davalı doktor tarafından guatr ameliyatı yapıldığını, hatalı operasyon nedeniyle ses tellerinin kullanılamaz hale geldiğini, ameliyattan sonra oyalandığını, sonuçları hakkında bilgi verilmediğini, ameliyat yerine defalarca tıbbi müdahale yapılması gerektiğini, en son ses tellerinin bulunduğu bölgeye mikrofon taktırmak zorunda kaldığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000-TL maddi ve 20.000-TL manevi tazminatın davalılardan alınmasını istemişlerdir.
Davalılar, doktor hatası olmadığını, zamanaşımı süresinin dolduğunu savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacı …’nin tedavisini üstlenen davalı hastane ve istihdam ettiği doktorun ameliyat ve tedavi sırasındaki kusurları nedeniyle oluşan zararın giderilmesi isteğine ilişkindir. Davadaki ileri sürülüşe ve kabule göre, davanın temelini vekillik sözleşmesi oluşturmakta olup, özen borcuna aykırılığa dayandırılmıştır (BK m. 386-390). Davalılar tarafından davacının bu talebine karşı süresinde zamanaşımı def’inde bulunulmuştur. Davacı …’nin, 16.06.2003 tarihinde guatr ameliyatı olduğu, 07.12.2005 tarihinde … … Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde acil operasyon ile trakeotomi açıldığı, 12.12.2005 tarihinde bu hastaneden taburcu edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda
davacı …, davalı doktor tarafından yapılan ameliyat nedeniyle zarara uğradığını en geç … … Hastanesinden taburcu edildiği 12.12.2005 tarihinde öğrenmiş olup, bu husus mahkemenin de kabulündedir. Zararın varlığının öğrenildiği tarihte davacının dava açma hakkı doğar ve zamanaşımı da işlemeye başlar. Zararın varlığının öğrenilmesi zamanaşımının başlaması için yeterli olup, ayrıca zararın kapsam ve miktarının öğrenilmesi, zamanaşımının başlaması için bir koşul olarak aranmamaktadır. O halde somut olayda, 12.12.2005 tarihinden itibaren zamanaşımı süresi işlemeye başlamıştır. Taraflar arasındaki ilişki vekâlet sözleşmesine dayanmaktadır. BK’nun 126/4. maddesine göre vekâlet sözleşmesinden doğan davalar beş yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Davanın açıldığı 30.10.2009 tarihinde beş yıllık zamanaşımı süresi dolmamıştır. Hal böyle olunca, mahkemece, işin esasına girilerek hâsıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile BK 60. maddesinde öngörülen zamanaşımı süresinin dolduğundan bahisle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenle kararın temyiz eden davacılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine,
14.7.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.