Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/2471 E. 2011/10310 K. 28.06.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2471
KARAR NO : 2011/10310
KARAR TARİHİ : 28.06.2011

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı şirket, serbest harita ve mühendislik büro hizmeti verdiğini, dava dışı …’ın da şirket yetkilisi harita mühendisi olup, 2007 yılında davalının bu kişiye verdiği vekâletnameye istinaden davalının …’de bulunan 3 parça taşınmazı ile ilgili olarak imar yasasının 18.maddesi kapsamında uygulama ve harita hizmeti verildiğini, davalı ile yapılan anlaşma uyarınca … Kadastro Müdürlüğünde gerekli işlemler yapıldıktan sonra belediyeye gerekli müracaatların yapıldığını, bu işlemler devam ederken davalının söz konusu taşınmazları 3.bir kişiye satıp devrettiğini, bu durum üzerine 2007 yılı harita mühendisleri odası tarifesi üzerinden hesaplanan … bedeli 24.496 TL tutarında fatura tanzim edilerek ücretin ihtar ile talep edildiğini, davalının cevabi ihtar ile yapılan işi inkâr ettiğini belirterek şimdilik 5.000 TL’nin tahsilini istemiştir.
Davalı, davaya konu işin yapımı için dava dışı… … Ltd.Şti ile protokol yapıldığını ve işin yapımının bu şirketçe yükümlenildiğini, bu meyanda şirketin yazılı talebi üzerine de aralarında dava dışı …’ın da bulunduğu kişilere vekâletname verildiğini, protokolden kaynaklanan taahhütlerin yerine getirilmemesi üzerine de sözleşmenin feshedildiğini, davacı ile hiçbir şekilde akdi ilişkilerinin olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı şirket, davalının taşınmazlarına ilişkin 3194 sayılı İmar Yasasının 18.maddesi kapsamında uygulama ve harita hizmeti verildiğini, yapılan … kapsamında oda tarifesince hesaplanan ücretlerinin ödenmediğini ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.
Davalı, akdi ilişkinin dava dışı .… Ltd.Şti ile kurulduğunu ve sözleşme gereğince edimlerin yerine getirilmemesi nedeniyle bu şirket ile olan sözleşmenin karşılıklı olarak feshedildiğini savunmuştur. Gerçekten davalı tarafça dosyaya sunulan 12.4.2007 tarihli dava dışı… … Ltd.Şti’nin davalıya hitaben yazılı olarak vermiş olduğu taahhütname ve bu taahhütnameye istinaden taraflar arasında akdedilen 7.5.2007 tarihli protokol uyarınca dava dışı… … Ltd.Şti. tarafından davalının … ili sınırlarında bulunan taşınmazlarına yönelik olarak 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18.maddesi kapsamında uygulama yapıldığı, en son tescil aşamasında davalı birliğin kooperatif olması nedeniyle tescil için gerekli olan hibe yetkisinin verilemeyişi nedeniyle protokol kapsamında yükümlenen işin tamamlanamadığı ve sözleşmenin davalı tarafından feshedildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar davacı şirket, yapılan … ve işlemlerin dava dışı …’a verilen vekâletnameye istinaden yapıldığını, ayrıca bu kişiden aldıkları 5.7.2007 tarihli temliknameye dayanmakta ise de, 9.5.2007 tarihli vekâletnamenin, …., Ltd. Şti.’nin 20.4.2007 tarihli yazılı talebine istinaden verildiği, aynı vekâletname kapsamında dava dışı… ile…Ltd.Şti.’ne de yetki verildiği, bu vekâletname kapsamında yapılan … ve işlemlerin 7.5.2007 tarihli protokole dayandığı anlaşılmıştır. Hal böyle olunca davacı şirketin aktif husumet ehliyetinin olmadığı gibi, davalı akdi iliksiyi inkâr ettiğine göre davacının iddiasını yasal delillerle ispat etmesi zorunludur. HUMK.’nun 289. maddesi anlamında davalının açık muvafakati bulunmadığından olayda miktar itibariyle tanık da dinlenemez. Toplanan delillerden davacının iddiasını yasal delillerle ispat edemediği anlaşılmıştır. Bu durumda davanın reddine karar verilmesi gerekir. Ne var ki davacı, delil listesinde “her türlü delil” demek suretiyle yemin deliline dayanmış bulunduğundan davacıya yemin hakkı hatırlatılmalı, sonucuna göre bir karar verilmelidir. Yanlış değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 229,50 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 28.6.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.